05-28-2007, 06:00 AM
Bu geçitten kurtulunca tekrar ibadetlerine yönelir. Bir de bakar ki, niyetlendiği ibadetlerden kendisini alıkoyan, bu ibadetleri gönül huzuruyla yapmasını engelleyen afetlerle karşı karşıyadır. Üzerinde düşündüğü zaman bunların sayısının dört olduğunu anlar:
1- Rızık Endişesi: Nefis rızık talebiyle şöyle der: Benim, mutlaka belli miktarda rızka ihtiyacım var. Dünyalıkları tamamen terk ettim, halktan ayrılıp tek başıma kaldım; peki benim ayakta kalmam ve rızkım nereden sağlanacak?
2- Tehlikeler: Yararına mı yoksa zararına mı olduğunu bilmediği tüm korkuları, umutları, arzu ve nefretleri... Zira bütün bunların sonuçları müphem ve belirsiz olduğundan kalbini hep meşgul etmekte; bir tehlikeye veya zarara uğrayabilmektedir.
3- Zorluklar ve Musibetler: Her taraftan insanın üzerine gelen zorluk ve musibetler... Özellikle de halka muhalefet, şeytana savaş açma ve nefsin tersine hareket etme yolu tutulduğunda; nice lokmalar boğazına dizilir, nice sıkıntılarla yüz yüze gelir, nice gam ve kederler başına üşüşür ve nice musibetlerle karşı karşıya kalır!...
4- Her Çeşit Kaza-Kader: Değişik hal ve durumlarda; bazen tatlı bazen acı, Cenab-ı Hakk tarafından başa gelen her çeşit ilahi kaza ve takdir tecellileri. Nefis, bunlara karşı kızgınlık göstermekte çok hızlı ve fitne çıkarmada çok acelecidir. İşte bu noktada insanı “Afetler Sarp Geçidi” karşılar. Bunu aşıp geçmek için dört silaha ihtiyacı vardır:
• Rızık hususunda Allah (c.c.)’ya Tevekkül;
• Tehlikeler konusunda Tefvîz (işleri Allah (c.c.)’ya ısmarlama);
• Zorluk ve musibet anında Sabır;
• Kaza ve kader tecellisinde Rıza!
Allah’ın izni, hidayeti ve yardımıyla bu geçidi de geçer.
Sebepler Geçidi
Bu geçitten kurtulup tekrar ibadetlere yönelmeye niyetlendiğinde bakar ki, nefsi çok gevşek ve tembel, hayra karşı hakkıyla ve gerektiği gibi şevk duyup koşmuyor. Daima gaflete, rahata ve tembel tembel durmaya; özellikle de şerre, fuzulî işlere, bela ve cehalete meyilli.
Bu durumda, nefsi hayır ve taate sevk edecek ve bu hususta ona şevk verecek bir saike, şer ve masiyetten alıkoyup geri durduracak bir engelleyiciye ihtiyaç vardır. Bunlar recâ (ümit) ve havf (korku)’dur. Allah Teala’nın vaat etmiş olduğu sevap, güzellikler ve iyilikleri ümit etmek, bunlar üzerinde tefekkür etmek, onun, ibadet ve taate yönelip o yol üzerinde yürümesini sağlayan bir etken olacak, onu harekete geçirip şevkini arttıracaktır. Allah Teala’nın elem verici azabı, günahkârları tehdit ettiği her türlü cezalar ve aşağılayıcı vaziyetlerin zorlukları, nefsi masiyetlerden alıkoyacak, onlardan uzaklaştırıp elini çekmesini sağlayacaktır.
İşte burada “Sebepler Geçidi” onu karşılar. Bunu aşmak için yukarıda zikrettiğimiz iki temel esasa ihtiyacı vardır. Bunları güzel bir şekilde uygularsa, Allah’ın izni ile selametle geçer.
Gizli Tehlikeler Geçidi
Bu geçidi geçip tekrar ibadete yönelince, artık kendisi için bir meşguliyet ve engelin kalmadığını, ibadete yönelten ve götüren sebeplerin mevcut olduğunu görür. İbadete karşı şevk duyar ve onları yerine getirir, bütün arzu ve isteğiyle sarılır ve devam ettirir.
Bir de bakar, bu ibadetlerin hepsinin iki büyük tehlikeyle karşı karşıya kalmasının muhtemel olduğunu görür; Riya ve Ucub. Bazen ibadetiyle insanlara karşı riya/gösteriş yapar ve onu ifsad eder. Bazen riyaya engel olur ve nefsini levm eder/kötüler, fakat kendini beğenir/ucub ve yaptığı ibadeti boşa çıkarıp telef eder.
