Kazandır
Bir kaç yıl önce, Seattle Özel Özürlüler Olimpiyatlarında, tümü fiziksel ve zihinsel özürlü olan dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar.
Başlama işareti verilince, hepsi birlikte başladılar. Bir hamlede başlamadılar belki ama yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.
Yarışa başlar başlamaz içlerinden genç bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi oğlanın ağlamasını duydular. Yavaşladılar ve geriye baktılar.
Sonra hepsi yönlerini değiştirdiler ve geriye döndüler. Oğlanın yanına geldiler. İçlerinden Down Sendrom' lu bir kız eğilip oğlanı öptü ve "Bu onun daha iyi hissetmesini sağlar" dedi.
Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiş çizgişine doğru hep birlikte yürüdüler.
Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı.
Orada bulunan insanlar hâlâ bu öyküyü anlatıyorlar. Neden? Çünkü şu tek şeyi derinden bilmekteyiz :
Bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan çok daha ötede olan bir şeydir. Bu hayatta önemli olan, yavaşlamak ve rotanızı degiştirmek anlamına gelse bile diğerlerinin de kazanması için yardım etmektir.
Emin misin?
Ya?murun bir gün dinmeyece?inden,
hiç bitmez görünen hayat ?rma??n?n bir gün kurumayaca??ndan, seni al?p diyardan diyara gezdiren rüzgâr?n duruvermeyece?inden
emin misin ?
Hep atan yüre?inin duruvermeyece?inden,
gören gözünün hep görece?inden,
duyan kula??n?n hep duyaca??ndan
emin misin ?
"Ben olmazsam olmaz" dedi?iniz i?lerin asla sensiz yap?lamayaca??ndan,
sen olmazsan dünyan?n duruverece?inden,
seslendi?inde titretti?ini sand???n ?u da?lar?n hep emrinde olaca??ndan
emin misin ?
Sana uzanan ellerin hep yan?nda olaca??ndan,
yüre?ini verdiklerinin bir gün s?rtlar?n? dönüp gitmeyece?inden
emin misin?
Sana hep aç?k duran ilahî kap?lar?n bir gün kapanmayaca??ndan ve ?a??r?p kalmayaca??ndan
emin misin ?
Karanl???n içinde kaybolup giden ç??l?klar? duyabildi?inden, yüre?indeki ???ktan ba?kalar?na da verebildiginden
emin misin ?
Güzel bir hayat ya?ad???ndan, yapabilece?in her?eyi yapt???ndan
emin misin?
Bütün bunlar için bir kere daha f?rsat?n olaca??ndan sahiden
emin misin ?
Kendini Bili?
Ve bir adam ?öyle dedi:
"Bize kendini bili?den bahset."
Ve o cevap verdi:
"Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin s?rr?n? sessizce bilir. Ancak kulaklar?n?z, kalbinizin bilgisini i?itmek için deli olur. Dü?üncelerinizde daima bildi?inizi, kelimelerde de bileceksiniz.
Rüyalar?n?z?n ç?plak bedenine parmaklar?n?zla dokunabileceksiniz. Ve böyle de olmas? gerekir. Ruhunuzun sakl? kayna?? yükselmeli ve ça??ldayarak denize do?ru ko?mal?; ve o zaman, sonsuz derinli?inizin hazineleri gözlerinizin önüne serilecektir.
Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak için tart? aramay?n; ve bilginizin derinli?ini de?nekle veya iskandil ipiyle ölçmeye kalkmay?n. Çünkü ki?i, ölçüsüz ve s?n?rs?z bir deniz gibidir.
'Ruha giden yolu buldum' de?il,
'Kendi yolumda yürürken ruhu buldum' deyin.
Çünkü ruh, her yolda yürür.
Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür;
ne de bir kam?? gibi dümdüz büyür.
Ruh, say?s?z taç yapraklar? olan bir lotus çiçe?i gibi aç?l?r."
Khalil Gibran
Olumlu dü?ünmek yeterli de?ildir
"Karar verdi?imiz anlar, gelece?imizin ?ekillendi?i anlard?r."
Anthony Robbins
Hepimizin rüyalar? vard?r, de?il mi? Hepimiz; ailemizde, arkada?lar?m?zda ya da di?er ki?ilerde belirgin bir yolla ?u ya da bu ?ekilde fark yaratabilen, özel insanlar oldu?umuza inanmak isteriz. Ya?am?m?z?n herhangi bir an?nda, gerçekten neleri istedi?imiz ve neleri hak etti?imiz konusunda bir fikrimiz olmu?tur.
Bununla birlikte ço?umuz ya?am?n güçlükleriyle kar??la??nca, rüyalar?m?z? unuturuz. Özlemlerimizin gelece?imizi ?ekillendirmedeki gücünü unutarak, onlar? bir kenara b?rak?r?z. Güven ve ümidimizi kaybederiz. Ya?amda her?eyi de?i?tirecek gücün, içimizde uyuyor oldu?unu hat?rlamay?z. Bugünden ba?layarak, bu gücü uyand?rabilir ve rüyalar?n?z? ya?ama geçirebilirsiniz.
Olumlu dü?ünme, ?üphesiz önemli bir ba?lang?çt?r. Elbette nelerin ne kadar yanl?? oldu?u yerine, nelerin nas?l çözümlenece?i üzerinde durmal?s?n?z. Ancak tek ba??na olumlu dü?ünce, ya?am?m?z? de?i?tirmek için yeterli de?ildir. Nas?l dü?ündü?ünüzü, nas?l hissetti?inizi ve ya?ad???n?z her gün yapt???n?z? de?i?tirmek için, baz? stratejilere ve ad?m ad?m neler yapaca??n?z? gösteren planlara sahip olman?z gerekir.
