Şimdi, bireyler yazmak için hayatımızın en iyi filmini beklemeye kalkışırsak boş kalırız fikrindeyim. Dolayısı ile biraz rastlantısal olarak, son izlediğimiz filmlerden birkaç tanesini seçivermek, süreci de test etmek açısından hoş olacak galiba.
Amnesia, Gabriele Salvatores'in bizim ters sıra ile izlediğimiz son iki filminden biri (bu motivasyonla öbürünü [Io non ho paura - I am not scared] de yazabilirim bile).
Türk'ün romantik dillerle imtihanından çakmam sonucunda kendisini İspanyol zannederek (Abla stad İspanyol mu?) adamın Oscar almış olduğu Mediterraneo ile ilişkisini zamanında keşfedememiş olduğumu da itiraf etmeliyim. Gerçi bence o film burada gereğinden fazla abartılmıştı ama yine de iyiydi. Neyse, maziyi gömelim.
Neticede görmediyseniz görünüz: Sonunda katilin uşak çıkması kişiyi hayretlere düşürüyor...