Şuanki Zaman: 01-06-2009, 08:31 PM
Merhaba, Ziyaretçi! (Oturum Aç -€” Kayıt Ol)
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (2): « İlk < Önceki 1 [2] En Son »



abdest alma namaz kılma resimli anlatım sizin için !!!!...
Yazar Mesaj
hüzün!
Ağzı var, konuşuyor
**


Mesajlar: 30
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #11
Namazin Fikhî Yönü ....

I. Konunun Planı


A- Beş Vakit Namaz Kimlere Farzdır
B- Namazın vakitleri ve Nasıl Kılınacağı
C- Namaz Her Hâl Ve Şartta Kılınmalıdır
D- Namazı Kılmamanın Hükmü
E- Namazın Cemaatle Kılınması


П. Konunun Açılımı ve İşlenişi

Öncelikle namaz kılmanın hükmü delilleriyle birlikte açıklanarak konuya başlanır. Namaz kılmakla kimlerin yükümlü olduğu, vakitleri ve nasıl kılınacağı anlatılarak gerekliliğinden bahsedilir. Namazın çeşitleri ve namazla ilgili çeşitli konular izah edilir. Namaz kılmamanın hükmüne dikkat çekilerek konu özetlenir.

Ш. Konunun Özet Sunumu

Yüce Allah, insanı kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. İbadet ise; boyun eğmek, itaat etmek, emrin gereğini yerine getirmek gibi manaları ifade eder. İslam'ın her emir ve yasağına uymak ibadettir. İbadetlerin en önde geleni ise namazdır.

Kur’an’da Bizim Peygamberimiz’den önceki peygamberlerin namaz kılmakla emrolundukları değişik vesilelerle bildirilmektedir.[1] Bundan anlaşılıyor ki namaz ibadeti, sadece Muhammed (a.s.) ümmetine has olmayıp önceki ümmetlerde de mevcuttur. İslam’ın başlangıcında namaz sabah ve akşamleyin kılınan ikişer rek’attan ibaret iken, Mi’rac olayından sonra beş vakit namaz farz kılınmıştır. “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.”[2] Cebrail (a.s.), Hz. Peygamber (a.s.)’a Ka’be’de, namazın vakitlerini göstermek üzere imamlık yapmıştır.Bu durum, Mi’rac olayının hemen peşinden gerçekleşmiştir. “Cebrâil (a.s), Hz. Peygamber'e gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiştir.”[3]


Namaz, dinimizin ifasını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehadetten sonra, İslam binasının üzerine kurulduğu beş esastan birincisidir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her müslümana, farzdır. Farziyyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Terkedilmesi ve (geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret bulunmaksızın) vaktinde eda edilmeyip, kazaya bırakılması, büyük günahlardan biridir. Bu itibarla, her müslümanın beş vakit namazını vakti içinde eda etmesi; geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret olmadıkça, hiçbir vaktin namazını kazaya bırakmaması gerekir.


İslam'ın beş temel esasından biri olan namaz, günün belli zaman dilimleri içerisinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır.

Kur'an'da namazın kılınmasına dair bir çok ayet bulunmasına rağmen nasıl kılınacağı tam olarak bildirilmemiştir. Namazın nasıl kılınacağını ancak hadislerden öğrenebiliriz

[1] Bakara, 2/83; Yunus, 10/87; İbrahim,14/37; Meryem, 19/30-31, 54-55; Taha, 20/14; Enbiya, 21/72-73; Lokman, 31/17.

[2] A’raf, 7/205

[3] Müslim, Sahih, Mesacid ve Mevadiu’s- Salat, 5/178. (І. 429)





Peygamberimiz(s.a.s), bizzat kılarak,namazı ashabına göstermiş ve “Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın.” buyurmuştur. [1]

Aynı şekilde namazların vakitleri de Hz. Cebrail (a.s) tarafından gösterilmiştir. Hz. Peygamber de ashabına bu vakitleri bildirmiştir[2]

Asr-ı Saadetten günümüze kadar da namaz vakitleri 5 (beş) olarak kabul edilmiş ve öylece kılınmıştır. Bu güne kadar da namaz vakitlerinin bundan aşağı olduğunu söyleyen çıkmamıştır.