Ya?am?n?zda baz? ?eyleri de?i?tirmek ya da geli?tirmek istiyorsunuz de?il mi? De?i?tirmek istedi?iniz ?eyleri iki grupta toplayabiliriz; ya hislerimizi (daha fazla güven duymak, korkular?m?z? yenmek, mutlu olmak, geçmi?te olanlar için kendimizi daha iyi hissetmek gibi) ya da eylemlerimizi (sigaray?, içkiyi, ertelemeyi b?rakma gibi farkl? ?eyleri) de?i?tirmek isteriz. As?l sorun; herkesin bu de?i?iklikleri yapmak istemesine ra?men, çok az ki?inin bunlar?n nas?l yap?laca??n? bilmesi ve sonsuza kadar sürdürebilmesidir. Bunun için baz? temel teknikleri kullanarak, ya?am?n?z?n kalitesini denetlemeye ve de?i?tirmeye ba?layabilirsiniz.
?u anda bu sürecin sizin lehinize çal??mas? için gerekli olan tek ?ey, de?i?imin mümkün oldu?una inanmakla i?e ba?lamakt?r. Geçmi? önemli de?ildir. Geçmi?te i?e yaramayan hiçbir ?eyin, bugün yapacaklar?n?zla herhangi bir ?ekilde ilgisi yoktur. ?u anda yapacaklar?n?z, gelece?inizi ?ekillendirecektir. Hemen ?imdi kendi kendinizin dostu olmal?s?n?z. Olanlar için kendinizi y?pratmak yerine, derhal sorunlar?n?z?n çözümü üzerinde yo?unla?mal?s?n?z.
YILGINLIK H?SLER?N?Z? TERS?NE ÇEV?REB?L?RS?N?Z
Ya?amda s?k s?k, gerçekten kontrol edemeyece?imiz olaylar olur. Çal??t???m?z ?irket küçülür ve i?ten ç?kar?labiliriz. E?imiz bizi terk edebilir. Aile fertlerinden biri hasta olabilir ya da ölüme çok yakla?abilir. Bu gibi durumlarda art?k yapabilece?imiz hiçbir ?eyin olmad??? hissine kap?labiliriz.
Belki de bir i? bulabilmek ya da sadece kendinizi daha mutlu hissedebilmek için, bildi?iniz her ?eyi denemi? olabilirsiniz. Hiçbir ?ey i?e yaramam?? gibi gözükebilir. Elimizden gelenin en iyisini yaparak, yeni bir yakla??m? denedi?imizde hala amac?m?za ula?amam??sak, genellikle bunlar? tekrar denemeyiz. Niçin? Çünkü hepimiz ac?dan kaçmak isteriz! Hiç kimse ba?ar?s?zl??? tekrar ya?amak istemez. Hiç kimse sadece hayal k?r?kl???na u?ramak için, bütünüyle kendisini vermez. Genellikle bu hayal k?r?kl??? deneyimlerinden sonra, tekrar denemekten vazgeçeriz! Böylece hiçbir ?eyin i?e yaramayaca??na inand???m?z noktaya geliriz.
Halbuki yan?l?yorsunuz. Her ?eyi yapabilirsiniz! Bugün, alg?lama ve eylemlerinizi de?i?tirerek ya?am?n?zdaki herhangi bir ?eyi de?i?tirebilirsiniz.
Ya?am?n?z? tersine çevirmede ilk ad?m, bir ?ey yapamayaca??n?z ya da çaresiz oldu?unuza ili?kin inanc?n?zdan kurtulmakt?r. Bunu nas?l yapabilirsiniz? Genellikle insanlar geçmi?te denediklerini, fakat ba?aramad?klar?n? söylemektedirler. Ya?am?m boyunca geçmi? gelece?iniz de?ildir ifadesini s?k s?k kulland???m? hat?rlatmak isterim. Dün ne yapt???n?z önemli de?ildir, ?imdi ne yapt???n?z önemlidir. Bugün yapacaklar?n?z üzerine yo?unla??rsan?z, her ?ey daha iyi olacakt?r.
Mesaj basittir. Amaçlar?n?z?n pe?inde giderken, sab?rla ve esneklik duygusunu kaybetmeden, yo?un ve sürekli eylemde bulunur ve çözüm yoktur duygusunu bir kenara b?rak?rsan?z; eninde sonunda istedi?inizi elde edersiniz. Derhal, küçük bile olsalar, bugün yapabilece?iniz eylemler üzerinde yo?unla?mal?s?n?z.
KARAR VERMEK
Daha önce ya?am?n?z?n herhangi bir k?sm?n? de?i?tirebilecek güce sahip oldu?unuzu söylemi?tim. Peki, o nerededir? Onunla nas?l anla?aca??z? Hepimiz yeni sonuçlara ula?mak için yeni eylemler yapmak zorunda oldu?umuzu biliyoruz, fakat hepimiz eylemlerimize bir karar?n babal?k yapt???n? anlamak zorunday?z; karar?n gücü, de?i?imin gücüdür. Tekrar belirtmeliyim ki, ya?am?m?zdaki olaylar? her zaman kontrol edemeyiz, fakat bu olaylarla ilgili olarak ne dü?ünece?imizi, neye inanaca??m?z?, ne hissedece?imizi ve ne yapaca??m?z? kontrol edebiliriz. Ya?am?m?z?n her an?nda kendi kendimizi kabul etsek de, etmesek de; yeni seçimlerimizin, yeni eylemlerimizin ve yeni sonuçlar?m?z?n nedeninin sadece bir ya da iki karara ba?l? oldu?unu hat?rlamal?y?z. SONUÇTA GELECE??M?Z?; YA?AM KO?ULLARIMIZ DE??L, VERD???M?Z KARARLAR BEL?RLER.
Anthony Robbins
Bir Dosttan PUSULALAR
E?er yeniden ba?layabilseydim ya?amaya...
?kincisinde daha çok hata yapard?m.
Kusursuz olmaya çal??maz, s?rtüstü yatard?m
Ne?eli olurdum ilkinde olmad???m kadar.
Çok az ?eyi ciddiyetle yapard?m.
Temizlik sorun bile olmazd? asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güne? do?u?u izler,
daha çok da?a t?rman?r, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmedi?im birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyas?ya,
daha az bezelye.
