Antalyalı Yücel Keleş, AKP’lilerin, 2009 yerel seçimleri hazırlıklarında oy vereceğine ilişkin” yemin ettirerek altın dağıttığı iddiasıyla cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Kalbindeki rahatsızlık nedeniyle yaklaşık 6 aydır çalışmayan Yücel Keleş (42), çevresindekilerin önerisiyle AKP İl Başkanlığı’ndan yardım istedi. Parti binasında yerel seçimlerde AKP’ye oy vermek için yemin ettirildiğini ve birkaç gün sonra evine iki poşet kuru gıda yardımı geldiğini anlatan Keleş, şöyle dedi:
“10 Mayıs’ta da evime kara çarşaflı iki kadınla, sakallı bir adam geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi üzerine geldiklerini, yemin etmem durumunda bana altın vereceklerini söylediler. Aptesimin olup olmadığını sordular, ardından da Kuran çıkarıp, üzerine yemin etmemi istediler.”
Gelen kişilerin isteği üzerine Kuran’a el basarak “Mart 2009 yerel seçimlerinde AKP’ye oy vereceğim vallahi, billahi” dediğini belirten Keleş, ardından kadınların siyah bir keseden altın çıkarıp kendisine verdiğini ve ellerindeki listeden adının üzerine çarpı konduğunu anlattı.
Keleş, bir süre sonra bu yeminden ve AKP uygulamalarından rahatsızlık duyduğunu ve seçimlerde de partiye oy vermeme kararı aldığını ifade ederek, “Hocalardan biri oy vermezsem çarpılacağımı, bir diğeri ise para dağıtırsam kurtulacağımı söyledi. Müftülüğe gidecekken, bir başkası savcılığa başvurmamı önerdi” diye konuştu. Konuyla ilgili dün Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Keleş, AKP’nin insanları parayla satın almaya çalıştığını ve bunun gurur kırıcı olduğunu söyledi.
HABERVATAN
Prinç-Kömür dağıtımına kanıt yok diyenler buna ne diyecek acaba...
Haber komedi gibi duruyor kömür ve yiyecekten sonra altın dağıtmaya mı başladılar yakında her AKP'liye bir ev kampanyası başlatılırsa şaşırmam.
Bunlar halkı dilenci yerine koydular..Sonrada kalkmış efendim biz millet iradesiyiz diye geveliyolar..Bu laflarla ancak kendi şakşakçılarını kandırırlar..Onlar zaten her palavraya inanmaya müsait tipler..
Rezil herifler oy iyi için yapmayacakları şey yok bunların..!
yaw tamamda bu adam neden kendisine altın verenlerin adını verememiş,
:D
bi sarıklı bi kara çarşaflı
:D
bakalım bir iki güne kadar ne yin ne olduğu ortaya çıkar....
Şimdi bazı arkadaşlar benim yorumuma hemen atlayacaklar..
Ben bu yorumumda bu haberin yalan olduğunu hiçbir şekilde beyan etmedim.
Ahmet Hakanın yazısınıda eklemek istedim......
28 Mayıs 2008
Ahmet HAKAN
ahmethakan@hurriyet.com.tr
Yalancı tanık
BAZILARIMIZ zannediyorlar ki...
AKP’nin seçim başarısı, bir ellerinde Kuran, öbür ellerinde "altın torbası" bulunan çarşaflı kadınlar ile sakallı erkeklerden oluşan "AKP timleri" sayesindedir...
Bu AKP timlerinin kapı kapı dolaşıp ahaliye "Vallahi de billahi de oyumu AKP’ye vereceğim" diye Kuran’a el bastırarak yemin ettirdiklerine dair kesin bir iman söz konusu... Bu bir şehir efsanesi falan da değil...
Koskoca Deniz Baykal bile, seçimden önce bu konuya epey ağırlık vermiş, hatta "Altını alın, yemin de edin ama oyunuzu AKP’ye atmayın. Allah günah yazmaz. Yazarsa da günahı benim boynuma" diyerek efsaneyi gerçek gibi sunmuş, iddiayı olgu haline getirmişti.
Ancak gelin görün ki...
Bu zamana kadar böylesi bir iddiayı kanıtlayacak tek bir tanık bile çıkmamıştı ortaya...
Düşünün: Dolaşılan onca kapıda, "Hop kardeşim! Siz hangi cüretle benim oyumu satın almaya kalkarsınız?" diyen tek bir babayiğit bile çıkmaz mı?
Neyse... Dünkü Cumhuriyet’te yer alan bir habere baktığımda bir tanığın çıktığını fark ettim...
Antalyalı Yücel Keleş adlı "tanık" diyor ki:
"Kara çarşaflı iki kadınla sakallı bir adam geldi...
Tayyip Erdoğan bizi gönderdi dediler...
Bana altın vermeye kalktılar...
Abdestimin olup olmadığını sordular...
Sonra da Kuran’a el bastırarak ’Mart 2009 yerel seçiminde AKP’ye oy vereceğim vallahi billahi’ diye yemin ettirdiler."
* * *
Kuran’a el basarım ki...
Bu tanık, su katılmamış yalancıdır...
Yalancı tanıktır...
Çünkü iddiasını kanıtlayacak tek bir delil bile sunamamaktadır...
Çarşaflılar kimdir, sakallı adam necidir?
