turkishlanguage
Ağzı var, konuşuyor
 
| Mesajlar: 27 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Jan 2008 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
arjantine 1985 anlar eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
arjantine 1985
anlar
eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardanım.
yeniden başlıyabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem,yaşam budur zaten.
anlar,sadece anlar.sizde anı yaşayın.
hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardanım ben.
yeniden başlıyabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
ilkbaharda papuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla
bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır,
çoçuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eğer,
ama işte 85'ndeyim ve biliyorum...
ölüyorum.....
DARUMA
BAHAR
Bu gün yine sarhoş gibiyim,
Oysa hiç içki içmem.
Bahar mı vurmuş başıma,
Yoksa arada bir vuran sevdam mı ne ?
Derin düşüncelerle,
Gözlerim takıldı pencereme,
Beşiktaş açıklarına, denize.
Bakabildiğim en uzağa
Sisli bulutlar inmiş.
Boğazın sabah güneşiyle parlayan mavi suları
Görünmez olmuş bu gün,
Sandallar nokta, gemiler tire olmuş,
Taşıdıkları hikayeler ağır gelip, acaba hiç battıkları olmuşmudur?
Sevgiyle, heyecanla baktığım Kadıköy, Moda
Bugün oralar da yok olmuş.
Ah ! yürek acısı
Hala yanıp durur,
Közlenip küllenmesi , zaman en büyük umudumdur,
Bu sevda ateşinin son yolculuğu,
Sevdam artık sönmeye mahkumdur.
Sona gitmekte acele,
Sönmekte acele etmekte
Kalpler kendi köşelerinde
Yani artık sahiplerinde,
Benim sarhoşluğum ise ikinci bahane,
Özlem sevgiliye değil
Sevgiye.
Sevda küllerini yükledim batan gemilere,
Doğum yakında,
Gözler umutta
Ümitler kapıda
Yeniden doğuşa merhaba!
İşte! söyledim sonunda,
Ah ! güzel İstanbul
Bugün ben de sana bir başka baktım penceremden
İçimde artık geçmişte kalan hikayem
Dudaklarımda hikayemden kalan kelimeler
Gözlerim boğazın sırtlarında, erguvanlar, şakayıklar açarken,
Ankara"nın sırtlarında acaba hangi bahar çiçekleri açar?
Sen derin uykulardayken.
Hissediyorum, kalplerde bir kıpırtı var.
Baharın herkes için ayrı bir müjdesi var.
Daruma
4 NİSAN PANAYIRI
Bugün 4 Nisan
Dünyada mis kokulu yağmur
Gökyüzünde ise melekler,
Eğlenceler, sarı; kırmızı; mavi şekerler
Bu gün gökyüzünde panayır
Sevgi şerbetleri içilir,
Şiirler yazılır, mutluluk şarkıları; mırıldanır
4 nisan'da doğanların doğumgünü kutlanır
Bu gün 4 nisan,
Rengarenk ışıklardan salıncaklar,
Yıldızlardan balonlar
Balonları; uçuran melekler
Dünyaya mutluluk, sevgi ve aşk gönderirler
Kutlayanlar, kimbilir
Belki yakalayabildiler,
Belki uçup gidecekler
Bugün 4 Nisan
Gökyüzünde, Gökkuşağı;, Sevgililer Bayramı;
Yeryüzünde ise Nisan gözyaşları;
Gökyüzünde kocaman rengarenk kurdeleler,
Çocukluğumda annemin saçlarıma taktığı; fiyonklar
Kaldır başını; biliyorum göreceksin hatıraları,
Okuyacaksın şiirleri, söyleyeceksin şarkıları;
Unutacaksın mutluluktan, sevgiden, kederleri, acıları;
Hatıralarda bulacaksın mutluluğun sırlarını;
Bu gün 4 Nisan
Gözlerin ıslanacak, ışıl ışıl parlayacak,
Bunlar mutluluk gözyaşların olacak.
Belki de yüzündeki ıslaklık,
Gökyüzünden bakan bir çift gözün mutluluk gözyaşları olacak
Daruma
Sanki bu bahar...
Kaç bahardır planlıyorsun
çiçekli, rüzgarda açılan
etekli bir elbise giymeyi?
Artık ne olursa olsun
bu bahar
esintili biri olmayı.
Tüy gibi hafif, oradan oraya uçuşmayı...
Nasılmış, nedenmiş meselesini bir mevsimlik tatil edip sokağa çiçek gibi dökülmeyi...
Bilmiyorum, ama senin aklında
"fena" bir şey var gibi geldi bana.
Bu bahar göster bakalım numaranı!
Kaç bahardır planlıyorsun
-bu sefer kesinlikle-
erken bir bahar tatiline çıkmayı?
Hiçbir şeyin sana ait olmadığı,
sabun kokulu bir pansiyon odasında
biraz kendine bakmayı.
Pansiyondan çıkıp kimseyle konuşmadan,
her şeyi ceplerine doldurmuş olaraktan,
gün boyu serseri gibi dolanmayı...
Siyah - beyaz bir filmin başrol oyuncusu gibi
uzaklara dalıp kahramanca kararların sigarasını yakmayı...
Bilmiyorum, ama sanki bu bahar
mühim kararlar verecekmişiz gibi geldi bana.
Sanki bu bahar seçeceksin yolunu.
Peki bahar vakti seçilen yoldan hayır gelir mi?
Ama zaten hayır getirecek yollar
hiç senin gibiler için değildi ki!
Söyle bakayım sen, kaç bahar geçirdin
toprağa bulanmadan?
Şöyle çok eskidenki gibi çamurdan köfteler,
topraktan pastalar yapmadan.
Sırf yeni bitmiş otlar pembe topuklarını gıdıkladı diye
tek başına gülümsemeden.
Söyle bakayım kaç bahar?
Elini çenene dayayıp,
adını bile unutana kadar,
gidip gelen karıncalara bakasın var senin.
Senin kendine bakasın var bu bahar,
yaz sıcağı bastırmadan.
Biz de biraz anlıyorsak bu işlerden
-her nev'i serserilikten ve
ihtiyatsız ömürler bilgisinden- biraz olsun yani,
bu baharı kendine ayır derim.
Bilmiyorum ama kafanın içinin
bir bahar temizliğine ihtiyacı var gibi geldi bana.
İyi olmaz mıydı yani, açıp başımızı,
çıkarsak beynimizi,
yıkasak bakır leğenlerde.
Sabun tozlarıyla, çitileye çitileye.
Şöyle foşurdata foşurdata.
Bilmiyorum ama senin ihtiyacın var gibi geldi bana,
bu bahara.
Biraz kendine bakmaya...
İyi baharlar...
|
|