Gerçek sorunlar?m olurdu hayali olanlar?n yerine.
Ya?am?n her an?n? gerçek ve
verimli k?lan insanlardan olurdum.
Fark?nda m?s?n?z bilmem
ya?am budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de "an" ? ya?ay?n.
Hiçbir yere, yan?na:
termometre, su, ?emsiye ve para?üt
almadan gitmeyen insanlardand?m ben.
Yeniden ba?layabilseydim,
ilkbaharda pabucumu f?rlat?r, atard?m.
Ve sonbahar bitene dek yürürdüm ç?plak ayakla.
Bilinmeyen yollar ke?feder,
güne?in tad?na var?r, çocuklarla oynard?m,
bir ?ans?m daha olsayd? e?er......
Ama i?te, 85'imdeyim ve biliyorum....
Ölüyorum....
Jorge Luis Borges
Ya?am nedir diye soranlara....
Güç ve cesaret
Emin olmak güç gerektirir,
ku?kulara sahip olmak cesaret gerektirir.
Bir yere ait olmak güç gerektirir,
öne ç?kmak cesaret gerektirir.
Bir arkada??n?n ac?s?n? payla?mak güç gerektirir,
kendi ac?n? hissetmek cesaret gerektirir.
Kendi ac?n? saklamak güç gerektirir,
onu göstermek ve onunla ba?a ç?kmak cesaret gerektirir.
Savunmaya geçmek güç gerektirir,
savunmay? b?rakmak cesaret gerektirir.
Kazanmak güç gerektirir,
teslim olmak cesaret gerektirir.
Tek ba??na durmak güç gerektirir,
bir arkada?a yaslanmak cesaret gerektirir.
Sevmek güç gerektirir,
sevilmek cesaret gerektirir.
Ya?amda kalmak güç gerektirir,
ya?amak cesaret gerektirir.
Her yapt???n?z i?te güç ve cesaret bulabilirsiniz
ve ya?am?n?z o zaman arkada?l?k ve sevgiyle dolabilir.
90/10 s?rr?n? ke?fedin: Bu hayat?n?z? de?i?tirecek.
90/10 s?rr? inan?lmazd?r! Çok az?m?z bunun fark?ndad?r. Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve ba?a?r?s?ndan ac? çekmektedir.
Bu s?r nedir? Hayat?n %10'u, sizin ba??n?za gelenlerden olu?ur. Hayat?n di?er %90'?na ise sizin bu ba??n?za gelenlere nas?l davrand???n?zla karar verilir.
?nsanlar anlams?z ?eyler söyler ve yaparlar. ?nsanlar hasta olur. Arabalar bozulur. Uçaklar geç kal?r ve bütün planlar?m?z? alt üst ederler. Trafikte bir sürücü can?m?z? s?kabilir v.s. Bu 10'luk k?s?m tamamen bizim kontrolumuz d???nda gerçekle?ir.
Di?er %90'l?k k?s?m farkl?d?r.
Di?er %90'l?k k?sm? siz belirlersiniz.
Nas?l? Olaylara yakla??m?n?zla!
Bir örnek verelim. Ailenizle kahvalt? yap?yorsunuz. K?z?n?z, kahve fincan?na çarp?yor ve bir fincan kahve gömle?inizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davran???n?za göre belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktü?ü için kaba bir ?ekilde k?z?n?z? azarl?yorsunuz. K?z?n?z üzülüyor ve a?lamaya ba?l?yor. K?z?n?z? azarlad?ktan sonra e?inize dönüyor ve kahve fincan?n? masan?n kenar?na çok yak?n koydu?u için ele?tiriyorsunuz. E?inizle k?sa bir tart??ma ya??yorsunuz. Öfkeyle üst kata ç?k?yor ve gömle?inizi de?i?tiriyorsunuz. A?a??ya indi?inizde k?z?n?z?, a?lamaktan dolay? kahvalt?s?n? bitirememi? ve okul için haz?rlanamam?? bir halde buluyorsunuz. K?z?n?z otobüsü kaç?r?yor. E?inizin i?e gitmek için hemen ç?kmas? gerekiyor. Hemen aceleyle araban?za ko?uyorsunuz ve k?z?n?z? okula yeti?tirmek üzere hareket ediyorsunuz. Geç kald???n?z için, h?z s?n?rlamas? olmas?na ra?men a??r? h?zla gidiyorsunuz. 15 dakikal?k gecikmeden ve h?z limitini a?t???n?z için ödedi?iniz trafik cezas?ndan sonra okula ula??yorsunuz. K?z?n?z size "Ho?çakal" demeden binaya ko?uyor.
Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantas?n? evde unuttu?unuzu anl?yorsunuz.
Gününüz korkunç bir ?ekilde ba?lad?!
Devam ettikçe, kötüle?iyor, daha da kötüle?iyor san?yorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.
Eve ula?t???n?zda e?iniz ve k?z?n?zla olan ili?kilerinizde araya s?k??t???n?z? san?yorsunuz.
Neden? Sabahleyin nas?l tepki verdi?inize ba?l? olarak!
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Kahve sebep oldu
B) K?z?n?z sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz
Do?rusu, cevap "D" ??kk?. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davran??lar?n?z sebep oldu. Olabilecek ve olmas? gereken ise ?öyleydi: Üzerinize kahve s?çrad?. K?z?n?z a?lamak üzere. Siz nazikçe "Tamam tatl?m, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek" diyorsunuz. Havluyu kapt???n?z gibi üst kata ç?k?yorsunuz. Gömle?inizi de?i?tirip, evrak çantas?n? ald?ktan sonra a?a??ya iniyorsunuz ve ayn? anda pencereden k?z?n?z?n otobüse bindi?ini görüyorsunuz. K?z?n?z geri dönüp el sall?yor. Siz ve e?iniz i?e gitmek için birlikte ç?kmadan önce öpü?üyorsunuz. 5 dakika önce i?e geliyorsunuz ve çal??ma arkada?lar?n?za ne?eli bir ?ekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde oldu?unuz hakk?nda konu?uyor.