Namazın terki için, dinimizde hiçbir mazeret yoktur. Geciktirilmesi (kazaya bırakılabilmesi) için dinin meşru saydığı mazeret ise, unutma ve uyku gibi şuur dışı haller ile, o anda (vakti içinde) eda edebilme imkanının bulunmayışından ibarettir.


Namazı vaktinde eda etmek o kadar önemlidir ki; Hz. Peygamber(s.a.v.), bazı gazvelerinde, daha sonra da ashab-ı kiram mecusîlerle yaptıkları savaşlarda "korku namazı" kılmışlar,düşman korkusu yüzünden namazı kazaya bırakma yolunu tercih etmemişlerdir.


Bu durum İslâm'ın namaza ve onun cemaatla kılınışına verdiği önemi göstermektedir. Ölüm tehlikesi gibi ağır şartlar oluşmadıkça, güç yettiği ölçü ve şekilde, ayakta, (hastalık durumunda) oturarak, yatarak, gerektiğinde yalnız baş iması ile namazın kılınmasının istenmesi, namazın belirlenmiş olan vakti içinde kılınmasını sağlamak amacına yöneliktir.


Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namaza engel teşkil etmemelidir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.”[3]


[1] Buhari, Sahih, Ezan, 10/18. ( I, 155.)

[2] Müslim, Sahih, Mescid ve Mevâdiu's-Salat, 6/138.

[3] Nur, 24/37-38.




IV. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler



فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَابًا مَوْقُوتًاNamazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.”[1


“Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.”[1]
Namaz her hal ve şartta kılınmalıdır.
“Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.”[2]

[1] Buhari, Sahih, Ezan, 10/18. ( I, 155.)
[1] Müslim, Sahih, Mescid ve Mevâdiu's-Salat, 6/138.
[1] Nur, 24/37-38.
[1] Nisa, 4/103.
[1] İsra, 17/78.
[1] Maide, 5/6.




Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).”[1]
Yolculara, dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak kılma kolaylığı sağlanmıştır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.”[2] Hz. Peygamber (s.a.v.), umre, hac ve savaş için yaptığı yolculuklarında dört rekatlı farz namazları iki rekat olarak kıldırmıştır.Namazın ilk farz kılınışı da zaten iki rekattır.


عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ فُرِضَتِ الصَّلاَةُ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ فِي
الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ وَزِيدَ فِي صَلاَةِ الْحَضَرِ ‏.‏
Peygamberimizin Eşi Hz. Aişe (r.a.)’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir. "Namaz ikamet ve sefer hallerinde iki rekat, iki rekat farz kılındı, sonra seferde olduğu gibi bırakıldı; hazarda (ikamet durumunda) ziyade olundu."[1]
Zaruret ve ihtiyaç halinde öğle ile ikindi namazlarını uygun vakte göre öğle veya ikindi vaktinde, akşam ve yatsı namazlarını da akşam veya yatsının uygun vaktinde birleştirerek kılmakta mümkündür.

V. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler


عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ بَيْنَ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ إِذَا كَانَ عَلَى ظَهْرِ سَيْرٍ، وَيَجْمَعُ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ‏.‏

İbn Abbâs (ö: 68/687), "Rasulüllah (s.a.v) Tebûk Seferi’nde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı" demiştir.[1]
Ayakta durmaya güçleri yetmeyen hasta ve özürlüler, oturarak, buna da güçleri yetmeyenler, yatarak namazlarını kılabilirler.
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.”[2]
Namazı Kılmamanın Hükmü
“Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır”[3]
Bu âyet; namazlarını kılmayanların cehennemde cezaya maruz kalacaklarını billdirmektedir. Dinin direği ve mü’minin miracı olan namazı kılmayan bir insan, diğer dînî görevlerinde de gevşektir, günah bataklığına dalmış ve böylece nefsine zulmetmiştir.


