Şuanki Zaman: 12-05-2008, 05:09 AM
Merhaba, Ziyaretçi! (Oturum Aç -€” Kayıt Ol)
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (2): « İlk [1] 2 Sonraki > En Son »



Annelerimize Özel
Yazar Mesaj
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #1
Annelerimize Özel

Sevgi Değer Vermesini Bilmektir...



1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı;


Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.


2 yaşınızdayken size yürümeyi oğretti;


Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.


3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı;


Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.



4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu;


Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.


5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi;


Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.



6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü;


Sokaklarda "gitmiycem" diye ağlayarak teşekkür ettiniz.



7 yaşınızdayken size bir top hediye etti;


Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz.


9 yaşınızdayken size piano öğretmeni buldu;


Notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz.


10 yaşınızdayken doğumgünü partilerinden,


dans derslerine kadar her yere sizi arabayla götürdü;

Arabadan firlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak

teşekkür ettiniz.




11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü;


"Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz.



12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi;


O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.


15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi;


Tek satır mektup yazmayarak teşekkür ettiniz.


17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi; Bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.

19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı,





sizi arabayla kampüse götürdü ve eşyalarınızı taşıdı;

Arkadaşlarınız alay etmesin diye

kampüs kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.




21 yaşınızdayken iş hayatı ve kariyerinizle ilgili


size fikir vermek istedi;

"Ben senin gibi olmayacağım"diyerek teşekkür ettiniz.



22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı;

23 yaşınızdayken Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz. 24 yaşınızdayken uzun süredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi; "Zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz.

25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı,




sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı;

Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.





30 yaşınızdayken bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi; "Artık bu ilkel yöntemleri bırak" diyerek teşekkür ettiniz.

40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğumgününü hatırlattı;





"Anne işim başimdan aşkın" diyerek teşekkür ettiniz.


50 yaşınızdayken o, çok hastalandı, hafta sonunda


onu görmeye gittiginizde mutlu oldu;

Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek

teşekkür ettiniz




Derken bir gün... O, öldü...


O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa,

o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü...



EĞER HALA SİZİNLEYSE,


ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK SEVİN...

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #2
Ynt:Annelerimize Özel

Doğacak bebek doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür :
Allahım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.
* Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.
Allahım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım, nasıl iletişim kuracağım
*Senin için yarattığım melek, sana onların dilini öğretecektir.
*Allahım duyduğum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış. Onlarla nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.
Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme.
Allahım sana tekrar nasıl döneceğim?
* Senin için yarattığım melek, bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.
Derken melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler ve çocuğu Allahın huzurundan götürürlerken bebek tekrar sorar ;
Allahım benim için yarattığın meleğin adı ne?
* Adının önemi yok ; ama, sen ona ;

ANNE
diyeceksin

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #3
Ynt:Annelerimize Özel

Annesiz Bir Güne Uyanmak

Gece çökünce, uzun beyaz florasanlar ile aydınlatılan koridorlarda, üzerlerine ilaç kokuları sinmiş hasta yakınları, korku, umut ve endişeyle beraber, geceyi sırtlayıp sabaha taşırlardı.

Hastanenin ikinci katında bulunan yoğun-bakım odasındaki sessizlik, karanlığı bile kıskandırmaya yeterdi. Azrail`in sık sık uğradığı bu yerde, umut zincirlerine sarılmış yaşamlar; insanca bir çaba ile sürdürülürdü. Belki anneme bir faydası olur düşüncesiyle, görevlilerin izin verdiği kadar bu odanın önünde beklerdim. Beni terk etmesine izin vermediğim umudumla...

Salı gününü çarşamba gününe bağlayan gece de, yoğun-bakım odasındaki hareketlilik gözüme çarptı. Ses avına çıkmış kulaklarımla, tüm olup biteni anlayabilmek için yaklaştığımda, görevlilerin her zaman yaptıkları gibi yaşam savaşını kaybeden birini, sarıp sarmalayıp, zemin katta bulunan morg odasına götürmek üzere çabaladıklarını gördüm. Ölen kişinin annem olabileceği korkusu, yüreğime oturdu. Üzerine bastığım mermer zemin sanki ayaklarımın altından çekildi, dengem bozuldu ve vücudumun her yeri titremeye başladı. Kendimi biraz olsun toparladıktan sonra görevlilere ; ''bu kez kim?'' diye soracakken, birgün önce hastanenin kantininde çay içip, sohbet ettiğimiz hemşirenin dost elini sırtımda hissettim. —Yaşlı amca!'' dedi. —Bir haftalık yaşam mücadelesi sona erdi. Dayanılmaz acılar çekiyordu. Ölüm belki de kurtuluşu oldu.''