Farka bak?n!
?ki farkl? senaryo. ?kisi de ayn? ba?lad?. ?kisi de farkl? bitti.
Neden?
Nas?l tepki verdi?inize ba?l? olarak.
Gerçekten olanlar?n %10'unda hiçbir kontrolünüz yok.
Di?er %90'? ise sizin tepkinizle belirlenir.
Yolun ba??ndayken gülünü seçmek
Vaktiyle, görkemli bir malikanede ya?ayan, ya?l?, çok zengin bir adam varm??.
Malikane, gözal?c? güzellikte güllerin yeti?ti?i bir bahçenin içinde yer al?yormu?.
Bu ya?l? zenginin evine, her hafta belli bir gün, orta ya?l?, tatl? dilli bir bohçac? kad?n gelir ve yepyeni birbirinden güzel, pahal? kuma?lar?n? önce adama sonra çal??anlar?na sunarm??...
Bir gün yine Malikane'ye gelmi? kad?n yeni kuma?lar?yla, bekleme salonuna alm??lar onu...
Ya?l?, zengin ev sahibi biraz gecikince s?k?lm?? kad?n ve duvarlarda as?l? foto?raflar? incelemeye koyulmu?.
Adam gelince "Beyim"demi?, "gençlik foto?raflar?n?za bakarken dü?ündüm de, çok ama çok yak???kl?ym??s?n. Mal mülk para desen, malum. Eee pek iyi de bir adams?n tan?d???m kadar?yla, o zaman niye hiç evlenip aile kurmad?n be beyim?"
Adam gülümsemi? ve "madem garibine gitti, anlatay?m" demi?. "Ama önce gül bahçesine ç?k ve bahçemin en güzel ama en güzel gülünü getir,"demi?. "Ama kap?ya giderken seç, eve geri dönerken de?il!"
Kad?n ?a??rarak "peki" demi? ve ç?km?? bahçeye...
O büyüleyici güllerin aras?nda ilerlerken bir türlü karar veremiyormu?. "?u güzel, bu güzel, yok yok belki ileride daha güzeli vard?r" diye... Fakat bir bakm?? ki bahçe kap?s?na gelmi? ve duvar dibinde gölgede kalm?? bir kaç çelimsiz gülden ba?ka gül yok?!
Ne yaps?n dönerken seçemeyece?i için ve o güller de güzel olmad??? için eli bo? dönmü?.
Adam "Hani en güzel gül?" diye sorunca anlatm?? durumu...
Ya?l? zengin demi? ki:
"Anlad?n m? ?imdi benim tüm hayat?m boyunca niye evlenemedi?imi? Doyumsuz olmasayd?n e?er daha güzeli, daha iyisi, bunun rengi, bunun dikeni diye... Ve sar?lsayd?n dört elle sevdi?ini, be?endi?ini hissetti?in o güzelim güllerden birine, ellerin bombo? olmazd? benim gibi yolun sonuna geldi?inde..."
Hayat?n?zda böyle biri var m??
Sizi sizin kadar tan?yan biri; sizi dü?ünen, dü?ünmeyi ö?renmi?, sakin, uslu, efendi, oturmay? kalkmay? bilen, sevmeden edemedi?iniz biri. Size sizi anlatmay? seven, sizi ba?kalar?na anlatmay? her ?eyden çok seven, sizin için çok ?ey yapmaya haz?r biri. Bazen biraz fazla konu?tu?undan yak?nd???n?z ama ne söyledi?ini bildi?inden hep emin oldu?unuz, sizi tan?d??? kadar kendini ve hayat? da tan?yan biri.
Bazen dü?üncesine ?iddetle ihtiyaç duydu?unuz biri.
Sabah?n üçünde ay?p olur mu diye endi?elenmeden arayabildi?iniz ve üçüne be?ine bakmadan size duyman?z gerekenleri söyleyen, gecenin o karanl???nda kalk?p ????? yakan, masan?n ba??na geçen biri.
Kaleminiz-ka??d?n?z, aynan?z, saatiniz, kravat?n?z olan, bazen gölgeniz olan biri. Ve bazen vicdan?n?z, eh bazen de uykusuz b?rakt???n?z için, vicdan azab?n?z olan biri... Hayat?n?zda böyle biri var m??
Varsa k?ymetini bilin.
Haftan?n kaç günü kafan?za bir ?ey takm?yor ve keyfinizce ya??yorsunuz?
Hiç diyenler, kaybetti.
?ki gün diyenler, yakla?t?.
Cumartesi ve Pazar diyenler, bilemedi.
Gerçekten böyle iki gün var!
Bir tanesinin ad?, dün.
Hatalar, ac?lar, yanl?? anlamalar.
Oysa onlar geçti, gitti, geçmi?te kald?. Zaman? geriye döndürmeye imkan yok. Dünyan?n bütün paras?n? yan yana getirin, bir dakika önceye dönemezsiniz. Yapt???n?z hiçbir hareketi aynen geri alamazs?n?z. Etti?iniz hiçbir laf? silemezsiniz. Dün dündü bitti.
Kafan?za takmayaca??n?z ikinci günün ad?, yar?n!
Yar?n? bugünden kontrol alt?na alamazs?n?z.
Yar?n güne? do?acak elbette. Ama p?r?l p?r?l m? do?ar, bulutlar?n aras?ndan m? ç?kar, bugünden bilemezsiniz.
Geriye tek bir gün kal?yor: Bugün!
Bir gün hayatla mücadele edecek güç, hepimizde var. Güç ne zaman tükeniyor? Dünü ve yar?n? i?in içine katt???n?zda.
Günü ya?ay?n!
O müzi?i duydunuz mu?