[1] Bakara, 2/239.
[1] Nisa, 4/101
[1] Buhari, Sahih, Salat, 8/1.(І. 93); Müslim, Sahih, Salâtü’l-müsâfirîn, 6/1,4. (I, 478.) Ebû Davut, Sünen, Salat, 27. (II, 7.)
[1] Müslim, Sahih, Salâtü’l-müsâfirîn, 6/52, (I.490); Buhârî, Sahih,Taksîrü’s-salâti,18/13,( ІI.39.)
[1] Al-i İmran, 3/191
[1] Meryem, 19/59



İbn Abbas(ö.62/687) ve İbn Mes’ûd (ö.32/652), âyette geçen “gayyâ” kelimesinin cehennemde bir vadinin ismi olduğunu söylemişlerdir.[1]
Namazın Cemaatle Kılınması
Beş vakit namazın cemaatle kılınması tek başına kılınmasından 27 derece daha sevaptır. Peygamberimiz (a.s):


عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ صَلاَةَ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏‏.‏




"Cemaatle kılınan namaz, ayrı kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür"[1]buyurmuştur.
Peygamberimiz daha bir çok hadisinde namazların cemaatle kılınmasını tavsiye etmektedir. Bununla ilgili bir örnek daha verelim:


وَقَالَ ‏"‏ لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الأَوَّلِثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلاَّ أَنْ يَسْتَهِمُوا لاَسْتَهَمُوا عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏
‏"‏ وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِي التَّهْجِيرِ لاَسْتَبَقُواإِلَيْهِ، وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِي الْعَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْحَبْوًا ‏"‏‏.‏İnsanlar “ezan”ın ve camide ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamasalardı kura çekerlerdi. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerekte olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi. “[2]

. Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

1- İlmihal, Namaz, T.D.V. yay.
2- İlmihal, Namaz, D.İ.B. yay.
3- Büyük İslam İlmihali, Ö Nasuhi BİLMEN
4- Mukayeseli İbadetler İlmihali, Vecdi AKYÜZ


alıntıdır kitaptan

derleyen düzenleyen hüzün




























06-25-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
cemertem
Yorumcu
****


Mesajlar: 661
Grup: Registered
Katılım: Jan 1970
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #12
Ynt:abdest alma namaz kılma resimli anlatım sizin için !!!!...

bilmeyen kardeşlerimizin bilgilenmesi adına güzel bi konu. teşekkürler

06-26-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Ozcank
Yorumcu
****


Mesajlar: 314
Grup: Registered
Katılım: Dec 1999
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #13
Nafile günlük namazların faziletleri

İŞRAK NAMaZI

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Bir kimse sabah namazını cemaatle kılar sonra güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikrederek oturur ve iki rekât İşrak namazı kılarsa, kendisine tam bir Hac ve Umre sevabı verilir.(3 defa “tam” buyurdu)”
H.z Enes (R.A)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
Bir kimse sabah namazını cemaatle kılar, namaz kıldığı yerde oturur ve sonra “En-**” suresinin ilk üç ayetini okursa, Allah ona, Allah’ı tesbih eden ve kıyamete kadar o kimse için istiğfar edecek yetmiş bin melek vazifelendirir.”
H.z İbni Mes’ud (R.A)

DUHA NAMAZI

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“ Kulun uykusunda ruhu kabzolunur. Ve geri verilip verilmeyeceğini de bilmez. Vitir namazını kılıp yatması onun için daha hayırlıdır. Ayda 3 gün oruç tutan, ayın hepsini oruçlu geçirmiş gibi olur. Çünkü Allah bire on sevab verir. Kul, kendisinden her "Sülâmâ"sının bir zekâtı olduğu halde sabahlar. "Sülâmâ nedir? Ya Resulallah" denildi. Buyurdu ki: "Ceseddeki her kemiğin mafsalıdır. Eğer o kul, dört secde ile 2 rek’at namaz kılarsa (İşrak veya duha namazı) cesedinin zekâtını ödemiş olur.”
Hz. Ebud Derda (R.A.)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“ Duha namazını iki rekât kılarsan gafillerden sayılmazsın. Dört rekât kılarsan muhsin yazılırsın. Altı rekât kılarsan kâmilin yazılırsın. Sekiz rekât kılarsan Fâizîn sayılırsın. On rek'atte sende o gün günah tutunmaz. On iki rekât kılarsan senin için Allah Cennette bir köşk bina eder.”
Hz. Ebû Zerr (R.A.)