İşte bu noktada onu “Gizli Tehlikeler Geçidi” karşılar. Bu geçidi aşabilmesi ve işlediği hayırların boşa çıkmaması için ihlâsa, Allah Teala’ya karşı minnet borcu olduğunu düşünmeye vb. şeylere ihtiyacı vardır. Allah’ın izni ile ciddi gayret göstermesi ve ihtiyatla hareket etmesi ve Rabb’inin de güzel bir şekilde günahlardan koruması ve desteği sayesindeki teyakkuzla bu geçidi de aşar.
Hamd ve Şükür Geçidi
Bütün bu geçitleri aşınca ibadetlerini layıkı vechiyle yerine getirmiş ve her türlü afetten kurtulmuş olur. Fakat bakar ki, Allah’ın verdiği nimetlerin; başarıda imdadına yetişmesi ve günahlardan koruması ve her çeşit destek ve himayesinin çokluğu yüzünden, Allah’ın ihsan denizleri içinde yüzmekte ve O’nun güçlü himayesi altındadır.
Şükür konusunda ihmal göstererek küfre sapmaktan, ihlâsla Allah için gayret gösterenlerin makamı olan bulunduğu yüce merteben aşağı düşmekten, Allah’ın ikram ve ihsanı olarak kendisine lütfedilmiş olan sayısız nimetlerin zail olmasından korkar.
İşte tam bu noktada kulu “Hamd ve Şükür Sarp Geçidi” karşılar. Onu da, kendisine ihsan edilen sayısız nimetlere gücünün yettiğince çok hamd ve şükür ederek aşar.
Bu sarp geçidi de aşıp düzlüğe çıkınca, bir de bakar ki o, maksudunun ve asıl istediğinin huzurunda. Biraz yürüdüğünde kendisini kolaylıkla erişilen faziletler, aşk bahçesi ve muhabbet deryası içinde buluverir.
Sonra rıdvan bahçelerinde, ünsiyet bağlarında, Rabb’ine yakın bir mertebede ve özel meclislerde bulunur, hil’at ve kerametlere erişir. Bu makamlarda çeşitli nimetlere nail olur, kalan günlerini ve gerideki ömrünü bu nimetler arasında dolaşarak; bedeni dünyada, kalbi ukbâda, her gün her saat bunların arttığını müşahede ederek geçirir. Nihayet bütün halktan bıkıp usanır, dünyayı artık murdar olarak görmeye, ölüm hasretiyle inlemeye başlar. Mele-i A‘lâ için iştiyak ve arzusu kemâl noktaya gelir.
Bir de bakar ki, Yüce Dost’un elçileri sürur ve rahmetle ‘rıdvan’ı müjdelemek ve Efendi’sinin kendisine kızgın olmadığını bildirmek için Rabb’inin katından gelmişler! Sonra onu tebşir ve ünsiyetle bu fani ve fitneci dünyadan alırlar, huzur-ı ilahiye, cennet bahçelerindeki asıl makamına naklederler. Zayıf ve muhtaç nefsi için orada nimetlerin ve büyük bir ihtişamın hazırlanmış olduğunu görür. Yine orada lütuf, ihsan, huzur ve yakınlık içinde; ne vasfının ne de ihatasının mümkün olmadığı nimet ve ikramların bulunduğu halde çok merhametli, iyilik ve cömertlikte benzersiz Efendi’sine kavuşur. Bunlara ilaveten orada ebediyen kalma nimetine nail olur. Elde ettiği bu büyük saadet için ne mutlu ona! Bu yüce devletten dolayı ne mutlu ona! Bahtiyar bir kul, gıbta edilen bir şahıs, övgüye layık bir makamda olduğu için ne mutlu ona! Müjdeler ona, en güzel sonuç onadır!
İyilik ve merhameti sonsuz Yüce Rabb’imizden, bu büyük nimetleri, eşsiz ihsanları bize ve sizlere ikram etmesini dileriz. Şüphesiz bu, Allah Teala için hiç de güç değildir. Yine bizleri bu yolda, sadece tarif etme, dinleme ve faydasız temennilerden başka nasibi olmayan bahtsızlardan kılmamasını; öğrendiklerimizi kıyamet gününde aleyhimize delil olarak almamasını, emirlerini istediği ve razı olduğu şekilde yerine getirmeye cümlemizi muvaffak kılmasını dileriz. Şüphesiz o, merhamet edenlerin en merhametlisi, ikram edenlerin en cömerdidir. İşte Cenab-ı Hakk’ın bana ibadet yolunda ilham ettiği tertip ve düzen budur.
Bil ki, bütün bu ifadelerin sonucunda, yedi sarp geçidin bulunduğu anlaşılmış oldu:
1. İlim geçidi,
2. Tevbe geçidi,
3. Engeller geçidi,
4. Afetler geçidi,
5. Sebepler geçidi,
6. Gizli tehlikeler geçidi,
7. Hamd ve şükür geçidi.
Nimet ve hidayetiyle başarıya ulaştıracak olan Allah Teala’dır. Allah’ın yardımı olmadan ne her hangi bir güç ne de kuvvet vardır!