18 Kas?m 1995 günü keman sanatç?s? Itzhak Perlman, New York'ta, Lincoln Center'daki Avery Fisher Salonu'nda bir konser vermek üzre sahneye ç?kt?. E?er herhangi bir Perlman konserinde bulunmu?san?z bilirsiniz ki onun için "sahneye ç?kmak" hiç de küçümsenecek bir ba?ar? de?ildir.
Çocukluk y?llar?nda çocuk felcine yakalanm?? olan Perlman'?n her iki baca??nda da destekleyici ateller vard?r ve ancak kol de?ne?i yard?m?yla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defas?nda sadece bir ad?m atabilmek suretiyle, ac? içinde ve yava? yava? yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür. A?r?lar içinde ama ihti?amla yürümektedir, sandalyesine eri?inceye kadar. Sonra oturur; yava?ça koltuk de?neklerini yere koyar, bacaklar?ndaki atellerin klipslerini açar, bir aya??n? geriye iter, ötekini öne uzat?r. Daha sonra yere e?ilerek keman?n? al?r, çenesinin alt?na koyar, orkestra ?efine ba??yla i?aret verir ve çalmaya ba?lar.
?u zamana de?in, izleyicileri bu ritüele al??m??lard?r. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine do?ru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklar?ndaki klipsleri açarken inan?lmaz bir sessizlikle beklerler. Perlman çalmaya haz?r olana dek seyirci sab?rl? ve suskundur.
Ancak o konserde bir ?eyler ters gitti. Daha ilk bir kaç sat?r? çalm??t? ki keman?n tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan f?rlayan kur?un gibi gitmi?ti ses. O sesin ne anlama geldi?i konusunda yan?lmak imkâns?zd?. Ve bunun akabinde ne yap?lmas? gerekti?i konusunda da...
O gece orda olan insanlar kendi kendilerine ?öyle dü?ündüler: "Anlam??t?k ki, yeniden aya?a kalkmas?, atelleri yeniden takmas?, koltuk de?neklerini almas?, yava? yava? sahne arkas?na gitmesi ve ya yeni bir keman bulmas? ya da yeni bir tel takmas? gerekecekti..."
Ama o öyle yapmad?. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi, gözlerini kapad? ve sonra ?efe yeniden ba?lamas? için i?aret verdi. Orkestra ba?lad? ve o kald??? yerden devam etti. Ve daha evvel hiç görülmemi? bir tutku, güç ve safl?kla çald?. Elbette herkes bilmektedir ki senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkâns?zd?r. Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir...
Ama o gece Itzhak Perlman bilmeyi reddetmi?ti. Onu parçay? kafas?nda molüde ederken, de?i?tirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz. Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlam??ças?na sesler ç?karmaktayd? kemandan, daha evvel hiç vermedikleri sesleri vermelerini sa?lamak için...
Bitirdi?inde salonu ola?anüstü bir sessizlik kaplad?. Akabinde seyircilerin tamam? aya?a kalkt? ve tezahürata ba?lad?lar. Oditoryumun her yan?ndan inan?lmaz bir alk?? patlad?. Hepimiz ayaktayd?k ba??r?yor, ?sl?k çal?yor, alk??l?yor, yapt???n? ne kadar takdir etti?imizi, be?endi?imizi anlatacak her türlü hareketi yap?yorduk Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yay?n? kald?rarak bizi susturdu ve böbürlenerek de?il ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla ?öyle dedi :
"Bilirsiniz, bazen de sanatç?n?n görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabilece?ini bulmak..."
Bu ne güçlü bir cümledir. Duydu?umdan beri akl?mdan ç?km?yor. Ve kim bilir? Belki de bu bir ya?am tarz?d?r; sadece sanatç?lar için de?il hepimiz için.
Burada, tüm ya?am?n? bir keman?n 4 teli ile müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire, bir konserin ortas?nda kendini sadece 3 tel ile bulan bir adam vard?r. O da 3 tel ile müzik yapmay? seçer ve o gece yapt???, sadece 3 telle yapt??? müzik, daha evvel yapt???, 4 teli varken yapt??? her ?eyden daha güzel, daha kutsal, daha unutulmazd?...
O zaman belki de bizim görevimiz, ya?ad???m?z bu sallant?l?, h?zla de?i?en, ürkütücü dünyada kendi müzi?imizi yapmakt?r; önce elimizde olan her ?eyle; ve daha sonra bu art?k imkâns?z oldu?unda, sadece elimizde kalanlarla...
Dostça Kal?n
Solgun yüzü her geçen gün biraz daha soluyor, sanki hayat omuzlar?na her geçen gün biraz daha yükleniyordu.
Ya?amdan b?km??t?, gözleri y?lg?n bak?yordu, ???l ???l olmas? gereken o gözler sönük ve bitikti sanki... Umut her gün ölümü biraz daha yakla?m?? olarak, daha 21'inde ölümü ensesinde hissediyordu, Umut ölüyordu...
Ald??? o kemoterapi denen ilet, O'nu daha ölmeden öldürüyordu. ?laç sonras? çekti?i ac?y? bir tek o biliyordu... Umut ölüyordu...
Bir seferinde 'ölmek istemiyorum' demi?ti doktoruna. 'basket tak?m?nda idim, yeni bir klüpten transfer teklifi gelmi?ti, sonra gitar çal?yorum, -daha çalmas?n? ö?renmek istedi?im çok parça var-, ben bir psikolog olaca??m sonra, bunlar? 6 aya nas?l s??d?r?r?m, söyler misiniz bana?' diye ba??rd? Umut.
Sitemi sadece kaderineydi, koskoca doktorun gözleri doldu, Umut ölüyordu...
Kendini çok kötü hissetti?i bir gün ailesi, O'nu gene apar topar hastaneye kald?rd?. Acil kan gerekiyordu, aileden kimsenin kan? uymad??? için, kan anonsla arand?.
Yener o s?rada hastanede yatan bir arkada??n? ziyaret etmekte idi. 'Bu kan benim kan?nla ayn?' dedi Arkada??na... Kan vermek için a?a?? kata ko?tu 'Kan verece?im' dedi, 'Anons için geldim.'