Hiçbir açıklama yapamamakta, isim verememektedir...
Bu zamana kadar neden sustuğunu izah edememektedir...
Bu yöntemle Alman Yeşiller Partisi bile rahatlıkla töhmet altında bırakılabilir...
Yine Kuran’a el basarım ki...
AKP’nin seçim başarısını bu gibi nedenlere dayandırarak rahatlamaya çalışmak, önümüzdeki seçimlerin de kaybedileceğinin çok açık göstergesinden başka bir şey değildir...
Barım barım "ben şerefsizce, adice, alçakça hazırlanmış bir haberim" diye bağırıyor haber.
Yahu ne isim var, ne doğru düzgün kurgu.. Bari yalan haber yapıyorsunuz, biraz oturaklı, ayakları yere basan bir şey olsun. Bu kadar mı saf sanıyorsunuz insanları..
Neymiş. Millet kömür dağıttığı için akp ye oy vermiş. Yahu ne ahmakça bir mantıkdır bu ya. Madem bu kadar kolay oy almak, şu ana kadar ki hükümet partileri neden aynı metodu denemedi. Hiç mi akıllarına gelmedi.
Delinin teki kuyuya taş atıyor. Binlercesi çıkaramıyor. Öyle birşey bu. Biri dedi ya artık kömürle oy alındığını. Durdurabilene aşk olsun. Daha önceki seçimde çoğunluğu temsil etmedi yalanı vardı.son Seçim yaklaşırken de "ama , ama bizim tatil günlerimiz" geyiği başladı. Yalanın envai çeşidi mevcut.
Yenilgiyi kabullenmek de bir erdemdir. Milletin size teveccüh etmemesi sebebiyle millete b.k atmak da acizliktir.
Bakıyorum 22 Temmuz darbesinde silleyi yiyenler havalar ısınınca yavaş yava uyanmaya başladılar.
İnsan biraz utanır
İnsan biraz sıkılır
Hiç olmazsa
"22 Temmuz'dan dolayı sizleri ve milleti tebrik eder, muhalefetimize başlarız" diye başlasaydınız.Hani "60. Hükümet Milliyetçi Hareket" diye bangır bangır bağırdınız, milleti rahatsız ettiniz. Ne oldu?
Hani "22 Temmuz'da vereceğimiz oylar Atatürk'e verilen oylar" olacaktı. Ne oldu?
Atatürk'ü istismar ederseniz
Böyle askıda kalırsınız.
Atatürk Milletindir
Ahmet Hakanın yazısınıda eklemek istedim......
28 Mayıs 2008
Ahmet HAKAN
ahmethakan@hurriyet.com.tr
Yalancı tanık
BAZILARIMIZ zannediyorlar ki...
AKP’nin seçim başarısı, bir ellerinde Kuran, öbür ellerinde "altın torbası" bulunan çarşaflı kadınlar ile sakallı erkeklerden oluşan "AKP timleri" sayesindedir...
Bu AKP timlerinin kapı kapı dolaşıp ahaliye "Vallahi de billahi de oyumu AKP’ye vereceğim" diye Kuran’a el bastırarak yemin ettirdiklerine dair kesin bir iman söz konusu... Bu bir şehir efsanesi falan da değil...
Koskoca Deniz Baykal bile, seçimden önce bu konuya epey ağırlık vermiş, hatta "Altını alın, yemin de edin ama oyunuzu AKP’ye atmayın. Allah günah yazmaz. Yazarsa da günahı benim boynuma" diyerek efsaneyi gerçek gibi sunmuş, iddiayı olgu haline getirmişti.
Ancak gelin görün ki...
Bu zamana kadar böylesi bir iddiayı kanıtlayacak tek bir tanık bile çıkmamıştı ortaya...
Düşünün: Dolaşılan onca kapıda, "Hop kardeşim! Siz hangi cüretle benim oyumu satın almaya kalkarsınız?" diyen tek bir babayiğit bile çıkmaz mı?
Neyse... Dünkü Cumhuriyet’te yer alan bir habere baktığımda bir tanığın çıktığını fark ettim...
Antalyalı Yücel Keleş adlı "tanık" diyor ki:
"Kara çarşaflı iki kadınla sakallı bir adam geldi...
Tayyip Erdoğan bizi gönderdi dediler...
Bana altın vermeye kalktılar...
Abdestimin olup olmadığını sordular...
Sonra da Kuran’a el bastırarak ’Mart 2009 yerel seçiminde AKP’ye oy vereceğim vallahi billahi’ diye yemin ettirdiler."
* * *
Kuran’a el basarım ki...
Bu tanık, su katılmamış yalancıdır...
Yalancı tanıktır...
Çünkü iddiasını kanıtlayacak tek bir delil bile sunamamaktadır...
Çarşaflılar kimdir, sakallı adam necidir?
Hiçbir açıklama yapamamakta, isim verememektedir...
Bu zamana kadar neden sustuğunu izah edememektedir...
Bu yöntemle Alman Yeşiller Partisi bile rahatlıkla töhmet altında bırakılabilir...
Yine Kuran’a el basarım ki...
AKP’nin seçim başarısını bu gibi nedenlere dayandırarak rahatlamaya çalışmak, önümüzdeki seçimlerin de kaybedileceğinin çok açık göstergesinden başka bir şey değildir...
Liboşlardan destek gecikmemiş..