TRY

Tam Versiyon: ilim irfan üzerine sohbetler (hocam hesapladım sonuç geyik çıkıyor)
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Blogumun ya da (Harika Şeyler Günlüğü'nün sahibi Halil'in dediği gibi) Açık Günlüğümün girişinde yazan yazıyı hatırlatarak bugünkü iç dökümüme başlamak istiyorum. (Giriş bu kadar uzun olduysa, nasıl çıkarız buradan bilmiyorum.)

"kahve fincanı ufaktır mâlum. içince fırtına koparacak bir durum da yoktur. bundan hareketle, bu blogda kayda değer birşeyler bulamayacağınızı düşünmenizden alınmayız. bitmek bilmeyen koşturmalarımın, sınavlarımın, derslerimin hayatıma yan etkileri vs. belki de etkisiz elemanlığı... böyle işte."

*) uzun bir yazı yazdım sildim. kendimden sıkılmış durumdayım.
**) beynim flip-flop devreleri gibi, tetiklendi bir kere şimdi rahat huzur vermiyor.
***) anladım ki fizik ilmi insanlara varacakları yere en uzun yoldan gitmelerini öğretiyormuş. ben tam tersidir sanıyordum.
****) atonement diye bir film izledim. ödüllü bir romandan uyarlama. joe wright amca çekmiş. kendisi pride&prejudice'i de çekmişti. yine bel verdirmiş filme. adamın huyu bu sanırım, güzel çekiyor, iyi fotoğraflar, sahneler yakalıyor ama konuda bir yer sarkıyor, toplayamıyor orayı. ama bu ağırlıktan bel vermiş bir kitap rafı gibi. çok huzursuz etmese de göze batabiliyor. filmle ilgili yorumları okudum, çok sıkıcı bulanlar var, çok çok sevenler de. ben ortada bir yerdeyim. meselenin ne olduğunu nasıl olsa öğrenirsiniz de, ikinci dünya savaşı da var filmde. sordum avrupa görmüş bir arkadaşa "nedir bu frenk aleminin ikinci dünya savaşı sosuna batırılmış aşk hikayesi hastalığı" diye. "sen de o savaş gibi büyük bir travma yaşasan sen de herşeyi ona batırırdın" dedi.

/////) ikinci dünya savaşı ile ilgili açılan bir sergi haberimiz var, buraya da linkini yerleştireyim tam olsun.
http://news.bbc.co.uk/2/shared/spl/hi/pi...html/1.stm

bazı fotoğrafların çok rahatsız edici olduğunu hatırlatır, bu tür sergiler her yerde açılsa sanki daha az insan savaşmaya meyilli olur diye de eklerim.

*****)bugün tarih dersinde bu konular üzerine konuşurken, hoca bana "anlıyorum çok barışçılsın, çiçek gibi insansın hatta elinde pankartlı çiçek kızsın ama senle savaştıklarında sen de savaşmalısın" dedi.

*****//* Defterimin ilk iç sayfasında bir şey var. ben çizdim. aslında yıllardır elimde kalem olduğu her zaman alakalı alakasız her yere çiziyorum. çiçek resmi. bildiğin 4-5 yapraklı papatyadan bozma çiçek. işyerinde tuvalet aynasının yanına bile çizmişliğim var. son zamanda o çiçeğin önünde bir şeyin eksik olduğunu fark ettim. inek! zira masamdaki kağıt tutacağı da kuyruğu çiçekten olan mesut bir inek. işte çiçeğin eksiğinin ona saygı duyan bir inek olduğunu anladığımda defterdeki çiçeğin önüne bir de inek çizdim. derste hoca "çiçek gibisin, hatta çiçek kızsın" deyince yüzüm kermit gibi oldu. ama çiçek çocuk falan değilim. yakınlarından geçemem. sadece savaş çığırtkanlığına karşıyım.

***\\\***) 2001 yılından beri kafamda bir fotoğraf projesi var. Çok basit, çok heyecanlı ve eğer tutarsa güzel gidecek bir proje. Ama sorun model bulamamaktı. Bu akşam kuzen brütüsle bunu konuşurken severek modellik edeceğini söyledi. Heyecanlıyız.

****////) 17 kasımda sınavım var. O zamana kadar da çözmem gereken çok soru. Merak etmeyin bittiğinde tüm test kitaplarını yırtacağım. Yeni nesil pek kirletiyor kitapları. Ben o kadar kibar çözüyorum ki soruyu çözdüğümü fark bile edemiyorlar. Neden yırtacağıma gelince; bu kadar temiz itinalı kitaplar elbetteki benden sonra birilerinin işine yararlar. Ben lazım olana gider yenisini alırım. Bu kitaplar -ki toplam 28 taneler, dergiler hariç- bana, 1 yılımı herşeyden uzak geçirmeme neden olmuş, daha da 8 ayımı delirerek geçirmeme neden olacak sınavı hatırlatıyorlar. Onun ötesinde boşa geçmiş 10 senemi hatırlatıyorlar. Yırtacam çünkü kendime olan sinirimi ancak bu iş bittiğinde böyle alabilirim.

Fotoğraf çekmiyorum, sinemaya-tiyatroya gitmiyorum, gezmiyorum, kitap okumuyorum ve hala düzenli bir plan-programımım yok, çala kalem bulduğum her fırsatta çalışıyorum sadece.

Yeter Smile

Evet bilimsel bir şeylerden bahsetmedim? Yoksa bahsedeceğimi mi düşündünüz?

İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. (kendisine, en kendini bilmez yaşam formu diyen bir insanın yaşam mottosu)

bu klibi de sevgili kuzenlerim şevval, beyza, büşra ve ilim insanlarına armağan ediyorum.
Referans URL