TRY

Tam Versiyon: soguk ve ruzgar
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.

(günlerdir gaf yapıyorum. pot kırıyorum. çam deviriyorum. aslında büyük şeyler değiller. ben pek dayanıklı bir organizma değilim, çok çalışınca beynim su kaynatıyor. soracağım soru yerine cevabı veriyorum, cevap yerine içimde kalması gerekeni söylüyorum. ancak tüm bunlar önemsiz şimdi.)

dünden beri içimden bir şey yapmak gelmiyor. hiç tanımadığım ve tanımayacağım insanları düşünüyorum. ateşin düştüğü yeri yaktığını biliyorum, evlerine acı haberlerin geldiği insanları kilometrelerce uzaktan anlıyorum demenin abesliğinin de farkındayım. içimden utanıyorum "savaş fotoğraflarını, filmlerini sevdiğim için, dram/travma olmayan şeylere ilgi göstermediğim için". birilerinin acılarının üzerinden beslenen iğrenç organizmalar gibi hissediyorum kendimi. ve bu ilk kez oluyor. ilk kez bir şehit haberi beni bu kadar derinden etkiliyor. eğlenmiyorum. içimde bir yer yas tutuyor ama o insanların hiç birini tanımıyorum.

bizim evde, cenazelerden sonra televizyon izlenmez. en azından eğlence programları izlenmez. yine de kimse bana nasıl yas tutulacağını özellikle öğretmedi. sanırım yas, içinde bir yerin bir süreliğine bir yerin hareketsiz kaskatı kalması gibi... durmak gibi. yaşamak ama yaşarken durakalmak. öyle hissediyorum işte.

sürekli mesajlar geliyor; sms, e-mail, msn vs... okumuyorum ve kimseye iletmiyorum. birbirinin kopyası mesajları okumak istemiyorum çünkü. orada belirtilen zamanı belli olmayan tepki eylemleri de ilgilendirmiyor beni, çünkü ne zamanı belli ne yeri.

bunları defalarca görmedik mi aslında? önce herkes üzgündür, ortalıkta birlik beraberlik havası eser, sonra birileri çıkar ortamdaki sinerjiden kendilerine pay çıkarmak için bezirganlık yapar. sonra ortalık karışır. sonra asıl mesele unutulur. birilerinin canı bir zamanlar bir şeye yanmıştır ama, niye olduğunu kimse hatırlamaz. ortalıkta sayılar dolaşır, "30bin kişi öldü daha fazla ölmesin", "dün 7 kişi şehit oldu". sonra banka hesap numaraları gelir, hatta bu sefer çok erken geldi. sonra, sonra acı düştüğü yeri yakmaya devam eder, sms/e-mail/msn iletisi gönderenlerse hiç birşey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. haklarını yemeyeyim, bir sonraki şok haberde ellerindeki mesajları yeniden gönderebilmek için itina ile saklayanlar hariç. oysa bu insanların, bu acıların daha fazla devam etmemesi için herhangi bir çalışmaları olduğunu sanmıyorum. sadece tüketiyorlar acının dumanını o kadar. sonra hayatlarına devam ediyorlar.

sahi siz kaç gazi tanıyorsunuz?
ben hiç tanımadığımı fark ettim de ondan soruyorum.

yas tutmanın bile içi boşaldı işte.
Referans URL