Yener ve Umut bu vesile ile tan??t?lar. O gün Yener kan verdi?i hastay? ziyaret etmek istemi?ti... Nereden bilecekti ki? O gün tan??aca?? bu ki?inin, hayat?n?n sonuna kadar, Onun en iyi dostu olaca??n?.
Geçmi? olsun' dedi Yener Umut 'a.. Umut 'Bana kan vermi?siniz, sa?olun, ama zahmet olmu?' dedi. 'U?ra??p durmay?n! Nas?lsa ben yak?nda ölüp gidece?im, ha bir gün önce, ha bir gün sonra? Ne fark eder, de?il mi?'' Yüzünde ki aç?kça okunan hüzünü, umursamaz tav?rlara b?rakmak istiyordu Umut, ama pek ba?ar?l? olam?yordu..
Yener elindeki gitar? yata??n kenar?na b?rakt?. Umut o zaman gitar? fark etti... Demek gitar çal?yordu... Umut ta çal?yordu, ama ?u illet hastal??a yakaland??? son 9 ayd?r, eline gitar? almam??t?..
'Sen daha ya?arken pes etmi?sin, dostum' diye ba?lad? söze Yener. 'Bak hayat sava? demektir, kimi ekmek paras? için sava??r, kimi bir parça toprak için, sen ya?amak için sava?mazsan, bu hastal?k seni, sen ölmeden gömer, unutma !!' diye bitirdi sözünü.
Umut sava?maktan yorulmu?tu, art?k ?u ölüm gelse de alsayd? onu, herkesin ona ac?yarak bakmas?ndan b?km??t?. Ald??? ilaçlara ba??ml? ya?amaktan nefret ediyordu... Hayattan buz gibi so?umu?tu... Sanki bo? bir mezar bulsa orada ölümü bekleyecekti, o denli bitmi?ti.
Yener bunlar? dü?ündü... Umut' u çok iyi anl?yordu. Çünkü 2.5 y?l önce kaybetti?i k?z arkada??, can?, kelebe?i de ayn? Umut gibi gözleri önünde daha ölmeden , ölüp gitmi?ti.
Yener ona yard?m edememi?ti, hem onsuz geçecek y?llar?n? dü?ünüp kendine ac?maktan buna vakit bulamam??, hem de Ay?egül'ün, -kelebe?inin- bu hislerini tam olarak anlayamam??t?...
Çünkü Ay?egül ile Yener' in de bir parças? ölüyordu... Yener kelebe?ini kaybediyordu. Ay?egül'üne yard?m edememi?ti Yener, ama Umut'a edecekti...O gün buna karar verdi... Çünkü Umut'un gözlerindeki o sönmü? ???k tan?d?kt?... Ay?egül'ünkilerle ayn?yd?.
'Ben de gitar çal?yorum' dedi Umut... 'Ama art?k, pek zaman?m olmuyor... Çünkü hayat?m yatakta geçiyor.'
Yener gitar?n? ald?, '?imdi gidiyorum, annenlere söyle gitar?n? getirsinler, yar?n u?rad???mda bir konser veririz.... Ne dersin?' dedi. Umut gülümsedi... Bu çocu?u, sevmeye mi ba?lam??t? ne?
Gitar? ellerine ald?lar. Yener öyle ne?eli parçalar çal?yordu ki, Umut'un yüzü uzun zamand?r böyle gülmemi?ti. Ne tesadüftü ki ikisi de ayn? ya?ta idi. Yener milli bir voleybolcu idi, Umut ise bir basketçi. ?kisi de gitar çal?yordu, ama Umut ölüyordu.
Bu dü?ünceyi bir türlü akl?ndan ç?karam?yordu Umut. Gülümsemesi yüzünde dondu kald?. Yener, Umut'un yüzünde yeni yeni parlayan ?????n yine sönüp gitti?ini fark etti.. 'Ne zaman ç?k?yorsun hastaneden ?' diye sordu. 'Yar?n,'dedi Umut. 'Yazl?k evimize gidece?iz...' Sonra tekrar yüzünü gülümseme sard?. 'Sen de gelsene!!!''
Umutlar?n evi denize bakan güzel bir villa idi. Kayal?klar aras?ndaki ev, ku?bak??? tüm körfezi görüyordu... Yener, 'Hadi yüzmeye' dedi... Umut 'Ama ben çok halsizim' dedi. Yener, 'Evde oturmaya devam edersen daha da halsizle?eceksin!' dedi. 'Hakl?s?n' dedi Umut.. Kayalara ula?t?klar?nda en yüksek kayan?n uçunda durdu Yener. 'Sence buras? kaç metredir?' dedi. 'Bence 3-4 metre var ve su s??'' dedi Umut. Yener ' Ben buradan atlayaca??m' dedi. 'Saçmalama!' dedi Umut. 'Çok tehlikeli...'
Yener kayalar?n uçuna gitti, bir iki dakika durdu ve hiç tereddüt etmeden atlad?.. Umut'un rengi atm??t?. Kayan?n uçuna ko?tu. Bir iki dakika soluk alamad? ve Yener'in su yüzüne ç?k?p ona el sallad???n? görünce, bulundu?u yere çömeldi ve ellerini ba??n? aras?na al?p öylece kald?... Yener k?y?ya ç?km?? gülerek geliyordu. Umut'a yakla?t?.. 'Nas?l atlay??t? ama?' diye sordu gülerek.
Umut cevap vermedi . Yener 'Umut?' dedi... Umut ba??n? kald?rd?, a?l?yordu. Ba??rmaya ba?lad?... 'Sen delirdin mi? Ölebilirdin...' Yener, Umut'a bakt? önce, sonra elindeki havluyu yere at?p üzerine, Umut'un yan?na oturdu... 'Gördünüz mü Umut Bey, insan?n gözlerinin önünde bir sevdi?inin ölüme gitmesi ne kadar zormu?? Tamam, sen kendini dü?ünmüyorsun, pekiyi anneni de mi de dü?ünmüyorsun? Dostun Yener i de mi dü?ünmüyorsun?
