TRY

Tam Versiyon: Melinda and Melinda
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Birkaç sene öncesine kadar Woody Allen'ın filmlerini hiç izlemez, Allen'ı göklere çıkaranların da ne oldum delisi olduklarını düşünürdüm. Ama TV'de izlediğim bazı eski filmleri ve özellikle geçen yıl sinemada gördüğüm Maç Sayısı (Match Point) filmi fikrimi değiştirmeye yetti.

Anladığım kadarıyla Allen'ın son yıllardaki filmleri pek beğenilmiyor; eski filmlerini mumla arattıkları düşünülüyor. Ama ben belki de daha iyilerini görmediğim için eleştirilen bu filmleri bile beğeniyorum. Örneğin "Hollywoodvari Bir Son - Hollywood Ending filmini bütün absürdlüğüne rağmen eğlenerek izlemiştim.

Melinda ve Melinda, Allen'ın hemen hemen tüm filmleri gibi New York'ta geçiyor(Maç Sayısı Londra'da geçiyordu). Bir bistroda sinemada hikaye anlatmak üzerine konuşan iki yönetmen olaylara iki farklı yönden bakılabileceğini konuşuyorlar. Aynı noktadan başlayan hikaye trajik ya da komik olarak anlatılabilir diyorlar. Bunun için de New York'ta evli bir çiftin evine habersiz çıka gelen Melinda adlı bir kadının hikayesini kendi bakış açılarından anlatıyorlar.

Birinci hikayede sosyete kızı Laurel (Chloë Sevigny) ve son zamanlarda iş bulmakta zorlanan aktör kocası Lee (Johnny Lee Miller)'nin akşam yemeği davetine, birkaç ay önce onları ziyarete geleceğini söyleyen ama gelmeyen Melinda aniden çıkageliyor. Berbat görünen Melinda, sonradan anlattıklarına göre doktor olan eşini, bir fotoğrafçı ile aldatmış ve bu yüzden kocasından ayrılıp iki çocuğunun velayetini de kaybetmiştir. Genç çift, kendileriyle kalmaya başlayan Melinda'nnı toparlanmasına yardımcı olmak için onu uygun erkeklerle tanıştırmaya çalışır. Ortak arkadaşları Cassie'nin verdiği davette müzisyen Ellis'le (Chiwetel Ejiofor) tanışan Melinda ondan çok hoşlanır. Ama son derece güzel piyano çalan Laurel da Ellis'in dikkatini çekecektir.

İkinci hikayede bağımsız film yönetmeni Susan (Amanda Peet) ve yine başarısız aktör kocası Hobie (Will Ferrel)nin yemek davetine gelen Melinda alt kat komşularıdır. O da kocasından ayrılmıştır ama o ilk Melinda gibi psikolojik problemleri olan biri değil, neşeli bir kadındır. Çekmek istediği filme finansman bulmaya çalışan Susan da Melinda'yı birileriyle tanıştırmak ister ama Will kendini Melinda'ya aşık olmaktan
alamaz.

Melinda ve Melinda'da açıkçası çok birşey olmuyor. Zaten bence Woody Allen filmlerinde çok birşey olmuyor. Allen'ın filmlerinde çok da sıradan insanlar olmayan (genelde büyük evlerde yaşayan ve güzel kıyafetler giyen) karakterler, çok inişli çıkışlı olmayan hayatlar yaşıyorlar. Birisi ölse ya da cinayet işlese bile bunlar çok dramatik bir şekilde olmuyor, sakin sakin oluyor. Komik sahneler insanı gülmekten katılacak hale getirmiyor.

Filmin içindeki iki hikaye birbirinden çok farklı değil. Mekanlar bile birbirine benziyor. Hatta bu filmde trajik olarak anlatılan hikaye çok trajik değil, komik olan da o kadar komik değil. Her iki hikayede karşımıza çıkan bazı imgeler var: Alaattin'in sihirli lambasına benzeyen kandiller, camdan atlamaya çalışan problemli kadınlar, piyano çalan kadınlar, eşlerini aldatan insanlar gibi. Ama bir şekilde film ilginç olmayı başarıyor. Melinda'yı oynayan Radha Mitchell'ı çok beğendim. Her iki filmin tek ortak karakteri olan Melinda'yı o kadar farklı oynuyor ki, itiraf etmeliyim ben ikisinin farklı kadın olduğunu zannettim. Ellis'i oynayan Chiwetel Ejiofor (Kirli Güzel Şeyler - Dirty Pretty Things) filmin en aklı başında ve karizmatik karakteri. Kadın karakter olarak da Cassie çok etkileyici. Filmde Woody Allen oynamıyor. Diğer filmlerinde oynadığı problemli tipi, burada Hobie rolündeki Will Ferrel oynuyor.
Referans URL