1- Rızık Endişesi: Nefis rızık talebiyle şöyle der: Benim, mutlaka belli miktarda rızka ihtiyacım var. Dünyalıkları tamamen terk ettim, halktan ayrılıp tek başıma kaldım; peki benim ayakta kalmam ve rızkım nereden sağlanacak?
2- Tehlikeler: Yararına mı yoksa zararına mı olduğunu bilmediği tüm korkuları, umutları, arzu ve nefretleri... Zira bütün bunların sonuçları müphem ve belirsiz olduğundan kalbini hep meşgul etmekte; bir tehlikeye veya zarara uğrayabilmektedir.
3- Zorluklar ve Musibetler: Her taraftan insanın üzerine gelen zorluk ve musibetler... Özellikle de halka muhalefet, şeytana savaş açma ve nefsin tersine hareket etme yolu tutulduğunda; nice lokmalar boğazına dizilir, nice sıkıntılarla yüz yüze gelir, nice gam ve kederler başına üşüşür ve nice musibetlerle karşı karşıya kalır!...
4- Her Çeşit Kaza-Kader: Değişik hal ve durumlarda; bazen tatlı bazen acı, Cenab-ı Hakk tarafından başa gelen her çeşit ilahi kaza ve takdir tecellileri. Nefis, bunlara karşı kızgınlık göstermekte çok hızlı ve fitne çıkarmada çok acelecidir. İşte bu noktada insanı “Afetler Sarp Geçidi” karşılar. Bunu aşıp geçmek için dört silaha ihtiyacı vardır:
• Rızık hususunda Allah (c.c.)’ya Tevekkül;
• Tehlikeler konusunda Tefvîz (işleri Allah (c.c.)’ya ısmarlama);
• Zorluk ve musibet anında Sabır;
• Kaza ve kader tecellisinde Rıza!
Allah’ın izni, hidayeti ve yardımıyla bu geçidi de geçer.
Sebepler Geçidi
Bu geçitten kurtulup tekrar ibadetlere yönelmeye niyetlendiğinde bakar ki, nefsi çok gevşek ve tembel, hayra karşı hakkıyla ve gerektiği gibi şevk duyup koşmuyor. Daima gaflete, rahata ve tembel tembel durmaya; özellikle de şerre, fuzulî işlere, bela ve cehalete meyilli.
Bu durumda, nefsi hayır ve taate sevk edecek ve bu hususta ona şevk verecek bir saike, şer ve masiyetten alıkoyup geri durduracak bir engelleyiciye ihtiyaç vardır. Bunlar recâ (ümit) ve havf (korku)’dur. Allah Teala’nın vaat etmiş olduğu sevap, güzellikler ve iyilikleri ümit etmek, bunlar üzerinde tefekkür etmek, onun, ibadet ve taate yönelip o yol üzerinde yürümesini sağlayan bir etken olacak, onu harekete geçirip şevkini arttıracaktır. Allah Teala’nın elem verici azabı, günahkârları tehdit ettiği her türlü cezalar ve aşağılayıcı vaziyetlerin zorlukları, nefsi masiyetlerden alıkoyacak, onlardan uzaklaştırıp elini çekmesini sağlayacaktır.
İşte burada “Sebepler Geçidi” onu karşılar. Bunu aşmak için yukarıda zikrettiğimiz iki temel esasa ihtiyacı vardır. Bunları güzel bir şekilde uygularsa, Allah’ın izni ile selametle geçer.
Gizli Tehlikeler Geçidi
Bu geçidi geçip tekrar ibadete yönelince, artık kendisi için bir meşguliyet ve engelin kalmadığını, ibadete yönelten ve götüren sebeplerin mevcut olduğunu görür. İbadete karşı şevk duyar ve onları yerine getirir, bütün arzu ve isteğiyle sarılır ve devam ettirir.
Bir de bakar, bu ibadetlerin hepsinin iki büyük tehlikeyle karşı karşıya kalmasının muhtemel olduğunu görür; Riya ve Ucub. Bazen ibadetiyle insanlara karşı riya/gösteriş yapar ve onu ifsad eder. Bazen riyaya engel olur ve nefsini levm eder/kötüler, fakat kendini beğenir/ucub ve yaptığı ibadeti boşa çıkarıp telef eder.
İşte bu noktada onu “Gizli Tehlikeler Geçidi” karşılar. Bu geçidi aşabilmesi ve işlediği hayırların boşa çıkmaması için ihlâsa, Allah Teala’ya karşı minnet borcu olduğunu düşünmeye vb. şeylere ihtiyacı vardır. Allah’ın izni ile ciddi gayret göstermesi ve ihtiyatla hareket etmesi ve Rabb’inin de güzel bir şekilde günahlardan koruması ve desteği sayesindeki teyakkuzla bu geçidi de aşar.