Hemşirenin söyledikleri beni rahatlatmıştı ama her gün birilerinin ölmesi, sıranın anneme de gelebileceği korkusunu üzerimden atmama yetmemişti. Yine de tüm olumsuz düşünceleri beynimin duvarlarından kazımak üzere, hemşireye teşekkür edip yanından ayrıldım.

Hastanenin karşısında bulunan cami minaresinden yükselen ezan sesi; insanları sabah namazına davet ederken, İstanbul sisli bir sonbahar sabahına uyanıyordu.

Sigara içmek için kantine geldiğimde, kardeşlerimin ve babamın ayrı ayrı masalarda oturduklarını, sildikçe yenileri gelen gözyaşlarını, nafile çabalarla birbirlerinden sakladıklarını gördüm. Beni fark ettiklerinde, sorgulayan gözleri suratımdaydı.

İnandırıcılıktan uzak sözcükleri bile bulmamın günbegün zorlaştığı, kimin, kimi kandırdığının bilinmediği, insanca oynanan bir oyunun kim bilir kaçıncı sahnesindeydim. Benimle beraber umut biriktiren bu insanların, morallerini yüksek tutma zorundalığım, beni yalan üreten bir makineye çevirmişti.

Daha fazla beklemeden aklıma gelen yalanları sıralamaya başladım. ''Yoğun bakım odasında bulunan yaşlı amcayı hatırladınız mı? Hani annemin solunda bulunan. İşte o amca iyileşmiş. Ölüm riskini atlatmış olacak ki, yukarı katta bir odaya aldılar. İnşallah annem de iyileşecek! Hep beraber evimize gideceğiz!''

Söylediklerimi onaylarcasına başlarını sallayıp, hep bir ağızdan ''inşallah!'' dediler. Beraber, yoğun-bakım odasının sorumlu doktorunun, hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla, saat 10.30`da yapacağı görüşmeyi beklemeye koyulduk.

Saati görebileceğim bir masa bulup oturdum. Ismarladığım demli çayımı içerken, bir de sigara yaktım. Zaman genişliyordu, genişledikçe yüreğimden gelen kabul edilmez öfke ve direniş giderek artıyordu. Henüz hayatının baharında olan annem, lanet olası bir odada ölüm-kalım savaşı veriyordu. Şuurunu kaybetmiş, kalbi de bir cihaz yardımıyla çalışıyordu. Sığındığım Allah`a dua etmekten başka elimden hiçbir şey gelmiyordu. ''Ya annem ölürse'' düşüncesi, beynimi kemiren kocaman bir kurt oluyor ve her geçen dakika daha fazla kemirgenleşiyordu. Gözlerimde tıkalı olan yaşlar, bir yol bulup akmaya başladı. Ağladım çokça...

Saatler 10.30`u gösterdiğinde, yoğun-bakım odasının sorumlu doktoru, bir sonraki günün getireceklerine kendimizi hazırlamamız gerektiğini söylüyordu. Annemin beyninde oluşan ödem, yaşama şansını neredeyse sıfıra indirmişti.

Günlerdir hastanede uykusuz, sağa-sola koşturan bedenim, doktorun söyledikleri karşısında direncini iyice yitirdi. Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı. Eve kiminle geldiğimi, üzerimdekileri çıkartıp, yatağa nasıl uzandığımı hatırlamıyorum. Derin bir uykudan sıçrayarak uyandığımda, kardeşimin -''Hastaneye gitmemiz gerek!'' feryadının yankısı, hastaneye gitmek üzere bindiğimiz taksinin içerisinde bile sürüyordu.