EVVABİN NAMAZI

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Bir kimse akşam namazından sonra konuşmadan 2 rekât Evvabin namazı kılarsa, birinci de Fatiha ve Kafirun, ikinci de Fatiha ve İhlâs surelerini okursa yılanın kabuğundan çıktığı gibi günahlarından çıkar.”
H.z Enes (R.A)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Bir kimse akşamla yatsı arasında 20 rekât kılar her rekâtta fatiha ve ihlâs surelerini okursa, Allah o kimsenin nefsinde, ehlinde, malında, dünyasında ve ahiretinde muhafızı olur.”
H.z Enes (R.A)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Bir kimse akşam namazından sonra aralarında fena bir şey konuşmaksızın 6 rekât Evvabin namazı kılarsa 12 senelik ibadetine denk olur.”
H.z Ebu Hureyre (R.A)
TEHECCÜD NAMAZI ( GECE NAMAZI )

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Gecenin son bölümünün ortasında, Âdemoğlunun kıldığı iki rekât namaz, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. Ümmetime zor geleceğini bilmeseydim, onlara "teheccüdü" mecburi kılardım.”
Hz. Hasan (R.A)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Gece namazına devam edin. Bu, sizden evvelki salihlerin âdetidir. Gece namazı, Allah'a yakınlık, günahlardan uzaklaştırıcı ve hatalara kefarettir. Bünyeden de derdi atar.”
Hz. Bilal (R.A.)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Gecenin üçte biri kaldığında Allah Teala dünya semasına nüzul eder de şöyle buyurur: "Kim bana dua eder ki o duayı kabul edeyim. Kim bana istiğfar eder ki, ben onu mağfiret edeyim. Kim sıkıntısının giderilmesini istiyor ki, onu gidereyim. Kim benden rızık taleb eder ki, onu rızıklandırayım." Ortalık aydınlanıncaya kadar bu böyle devam eder.”
Hz. Ebû Hüreyre (R.A.)

KAYNAK: RAMUZ EL HADİS (HADİSLER DERYASI)

alıntıdır bu konu ..

07-29-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
HİFA
Dinleyici
*


Mesajlar: 3
Grup: Registered
Katılım: Aug 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #14
Ynt:abdest alma namaz kılma resimli anlatım sizin için !!!!...