Hamd ve Şükür Geçidi
Bütün bu geçitleri aşınca ibadetlerini layıkı vechiyle yerine getirmiş ve her türlü afetten kurtulmuş olur. Fakat bakar ki, Allah’ın verdiği nimetlerin; başarıda imdadına yetişmesi ve günahlardan koruması ve her çeşit destek ve himayesinin çokluğu yüzünden, Allah’ın ihsan denizleri içinde yüzmekte ve O’nun güçlü himayesi altındadır.
Şükür konusunda ihmal göstererek küfre sapmaktan, ihlâsla Allah için gayret gösterenlerin makamı olan bulunduğu yüce merteben aşağı düşmekten, Allah’ın ikram ve ihsanı olarak kendisine lütfedilmiş olan sayısız nimetlerin zail olmasından korkar.
İşte tam bu noktada kulu “Hamd ve Şükür Sarp Geçidi” karşılar. Onu da, kendisine ihsan edilen sayısız nimetlere gücünün yettiğince çok hamd ve şükür ederek aşar.
Bu sarp geçidi de aşıp düzlüğe çıkınca, bir de bakar ki o, maksudunun ve asıl istediğinin huzurunda. Biraz yürüdüğünde kendisini kolaylıkla erişilen faziletler, aşk bahçesi ve muhabbet deryası içinde buluverir.
Sonra rıdvan bahçelerinde, ünsiyet bağlarında, Rabb’ine yakın bir mertebede ve özel meclislerde bulunur, hil’at ve kerametlere erişir. Bu makamlarda çeşitli nimetlere nail olur, kalan günlerini ve gerideki ömrünü bu nimetler arasında dolaşarak; bedeni dünyada, kalbi ukbâda, her gün her saat bunların arttığını müşahede ederek geçirir. Nihayet bütün halktan bıkıp usanır, dünyayı artık murdar olarak görmeye, ölüm hasretiyle inlemeye başlar. Mele-i A‘lâ için iştiyak ve arzusu kemâl noktaya gelir.
Bir de bakar ki, Yüce Dost’un elçileri sürur ve rahmetle ‘rıdvan’ı müjdelemek ve Efendi’sinin kendisine kızgın olmadığını bildirmek için Rabb’inin katından gelmişler! Sonra onu tebşir ve ünsiyetle bu fani ve fitneci dünyadan alırlar, huzur-ı ilahiye, cennet bahçelerindeki asıl makamına naklederler. Zayıf ve muhtaç nefsi için orada nimetlerin ve büyük bir ihtişamın hazırlanmış olduğunu görür. Yine orada lütuf, ihsan, huzur ve yakınlık içinde; ne vasfının ne de ihatasının mümkün olmadığı nimet ve ikramların bulunduğu halde çok merhametli, iyilik ve cömertlikte benzersiz Efendi’sine kavuşur. Bunlara ilaveten orada ebediyen kalma nimetine nail olur. Elde ettiği bu büyük saadet için ne mutlu ona! Bu yüce devletten dolayı ne mutlu ona! Bahtiyar bir kul, gıbta edilen bir şahıs, övgüye layık bir makamda olduğu için ne mutlu ona! Müjdeler ona, en güzel sonuç onadır!
İyilik ve merhameti sonsuz Yüce Rabb’imizden, bu büyük nimetleri, eşsiz ihsanları bize ve sizlere ikram etmesini dileriz. Şüphesiz bu, Allah Teala için hiç de güç değildir. Yine bizleri bu yolda, sadece tarif etme, dinleme ve faydasız temennilerden başka nasibi olmayan bahtsızlardan kılmamasını; öğrendiklerimizi kıyamet gününde aleyhimize delil olarak almamasını, emirlerini istediği ve razı olduğu şekilde yerine getirmeye cümlemizi muvaffak kılmasını dileriz. Şüphesiz o, merhamet edenlerin en merhametlisi, ikram edenlerin en cömerdidir. İşte Cenab-ı Hakk’ın bana ibadet yolunda ilham ettiği tertip ve düzen budur.
Bil ki, bütün bu ifadelerin sonucunda, yedi sarp geçidin bulunduğu anlaşılmış oldu:
1. İlim geçidi,
2. Tevbe geçidi,
3. Engeller geçidi,
4. Afetler geçidi,
5. Sebepler geçidi,
6. Gizli tehlikeler geçidi,
7. Hamd ve şükür geçidi.
Nimet ve hidayetiyle başarıya ulaştıracak olan Allah Teala’dır. Allah’ın yardımı olmadan ne her hangi bir güç ne de kuvvet vardır!