bugün işten çıkışta çarşıya indim. kalabalığa karışmak istedim. insanların yüzlerine baktım. en çok sevdiğim oyundur insanların yüzlerine bakarak ne düşündükleri ne yaptıkları hayatları hakkında fikirler üretmek. bazen bir parkta oturur kalabalıkta birini seçerim kendime. duruşuna yürüyüşüne bakarım, kıyafetine, elini tuttuğu küçük çocuğun kendisine nasıl baktığına. neler düşünür bu adam? kalabalığın ortasında kendini mi arar kimseye soramadan, yaptığı hataları mı düşünür, belki de sıkıyordur çocuğun elini haytta yaptığım en güzel hata diyerek. belki karısına ne kadar uzun zamandır kendisini sevdiğini söylemediğini, belki kendisine söylenmediğini. belki dökülen saçlarının artık geri gelmeyeceğini anladığı için kendisine gülümsüyordur şu an. yanından geçen ve geçerken de avazıyla bağıran çaycıya nasıl da baktı, kesin okkalı bir küfür de savurmuştur içinden, dudaklarının kıpırdamasından belli. belki kendisi de bir zamanlar çaycılık yaptı her küçük çocuk gibi. şu kız neden bu kadar hızlı yürüyor. nereye yetişmeye çalışıyor? yoo sevgilisine koşmuyor. sevgilisine koşan insanı yüz metreden fark edersin. ayakları yere dokunmaz, saçları sanki denize dalarsın da dalgalanır ya işte öyle dans ederler. harketleri anidir bir ceylan gibi, her sese kafa çevirirler, her yöne hızla bakarlar. ama hiçbir şey göremezler. o yüzden sevgilisi yanına gelene kadar onun varlığını fark edemez. sevgilinin gelişi hep süpriz olur. hayır, bu kız sevgilisine gitmiyor. yazık. peki ya şu karşı bankta oturan soysuz neden bana öyle dik dik bakıyor gözlüklerinin arkasından. neden kaşların sürekli çatık. neden yüzün düşmüş, hasta mısın yoksa? sen ne düşünüyorsun haa?? ne bok yemeye bursaya geldiğini mi? kendine ve çevrene dayanılamayacak acılar verdiğini mi? sırf bu halini görmesinler diye ailenden bile kaçtığını mı? arayacak kimsen olmadığından aylardır telefonların sadece sabit ücretini verdiğini mi? sahip olduklarının aslında sadece sahip olamadıklarına özlem olduğunu mu? ne düşünüyorsun, ne? düşünüyor musun? biri omzuma dokununca uyanır gibi irklidim. "-iyi misin birader? birşeyin mi var?"salak salak adama bakıyorum. burası da neresi? cumhuriyet caddesinde kaldırımın ortasında dikiliyorum. yanımdan birsürü insan geçiyor. adam bir kez daha soruyor. iyiyim deyip başımdan savıyorum. ne kadar zamandır buradayım, neden durdum sokağın ortasında?! aklım nerede....