Bir papatya ve güvercinler
saçlar savrulur
buğday başağı saçlar
ne umdun, ne buldun
hep tuzak kurulu
şu hayatta
her nereye bir fidan diktiysen
kurudu
sevgiden yana
yeşermeye çalışmaktan
yorgun düşmüş
filizler
içli bir şarkı, ayrılıktan yana
bir şeyler fısıldamakta
ağladıkça
ağladıkça
gözlerin kapalı bir dünyaya
uçuşarak düşecek
yaprak yaprak sararan
o güzelim düşler
savrulur dalga dalga
altın saçlar…
sen böyle hasret mi soluyacaktın
baharında hayatın
böylesine ayrılıklar mı
kucaklayacaktı seni
baharlara ulaşmadan
tükenecek miydi sevdalar
ağladıkça geleceksin
kendine
bir gün gelecek
bulacaksın tüm ayrılıkların
cevabını
yüreğinde
kaybolacak kederlerin yüzü
bir gemi
yepyeni sevdalara
açılacak
çalkantılı denizlerde
yollara düşüp de bir kederli
insanın ellerinden tut
yelkenlerini
sonsuz sevda denizine aç
dinsin dalgalar,
dinsin gözyaşın
ağladıkça baharı,
yağmurları,
martıları getireceksin
mevsimine yandığın insanın
sevda bahçesinde açan
bir gül olamasan da
anıların bahçesinde
boynu bükük
bir karanfil gibi kalmak
düşten de güzel
ve
an gelir hatıralarda
canlanır
biten bütün hüzünlü
sevgiler
bir papatya ve kelebek
saçlar savrulur
buğday başağı altın saçlar
an gelir
düşlerde kaybolur…