Var?n? yo?unu sana harcamaya haz?r baban? da m? dü?ünmüyorsun? Gördün mü sevdi?inin eridi?ini görmek ne zormu?? Sen ölmeden gömülmeyi seçmi?sin, ölümden korkma demiyorum... Ben de atlamadan önce bir iki saniye korktum, ama korkunun ilac? üzerine gitmektir... Sava? bu korku ile, üzerine git, daha sava?a ba?lamadan yenilgiyi kabul ediyorsun... Üzülme, bana bir ?ey olmazd?.' dedi Yener ve ?aka ile ekledi: 'Yener, ölümü bile yener...' Sonra son derece ciddi ?öyle dedi: 'Ve Yener ile Umut bu hastal??? da yenecek ... Söz veriyor musun?'' A?lamay? kesmi?ti Umut, Yener'in söylediklerini dikkatle dinliyordu...
Yener bugüne kadar hiç dü?ünmedi?i bir ?eyi anlamas?na yard?m etmi?ti, kendisini sevenler de çok ac? çekiyordu. Kendisi ve sevenleri için ya?amal?yd?.
Yener aya?a kalkt?, Umut'a elini uzatt?... Kenetlenen bu eller bir illeti, kanseri yenecekti...
O y?l yap?lan ilik nakli ile Umut hayata döndü, ama as?l Umut'un hayata dönü? gününü sadece Yener ve Umut biliyordu. S?cak bir yaz gününde, kayalar?n üzerinde, Umut tekrar do?mu?tu. Umut ve Yener dostlu?u her y?l ç?? gibi büyüyerek geli?ti...
Ta ki, geçen sene, Yener bir trafik kazas?nda, son nefesini verene dek.. 43 ya??ndaki Umut, Yener'in yoklu?una al??man?n ne zor oldu?u bilerek, ama sevdikleri için hayat?n ac?lar?na katlanarak bir y?l? doldurmu?tu. Yazl?k evlerinin balkonun da, y?llar önce hayata yeniden do?du?u kayalara bakt?..
Ve seslendi 'Yener!' Küçük çocuk ko?arak geldi: 'Evet, baba...' 'Gitar çalmay? ö?renmek istiyordun, de?il mi?' Çocuk sevinçle ba??rd? 'Evettttttttt' 'Ko? o zaman, yata??m?n ba? uçunda as?l? olan Yener Amca'n?n gitar?n? getir, o gitar bu günden sonra, senin gitar?n olacak.' dedi...
Gerçek bir dostla kanser bile yenilebilir...
Gerçek bir dostunuz var ise, hayata her an yeniden do?abilirsiniz..
Dostlar?n?zla, dostça kal?n...
Ya?ama sanat?
Epiktetos yirmi as?r önce demi?tir ki: "Kader önünde sonunda ?öyle veya böyle günahlar?m?z?n bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlar?n?n bedelini öder. Ekti?ini biçer.
Bunu bilen adam kimseye k?zmaz, gücenmez, kimseyi a?a??lamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam kar??la?t??? aksiliklere ?a?maz. Önüne ç?kan maddi-manevi engellerin kendi günahlar?ndan ba?ka bir ?ey olmad???n? bilir." Dü?manlar?n?z? dü?ünmek için ay?raca??n?z bir dakika bile dü?manlar?n?zdan daha de?erlidir. Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir.
Aristo ?öyle diyor: "?deal insan iyilik yapmaktan zevk al?r. Kendisine iyilik yap?l?rsa mahcubiyet duyar. Çünkü iyilik yapmak üstünlük i?areti, bir iyili?e muhtaç duruma dü?mek zaaf i?aretidir."
8 Özel Arma?an
1) Dinleme... Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, verece?iniz cevab? dü?ünmeden... Can kula??yla dinleyin.
2) Sevgi... Kucaklamalar, öpücükler, s?rt s?vazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlar?n?za olan sevginizi daha aç?k göstermenizi sa?layabilir.
3) Kahkaha... F?kra anlat?n, ne?eli hikâyeleri payla??n. Bu arma?an?n?z "seninle birlikte gülmeyi seviyorum" anlam?na gelir.
4) Yaz?l? bir not... Basit bir "Yard?m?n için te?ekkürler" notu, ya da belki bir ?iir... K?sa, elle yaz?lm?? bir not bazen ömür boyu hat?rlan?r.
5) ?ltifat... Basit, içtenlikle söylenen bir söz ("Bu renk sana ne çok yak??m??", "Harika bir is ç?kard?n", "Yemek nefis olmu?" gibi) kar??n?zdakinin içini ayd?nlat?r.
6) ?yilik... Her gün, rutininizi k?r?p birisine ho?, nazik bir ?ey yap?n.
7) Yaln?zl?k... Bazen tek istedi?imiz yaln?z kalmakt?r. Bu anlara duyarl? olun ve ihtiyac? olana yaln?z kalma arma?an?n? verin.
8) Ne?eli bir yap?... Birine tatl? bir söz söylemek gibisi yoktur. Selâm vermek veya te?ekkür etmek o kadar zor mu?
BR>
Kendin Olabilme
Hani bazı şeyler gözümüzün önünde şekil değiştirir ya, işte öyle bir şey okuyaaksınız. Ama bu şekil değişikliğinin ille de fiziksel olması gerekmiyor. Ruh halindeki hızlı değişimler de bizi aynı fizikî değişimlerde olduğu kadar şaşırtabiliyor. Bunu gözlemlemek kolay ama burkuyor insanın içini.
