İnsanın başa çıkamayacağı zorluk, dayanamayacağı acı yoktur. Ayrılık acısı, unutulmuşluk, değersiz hissetme, bir yana ölüm acısı bile unutulur en geç bir yılda. Ama insan evladının katlanamayacağı iki acı vardır ki onlar; açlık ve soğuktur. Allah hiçbir kuluna bunların ikisini birden vermesin. Onlar ki; insanı insanlığından çıkarır, gözünü karartır. İşte soğuk ve açlık öyle melun şeylerdir. "O"da ilk defa üşüyordu ikibinbir kışında. Bursada ara sokakların birinde küçük bir apartman dairesiydi kaldığı yer. Annesi de gelmişti. Memleketten gelen eşyalar bu küçük eve sığmamış, bir kısmı satılmıştı. Evin altı da üstü de boştu, soğuk sanki evin dört bir tarafında dolaşıyordu. Bir soba kuruldu salona. Ama gözü kör olasıcanın kendine faydası yoktu ki. Sırayla anne kız sobanın yanına bir kedi gibi büzülüyorlardı. Banyo yapılamaz olmuştu. Buz gibi banyoda titreyerek yapılan yıkanmaları ardından gece boyu kurumayan saçlar takip ediyor ve bu git gide dayanılamaz bir hal almaya başlamıştı. Annesinin tüm gün evde yalnızlığı, geceleri dırdırı, "-haydi kalk gidelim"leri bunaltıyordu. Annesini neden çağırdığını düşünüyor, işteyken mantıklı cevaplar buluyor ona olan sevgisine sarılıyordu. Ama geceler. O uzun kış geceleri soğuk evde baş başa kalmaları, tartışmaları, kavgaları küsmeleri yetiyordu hayttan bezmesine. Biliyordu ki aslında çoğu insan bundan daha kötü şartlarda yaşıyordu. Bu hayatı kabullenemesinin sebebi zor şartlar değil, hak etmediğine olan keskin inancıydı. Zaten dört yıl elin gurbetinde türlü zorlukla savaşmıştı sırf bu günleri tekrar yaşamamak için. Sanki her şey tekrar yaşanıyordu. Ama hayat dolu enerjisi içinde büyümeye devam ediyordu. Arkadaşları ile bazı geceler türkülü barlara gidiyor tüm hüzünleri bardaklara gömüyordu. Geceler boyu dans ediyor, şarkı söylüyordu. Çevresinden erkekler eksik olmuyor, "O" ise sadece geleceğine olan inancı ile sadece yüzlerine gülümsüyordu. Mezun olduktan sonra güzelliğine zariflik de eklemişti. Artık yürümesi duruşu tam bir iş kadınına yakışır haldeydi. Gittiği her ortamda kapıdan girmesiyle tüm dikkatleri üzerine topluyordu. Kendine güveni, hayata baş kaldırışı her hareketine yansıyordu. Çıtır kız kozasından sıyrılıyor, yerini "hanım" alıyordu.