TRY

Tam Versiyon: c'est une histoire au sujet d'une fille
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
netekim yaz bitti. bugün annem oturdu internetten şifalı bitkiler bakmaya başladı. sonun başlangıcıdır bu. zira daha önce elini bilgisayara sürmüş değildi. ol nedenle, aslında yazacak pek çok saçma teorim olmasına rağmen, tüm bunları sonraya bırakmayı tercih ediyorum.

bugün senelik öss maratonunu koşmaya başlayacağım günlerin ilki.
ilk kez 1996da öss ve öys'ye girdim. ve pek de istemesem de okulu kazandım.
1999da yine girdim. açık öğretim yazdım. 1 sene devam ettim. alttan sadece 2 dersim vardı ama açık öğretim bana göre değildi. ve iktisat ilgimi çekmiyordu.
2002de tekrar girdim. gazozuna... en kötü öss denememdi.
2003de tekrar kuzenimle girdim. eşit ağırlıktan ham olarak aynı puanı alsak da ben meslek lisesi çıkışlı olduğumdan kıçımın üzerine oturdum.
ve geldik 2005e. dedim ben bu şartlarda fakülteyi kazanamayacam, ek puandan süründürüyorlar beni. bari 2 yıllık programcılık okuyayım da dikey geçişle mühendisliğe geçerim. (hali hazırda zaten 2 yıllık mezunum ancak mezun olalı o kadar çok oldu ki dikey geçiş yapamıyorum. zaten yapsam da senede 5 kişi aldıklarından benden böyle bir başarı beklemeyin.) neyse bismillah sınava girdik. dediler ki ilk bölümü yapacaksın. yaptım. sonuçlar geldi fen kısmı dışında gayet iyi. hatta ummadığım kadar iyi. puan geldi o da güzel. istediğim okul yüksek ihtimalle oluyor. tercih zamanı bir öğretmen arkadaş dedi ki az daha sıksaydın fakülteye girerdin. nasıl yahu dedim. ben 2. kısımı yapmadım ki. salak zaten teknik öğretmenlik için 2. kısım gerekmiyor 1. kısım yeterli üstelik ek puan var demez mi? dedi valla.
arabada gidiyorduk öyle durdum bir an. sonra günlerce durdum. 2+dgs+hazırlık+2 daha. gözümde büyüdü. otur kızım çalış dedim kendime. gittim dershaneye yazıldım. 11 sene sonra.
ve taktiri ilahi gereği, 11 sene önce kimya etütlerimize gelen nefret ettiğim stajer öğretmen bu sefer kimya dersinin asıl hocası olarak karşıma çıktı. tüylerim diken diken oldu. alacakaranlık kuşağında gibiydim.
sonra kasım ayında daha 2 kere dershaneye gitmişken, tedavi süreci başladı. haftasonları istanbula gidip gelirken, dershane yattı. dersler de yattı. eşşeklik bende çalışmadım. çünkü yapamadığımı düşünüyordum.
şubat sonunda başlayan 12 günlük tedavi ile istanbul macerası bittiğinde, mart ortası gibi dershaneye dönebildim. döndüm de noldu? meslek liselilerle aynı sınıftaydım, sadece öss-1 yapacağımız için konuları bitirmişlerdi. tekrar testlerine geçmişlerdi. eyvallah dedim.
mayısta yıllık iznimden 8 gün aldım ders çalıştım. bişiler toparlanıyordu ama zaman çok az kalmıştı. aksi gibi ocak ayında işyerinde bölüm değişiklikleri olmuştu, çalıştığım bölümde en kıdemli ben kaldığım için yeni gelenlere iş öğretmek ve olan işlerin altından kalkmak beni hayli yoruyordu.
haziranda 2 hafta rapor aldım. ama iş yeri ile danışıklı dövüştüğümüz için, hemen hergün uğruyordum az biraz yardım ediyordum vs.

son haftaya girmiştik. biyoloji kitabını okurken beynimi yaktım.

bir kafede arkadaşımı bekliyordum. aylardır uğraştığı tezini teslim etmeye gitmişti. gelmedi bir türlü. yanımdaki tek kitapta biyoloji kitabıydı. genetik kısmında uzun uzun laflar vardı. okumaya başladım. katılım, eşeylü üreme, teoremler derken, en son avrupa dağ tavşanını bir adaya götürüp oradaki tavşanla eşlediklerinde oluşan döllerin bir kaç nesil sonra asıl atalarıyla döl vermediklerini öğrenmemle 2007 öss maceram sona erdi.

kafatasımın sol kesiminde bir acı peydah oldu. arkadaş gelemeyeceğini söylediğinde kitabın çeyreğini okumuştum. beynim acıyordu. hava serindi ve üşümüştüm. eve geldim. acı artıyordu. odadaki çalışma masama ve etraftaki kağıt topaklarına baktım.notlara vs.lere... herşey son dakika öğrencisinin tipik ruh halini yansıtıyordu. hangisini kullanacağını bilemediği ve bir türlü düzen oturtamadığı defterler, müsvette kağıtlar, akılda bilgi tutmak içn denenmiş ve başarısız olmuş metodlar, yığında kaynak yığınla test.

akşamdı. oda karanlık. hava serin.
hepsini topladım. ağlıyordum. olmayacağını biliyordum artık.
beynime ping atıyordum cevap gelmiyordu. bir soru soruyordum bilmiyorum diyordu.
hiç bir şey bilmiyordum. biliyorsam da beynim reddetme moduna girmiş
bilgileri benden saklamış vermiyordu.
hepsini topladım. dolaba kaldırdım. odayı temizledim. sonra yürüyüşe çıktım.
uzun bir süre hızlıca yürüdüm. ağladım vs.

kalan bir hafta hiçbir şey yapmadım. biliyordum ki herhangi bir kitabın kapağını açsam, delirmiş gibi diğerlerine de saldıracam ve iyice üzülecem. çünkü son çırpınış safhasındaydım.

bıraktım. arkadaşıma kalmaya gittim. orada lost izledim.
ve sınava girdim.
ve umduğumdan iyiydi.
ve bu daha da kötüydü.
ve sonuçlar açıklandığında tercih edeceğim okulun 3 puan altında kalmıştım.
neyseki puanlar deli yükseldi de 15 puan altında kaldığım için biraz sevindim.
diğeri felaket olurdu benim için.

ve insanlar sandılar ki ben kaybettim de bırakıyorum bu işin peşini.
neden bırakayım?
bilgilerim tazeyken (haziranda çalıştım neticede tozu üzerinde yeminlen)
neden yok bir daha denemem diyeyim.
beni tanımıyorlar ya da ben şimdiye kadar böyle bir kararlılık göstermemişim.

neyse. bu uzun hikaye şöyle bitiyor; bugün benim 2008 öss için çalışmaya başlama günüm. geçen seneki talihsizliklerden çıkardığım dersle, zaman varken ve rahatken çalışayım ki, aksilikler çıkar da çalışmalar sekteye uğrarsa çok kaybım olmasın.

ol nedenle bu sene de blog konumuz, yeme içme gezme fotoğraf çekme değil, öss ve yan etkileri olacak. zira bu blogun kurulma amacı da gittiğim bir kursun hayatıma olan yan etkileriydi.

bu sene yaz bitmeden son anda yaptığım en dişe dokunur iş; fransızca çalışmak oldu. biraz gırtlağım acıyor ama, yeni bir şey öğrenmek güzel.

a plus tard!
Referans URL