Bir arkadaşımız iki haftadır yoğun bir motivasyon içindeydi. Her sabah işe geliyor ve üşenmeyip yakın çevresine günaydın demek için odalarımızı dolaşıyor, bizi mutlu etmek amacıyle minik armağanlar getiriyordu. Davranış biçimi ruhumuzun okşarken, fiziksel olarak da her zamankinden daha sevimli göründüğü için göz zevkimizi de tatmin ediyordu. Her zaman alıştığımız spor giyim tarzının daha farklı ve oldukça hoş giyiniyordu. Gözlerinin içi gülüyor ve hepimizi etkisi altına alan negatif enerjiden bizi sıyırmak uğraşıyordu. Sanki ufak çaplı bir misyon üstlenmiş gibiydi.
Bizler ise ona gülümsemeye çalışırken bile " Ama.." diye başlayan olumsuz cümleleri sarfediyorduk. Nasıl böyle pozitif olabildiğine için için sinirlenmiyor da değildik. O ise bize "Ne derseniz deyin beni aşağıya çekemezsiniz" diyerek gülümsüyordu. Olan biten yaşanan tüm tatsızlıkları, ülkemizin ekonomik sıkıntılarını, bunun birey olarak hepimize yansımasını, terördü, savaştı mavaştı, hepsini o da biliyordu. Yani kavanoz içinde yaşamadığı gibi aldırış etmeyen biri de değildi. Baktık onu ikna edemiyoruz, başladık dedikoduya; "Seni böyle motive eden kesinlikle aşk olmalı, insan ancak aşık olunca böyle çiçeğe böceğe kafasını takar" dedik.
Güldü ve "Evet!" dedi, " Evet aşık oldum!.
"Kime ?" sorduk.
Ağzını doldura doldura ve gayet kendinden emin bir sesle "Kendime!" dedi.
Ne kadar haklıydı. Yaşadığımız kişisel ve toplumsal tüm problemler kendimizi görmeyi ve hissetmeyi unutturuyor. Bir çarka kaptırıp gidiyoruz. Kendimizden tat almayı unutuyoruz. Oysa bunun için ne çok sebebimiz var. Mutlaka her şeyin dört dörtlük olması gerekmiyor. Sağlıklı mıyız?
Elimiz iş tutuyor mu?
Fikir üretebiliyor ve uygulayabiliyor muyuz?
Dostlarımız var mı doya doya sohbet edecek?
Can dostlarımız ve ailemiz var mı hayatı paylaşacağımız? Kaybettiğimiz yakınlarımızın yerine oturtmaya çalıştığımız, doğuştan değil, sonradan kendi seçtiğimiz akrabalarımız var mı? Renklerimiz yok mu üzerimizde taşıyarak güzelleşebileceğimiz, hayallerimizi süsleyebileceğimiz?
Çiçekleri yok mu bize ait olmasa da doğa da olan ve kopartmadan koklayabileceğimiz? Varsın zorluklar olagelsin. Sınavdır belki de, gelir geçer. Geçmese de alıştırır, bizim zorluklarımız olur.
Yeter ki kendimizle barışık olalım. Yeter ki aynalara her ne olursa olsun gülümseyebilelim. Varsın derinlere inemeyen sığ insanlar bize deli desin.
Çok akıllı olup bunalmaktansa, deli olup hayatı şakayla karışık yaşayarak yol alalım. İyilikler kadar sıkıntılar, zorluklar, kayıplar da insanlar için. Tünelin en karanlık noktası aydınlığa en yakın olan anıdır. Yeter ki zor zamanları kendimize ve çevremize küsmeden geçirelim. Olabildiğince mutlu ve pozitif olalım.
Negatif olmak çevreye çok çabuk bulaşıyor. Söz konusu arkadaşım etraftan gelen negatif enerjiye iki hafta dayanabildi. Dün odama gelip "Bana enerji ver, kendimi düşük hissediyorum." dedi.
Buyrun bakalım.
Kendine aşkı mı bitti? Hayır, sadece pozitifi bize o kadar çok verdi ki, kendi enerjisini düşürdü. Oysa bizler almayı bilseydik, ondan yayılan bizden yayılanla birleşecek ve daha büyüyecekti. Yani paylaştıkça çoğalacaktı.
Öyleyse etrafımıza hemen gülümseyelim. Belki de ilk başta sahte gibi olacak ama sonra içten geldiğini göreceğiz. Kendimize aşkımızı hiç kaybetmeyelim ve bu aşk oldukça herşeyin üstesinden geleceğimizi unutmayalım. Kendimizi şımartmayı ihmal etmeyelim. Küçücük şeylerle bile olsa: Bir kahve, bir kadeh şarap, bir kurabiye, bir film, bir kıyafet, bir kitap, bir dost paylaşımı, bir kucaklaşma, ne şekilde olursa olsun kendimizi ödüllendirmektir.
***
Steve Goodier şöyle söylüyor:
"Başarıların ne olursa olsun, en büyük başarın mümkün olabildiğince kendin olmaktır.
Dünyayla uyum içinde olabilmek için kendin ol. Bu meydan okuyan bir iştir. Ve bunu senin kadar kimse yapamaz..."
Eğer
Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen;
Eğer, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörüyle karşılayabilirsen;
Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen ve kin tutana kin duymazsan;
Eğer, düşlere kapılmadan düş kurabilir; düşünebildiğin halde düşüncelerin kölesi olmazsan ve aynı zamanda ne çok uysal olup ne de çok akıllıca bir tavırla konuşmazsan;
Eğer, ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen; ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir ve yılmadan onu yine kurmaya çalışırsan;
Eğer, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini bütün direncinle seferber edip herkesin vazgeçtiği noktada sen amacına yönelebilirsen;
Eğer, herkesle birlikte olur da, erdemli kalabilirsen ya da krallarla dolaştığın bir durumda, gururlanıp benliğini ve dostlarını unutmazsan;
Eğer, ne sevgili dostların ne de düşmanların seni incitmezse ve kimseyi hem küçümsemez, hem de kimseye bağımlı olmamayı başarabilirsen;
Eğer, her günün her saatini, her dakikanın her saniyesini iç rahatlığıyla yaşayabilirsen, bütün dünya senin olur yavrum ve o zaman artık "ADAM" olduğunu düşünebilirsin.