şte bu noktada iki ihtimâli göz önünde tutmak durumundayız.
1- Vakit daraldıkça bazı vatandaşlar muhtara veya belediyecilere gidip, "şu soyadı işini halledelim kurban, bir hayrediver, harmanı bırakıp geldim" diye yalvar-yakar olur; görevli de, "anan seni Kadir gecesi doğurmuş; bas şuraya parmağını" deyip, hizasına soyadı olarak mesela "Tavasapı"nı konduruverir!
2- Son gün geldiğinde muhtar veya bir başka görevli, tek tek milletin kapısını aşındırmaktansa bir tenha yere kurulup defteri kucağına çekerek sevdiği ve tanıdığı kişilere "Arslan, Kaplan, Yılmaztürk, Çelikpençe, Eroğluer" gibi hamâsi bir isim armağan eder; sevmediklerine ise "beğenmezlerse sürünsünler mahkemede", diye homurdanarak yukarıda misâli verilen sıfatlardan birer soyadı uyduruverir.