Hastaneye geldiğimde, annemin parmak uçlarından kayan yaşam yıldızı, veda için bekliyordu. Henüz ısısını kaybetmemiş yanağına bir öpücük kondurduktan sonra, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, morg odasından dışarıya çıktım. Adımlarım beni, günlerdir annemi bize bağışlaması için dua ettiğim caminin avlusuna götürdü. Kulağıma fısıldanan, nereden ve kimden geldiğini bilmediğim ''Takdir İlahi'' sözcüğü, beni ne kadar teselli edebilirdi ki?

Aynı gün, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra, annemi son yolculuğuna uğurladım.

Ertesi günü, İstanbul yine bir sonbahar sabahına uyanırken, annesiz geçireceğim ilk gün başlıyordu. Canımın yarısının olmadığı...

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #4
Ynt:Annelerimize Özel

Arkadaşlar annelerimize duygularımızı burada paylaşalım

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Babacandeniz
Yorumcu
****


Mesajlar: 504
Grup: Registered
Katılım: Jan 1970
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #5
Ynt:Annelerimize Özel

ANNE NEDİR?

Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Ne kadar üzsen de 10 dakka sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür.
Dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır.
Meleğin süt verebilenidir.
Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcı kimsedir.
Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir.
Kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir.
Bulaşık, ütü vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, "Anne ne diyon?" dediğinizde "Sen kendi işine bak, bi de senle uğraşmayayım" şeklinde asortik cevaplar veren insandır.
"Ulen eve bi saat geç gelsek vır vır vır" şeklinde karı dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir.
Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü - her şeyi bilen şahsiyettir.
Yavrularını yol tarafından değil kaldırım tarafından yürütendir.
Dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir.
Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, "Amaaan ben sana daha iyisini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir.
''Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Şapkasız çıkma o karılarla. Kara börulcem benim optumannen'' şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına gore yorumlayan bilişim düşmanıdır.
Ama ... ama dünyanın en güzel kucağına sahip olan ve en güzel kokan harikulade bir varlıktır.
Olmadık yerlerde "İyi ki doğurmuşum yavrum seni!" diyen ve evlatlarını ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.
Evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır.
Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasil buna benzer ota-boka bisürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır.
Uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği varlıktır!

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #6
Ynt:Annelerimize Özel

Anne Ne Yaptın?


Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.

Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?
Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.
Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?

Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?
El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?

Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim
Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı
Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Cahit Sıtkı Tarancı

07-22-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #7
Ynt:Annelerimize Özel

merhaba anne,
yine ben geldim.
merak etme okuldan çıktım da geldim.
anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
ali, "okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder."
demişti de onun için söylüyorum.
geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
şimdi iyi biliyorum anne.
hani geçen geldiğimde:
şuram acıyor işte, şuram demiştim de
bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
bak şimdi söylüyorum. şuram işte,
sol yanım çok acıyor anne.
hem de her gün acıyor anne her gün.

dün sabah annesi ayşe'nin saçlarını örmüştü.
elinden tutup okula getirdi.
yakası da danteldi.
zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
ben de ağladım,
ağladım hiç de utanmadım.
öğretmen ne oldu dedi?
düştüm, dizim çok acıyor dedim.
yalan söyledim anne.
dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

bugün ben de saçım örülsün istedim.
babam ördü ama onunki gibi olmadı.
dantel yaka istedim.
babam; "ben bilmem ki kızım." dedi.
bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş..." dedi.
ben de bana ne dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
zeynep, "annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş" dedi.
babam hepsini birlikte yıkıyor.
babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
üzülmesin diye söylemiyorum ama
arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.

hava kararıyor, ben gideyim anne.
babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
kim bozuyor toprağını,
çiçeklerini kim koparıyor?
izin verme anne,
ne olur toprağına el sürdürme!
eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
biliyor musun anne?
her gelişimde aldığım topraklarını
şu kavanozda biriktirdim.
üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.

her sabah onu öpüyor kokluyorum.
kimseye söyleme ama anne
bazen de konuşuyorum onunla.
ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
ha unutmadan,
öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
ben babama yazdıracağım.
öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.

senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
hiç bir şey yutamıyorum.
bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
kağıda da böyle yazamam ya anne.
ben gidiyorum anne,
toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
mutlaka gel anne,
sen rüyama gelmeyince
sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
sol yanım acıyor anne.
işte tam şurası,
sol yanım çok acıyor anne.
seni çok özledim anne, çooook...