Kuraklıkta kolaylık getiren teyemmüm ayeti nasıl geldi




İslam kolaylık dinidir. Onda zorluk ve çaresizlik yoktur. Bundan dolayıdır ki, suyun bulunmadığı kuraklık devrelerinde teyemmümle abdest almak, gusletmek kolaylığı konmuş, ne pahasına olursa olsun mutlaka su ile abdest alacaksınız diye bir zorluk emredilmemiştir.
Ayrıca, bu teyemmüm ayetinin gelmesi öncesinde eşyasını kaybeden Aişe validemize karşı Peygamberimiz'in gösterdiği fevkalade saygılı ve hoşgörülü hali de dikkatimizi çekmekte, günümüz insanına kadına verilen değer konusunda mesajlar da sunmaktadır. Bu açılardan inceleyeceğimiz bu kuraklıkta kolaylık getiren ayet olayını bugün birlikte okuyacağız:
***
Hicretin beşinci senesinde Beni Mustalık gazasında ordu yatsı namazından sonra konakladığı susuz yerden ayrılmak üzereydi. Gece serinliğinde ileride suyu olan bir kuyu başına ulaşmak için yola çıkma emri verildi:
-Herkes hazırlığını yapsın, sabah namazı için suyu bulunan bir kuyu başına ulaşmak üzere yola çıkıyoruz!..
Efendimiz'in yanında Aişe validemiz de vardı. O da hazırlığını yapmaya başladığı sırada elini boynuna attığında içi cız etti. Emanet olarak taktığı kıymetli kolyesinin yerinde yeller esiyordu. Kopup kumların üzerine düşerek kaybolduğu anlaşılıyordu... Hemen çadır çevresinde aramaya başladı. Olayı öğrenen Efendimiz de bu aramaya iştirak etti. Ne var ki yer yarılmış da kolye içine kaybolup gitmişti. Çevreden ise soruyorlardı:
-Ne bekliyoruz? Sabah namazı için varacağımız sulu yer uzak. Bir an evvel yola çıkmalıyız...
Efendimiz emanet kolyesini bulamayışından dolayı ciddi şekilde üzülen Aişe validemizi teselli etti:
-Merak etme Aişe, dedi, kolyeni bulmadan buradan ayrılmam, sen üzülme!..
Gecenin karanlığında kolyeyi bulmaktan ümitleri kesilince yorgun düşen Aişe validemiz çadırın önüne oturdu. Hemen yanına uzanan Efendimiz de onun dizine başını koyarak istirahat etmeyi tercih etti. Maksadı biraz da mahcup olan hanımını rahatlatmaktı.
Bu sırada insanlar 'ne duruyoruz daha?' diye söylenmeye devam ediyorlardı...
- Aişe annemizin kolyesi kaybolmuş, onun için bekliyoruz!.. söylentisi yayılınca baba Hazreti Ebu Bekir öfkeyle gelerek:
-Nedir senin bu halin? Burada abdest alacak su yok, sabah namazı için suyu bulunan bir yere ulaşmamız gerekirken orduyu bekletmeye hakkın var mı? diye çıkıştı. Bununla da kalmadı iyice yaklaşıp parmak ucuyla kızına dürtmekten kendini alamadı. Ancak Aişe validemiz dizinde uyuyan Resulullah rahatsız olmasın diye yerinde sabit kalarak rahatsızlığı hissettirmemeye gayret etti. İnsanlarda ise endişe artarak devam ediyordu:
-Burada su yok, sabah namazını nasıl kılacağız?..
Efendimiz bütün bu telaşa rağmen, hanımının kolyesini bulup da onu üzüntüden kurtarmadan ayrılmak niyetinde olmadığı mesajını veriyordu adeta.
Nihayet sabah namazı yaklaştı, telaşlanmalar daha da çoğaldı.
İşte bu sırada Efendimiz'e vahiy geldi. Bu defa getirdiği Maide Sûresi'nin altıncı ayetiydi. Rabb'imiz suyun olmadığı yerde toprağa el vurularak alınan teyemmüm abdestiyle namaz kılınacağını bildiriyor, böylece Allah'ın insanlara zorluk değil kolaylık istediğine dikkat çekiyordu...
Suyun bulunmadığı yerlerde toprakla teyemmüm edilerek namaz kılma kolaylığının geldiğini duyan telaşlı insanlar, bu defa sevinç tekbirleriyle çölü inletmeye başladılar:
-Allahü ekber Allahü ekber!.. nidaları bir müddet sürdü. Önceden telaşlananlardan bazıları da bu defa Hazreti Ebu Bekir'e gelerek:
-İyi ki Resulullah (sas) annemizin kolyesi için orduyu bekletti. Böylece suyun bulunmadığı yerlerde teyemmümle namaz kılma kolaylığına kavuşmuş olduk. Hep hayırlı şeylere sebep oluyor Ebu Bekir ailesi!.. diyerek sevinçlerini ifade ettiler. Hemen oracıkta kumların üzerinde ellerini toprağa vurarak birincisinde yüzlerini, ikinci vuruşta da kollarını meshedip teyemmüm abdesti ile namazlarını kolayca kıldılar...
Bundan sonra ortalığın aydınlanması üzerine çadırın yanında oturan devenin kalkmasıyla kolyenin devenin altında kaldığı meydana çıktı. Bir sevinç daha yaşandı.
Böylece bu bekleyiş sırasında hem büyük bir kolaylık sağlayan teyemmüm ayeti gelmiş hem kaybolan kolye bulunmuş hem de Resulullah'ın (sas) yanında hanımların hatırı, ordunun hareketini durduracak kadar ileride olduğu gerçeği de meydana çıkarak Peygamber'in yanında kadının değeri yoktur, diyenlere canlı bir örnek sunulmuş oldu...
Ahmet ŞAHİN 21 Ağustos 2007, Salı

08-23-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Sayfa (2): « İlk < Önceki 1 [2] En Son »
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim | tryorum, | En Üste Dön | Konulara Dön | Arşiv | RSS