07-26-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #8
Ynt:Annelerimize Özel

Bir Annenin Kızına Nasihatları


Kızım.

Akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme. Sakın onu şikayet de etme. Aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma.

Derler ki, “Söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna.” Bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. Sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. Mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. Bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. Her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış.

Aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. Dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. Erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. Fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavvâm; gözetip kollayıcıdırlar. Ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. Kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sükûnun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır.

Eşinin eve geleceği saati iyi belle. Mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. Kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. Adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. Velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. Söylemen gerekenleri kocana söyle. Anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. Konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. Konuşurken onun konuşmalarını kesme. Bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. Farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. Sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. Zaman zaman onun penceresinden bakmayı dene. Sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. Bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. Göz yaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. Bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. Zaman zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. Evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan.

Görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikayet etme. Eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. Eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. Evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. Yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yada mümkünü olanları tehir et. Daima yanında olmaya çalış. Hal ve hatırını sor. Onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. Onu canı gönülden dinle. Onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. Sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver.

Eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. Ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. Neyi sevip, neyi sevmediğini bil. Bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. Sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. Canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. Bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikayet etme.

Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. Okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. Okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. Onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. Böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. Yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. Yatınca da lambayı hemen söndür. Eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. Halinden şikayetçi olma. Sürekli canlı ve dinamik ol. Sabahleyin mutlaka ondan önce kalk.. Namazdan sonra yatmayın. Onu da yatırma. Buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. Her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle.

Eşine kahvaltısını erken hazırla. Onun yemesi için sende iştahla ye. Ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. Eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. Onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. Her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. Cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. Her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur.

07-26-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #9
Ynt:Annelerimize Özel



Anne Kalbi

Delikanlı, katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek:

- Senin sevgini ölçmek istiyorum, dedi. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin.

Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti. Annesi, belki de durumu farkettiği icin oğluna fazla direnmedi. Ve cocuk, annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu.

Delikanlı , kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken, ayağı bir taşa takıldı. Kendisi bir tarafa, mendil icindeki kalp bir tarafa fırladı. Canının acısından, ağzından ister istemez "Ah anacığım!" sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:


- Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?

07-26-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #10
Ynt:Annelerimize Özel

Kızından Sana Mektup
Canım annem, seni sevdiğimi daha sık söylemeliyim sana. Daha çok konuşmalı, daha çok dokunmalıyız birbirimize ve daha çok sarılmalı. Senin soğuk ve uzak duruşuna aldırmadan, atılmalıyım beyaz boynuna. Pudra kokulu , hafif sarkmış ve et benli gerdanını öpmeliyim hiç izin almadan. Sık sık kokunu duyumsuyorum, senden aldığım hafif iri burnumda. Ne kadar çok şeyim sana benzemiş. Heyecanım, inadım, fedakârlığım hep senden taşınmış bana. "Seni seviyorum" dediğini hiç hatırlamasam da, biliyorum ki beni hepsinden daha çok seviyorsun. Yoksa bu kadar benzeyemezdim sana. Ayrı şehirlerde ama aynı güneşin altında ısınırken, sıcak kollarını özlüyorum. Farkına varmadan yeni bir sen yaratmışsın aslında. "Aman tanrım aynı annesinin gençliği" dediklerinde bütün duygularım, heyecanım kabarıp, önüne katıp, savurarak götürüyor beni.


Biliyorum ve ümit ediyorumki, bir gün kızımda aynı şeyleri hissedecek ve "benim annem gibisi yok" diyecek. Ama senle benim tek farkım, ben ona her gün "seni seviyorum kızım" diyeceğim. Sana kızmıyorum anne, sevdiğini gözlerindeki yorgun bakışlarından rengini, ışıltısını, diriliğini zamanla yitiren saçlarından anlıyorum. Öperken yanaklarıma usulcacık dokundurduğun o belli belirsiz dudak temasında bile "seni seviyorum kızım" gizli aslında. Keşke bir gün olsun söyleyebilsen, "seni seviyorum tatlım" diyebilsen bana.

Hep hayal ettim. Bu hayalim yıllarca benimle yaşadı ve benimle büyüdü. Sıradan bir anne olmayacağıma ta küçük bir kızken karar verdiğimi hatırlıyorum, beynimin kıvrımlarına gizlenmiş anılarımda. Modern, rahat, ulaşılabilir ve anlaşılabilir bir anne olacaktım. Ama bildiğimiz, gördüğümüz anne kalıbının dışında farklı bir anneydi benim düşlerini kurduğum. Kalıpları, ölçüleri, kimyası ve fiziği diğer annelere benzemeyen bir anne. Gerektiğinde koruyucu, gerektiğinde otoriter ama her daim sevecen ve omzunda ağlanılabilir bir anneydi özlemim. Oysa yeni fark ettim ki, benim tek arzum senin gibi bir anne olmakmış. Senin gibi kokmak, senin gibi yumuşak ve sevecen olmak. Senin gibi sakin ve sabırlı davranmak. Senin gibi, bütün kötülüklere karşı, önümüzde kalkan olabilen bir anne olmak istiyorum.

Biliyorum, senin gibi sırf bayram sabahı, ablamla benim yeni kıyafetlerimizi yetiştirmek adına, gece on ikiden sabah beşe kadar dikiş dikip, sabah yavrumun gözlerindeki ışıltıyı göremem ama, bende seviyorum kızımı. Senin beni sevdiğin gibi. Çocuğumun yaptığı hatalar karşısında üzülüp, saçlarımı döküp kel kalmasam da, bende seviyorum yavrumu. Tıpkı beni sevmekten vazgeçmediğin gibi. Kızım için yaş günü hediyesi diye para verdiğinde aslında benim parasız kaldığımı bilecek kadar bende seviyorum prensesimi. Tıpkı seni sevdiğim gibi.

Seninleyken, senin dolaylarında gezinirken görmediğin kanatlar takılır omzuma. Her kanat çırpışımda yeni baştan severim seni. Bir gün uçup gittiğimizde de sevmeye devam edeceğim seni. Belki bir yağmur damlasında, belki kıyıya vuran köpüklü bir dalgada yada rüzgarın savurduğu bir çiçek yaprağında buluşacağız seninle. Her buluşmamız bir şölen olacak. Işıltılar saçıp, yeni baştan boyayacağız yaprakları, güneşi ve çiçeği.

Seninle başka şehirlerde, başka çatılarda yaşarken özlemin içimi acıtıyor. Arabamla işe gelirken yanımdaki boş koltukta senin oturduğunu, kocam ve kızımla mutfakta yemek yerken salonumda senin dolaştığını, ben tv kanallarını değiştirirken bana baktığını, banyodan çıktıktan sonra yere dökülen saçlarımı özenle topladığını, başım yastıkta yatağımın içinde huzursuzca kıpırdanırken hemen yanı başımda duran ve ben uyuyunca gözlüklerimi çıkaranın sen olduğunu biliyorum anne.

Seni daha iyi anlamak için anne olmam gerekmiş anne, yeni anladım. Senin, duyduğun ama o zamanlar benim önemsemediğim endişeler, şimdi beni kıvrandırıyor. Geçmiş için dilediğim özürlerin hiç biri beni rahatlatmaz ama yine de çocuktum ve gençtim, anla beni. Endişeli bakışlarının süslediği beyaz yüzünle, telaşla kırpışan göz kapaklarınla, birbirine dolanan kirpiklerinle ve terlemiş saçlarınla, başın çerçevede beni beklerken belki de bebekliğimi düşünüp, daha az kızıyordun bana. Karanlık cama yansıyan gölgende, benim şişman yanaklarımı, pırtlak dudaklarımı, uykulu gözlerimi hayal edip yeni baştan öpüyordun belki de beni. Geç kalmışlığımın telaşında, iyice incelerek kurumuş dudaklarında, belki bana yeni, hiç duymadığım bir ninniyi söylüyordun anne.

Seni sevmek, sonsuz bir vadi gibi duyumsadığım, gelincik tarlasında koşarken, uçuşan kırmızı, şeffaf yaprakların aşkın sessiz kanatları olduğuna inandığım, her gün yeni baştan yeni tadlarla dilimde, yeni renklerle gözümde ve yeni coşkularla gönlümde yaşattığım anlatılmaz bir aşksın anne.

07-26-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Sayfa (2): « İlk [1] 2 Sonraki > En Son »
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim | tryorum, | En Üste Dön | Konulara Dön | Arşiv | RSS