sana duygularımı anlatmaya çalışıyorum
çocukken geceleri yıldızlara bakardım... Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı, kaçından böyle görünürdü gökyüzü,
kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi...
Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları... Gözlerinde o çocukluk
heyecanımı yaşadım yeniden. Mavi denizleri, mavi gökyüzünü, mavi aşkı gördüm...
Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım...
Gözlerinden bir yol çizdim kendime, yıldızlara tutunarak ulaştım aşka... Aşk
maviydi; gözlerinde aşka bulandım... Şimdi belki de bu yüzden; gözlerini
kapadığında yolumu kaybedişim...
Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak; nefesimden cam buğulanırdı... Adımı yazardım
o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak... Sonra yanına eklenecek mavi
aşkımı hayal ederdim saatlerce... Şöyle olmalı, böyle bakmalı, böyle
konuşmalı...
Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun...
Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı; yani seni... Kapasan
gözlerini, buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek...
Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;
“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten...
Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek...
Şimdi gözlerini kaparsan; maviler çok üşüyecek...
Duygularımı paylaşabildiğim sizler iyi ki yanımdasınız… Ve ne olursa olsun
biliyorum ki her zaman yanımda olacaksınız…..
Yine yazıyorum özgürce, özgür olduğum tek şeyde. Bir de ağlıyorum ağlayabildiğim
bir yerde, ağlayabileceğimi hissedince!!! Bazen de gülüyorum ,elimden
geldiğince, becerebildiğimce.
“Sen ne yapıyorsun” demiyorum. “İyiyim” diyorsun ben susuyorum. Sen soruyorsun
“sen ne yapıyorsun”, “ben mi diyorum?, “Evet” diyorsun. Senin kadar olmasa da
çok şey yapıyorum. Siyah ol diyorlar, siyah oluyorum. Ak ol diyorlar, ak
oluveriyorum. Gül diyorlar, gülüyorum... Ağlama diyorlar susuyorum. Vazgeç
diyorlar VAZGEÇİYORUM her şeyden. Sevdiğimden de, sevmediğimden de…! Bırak
diyorlar, bırakıyorum bütün ipleri, hayalleri.
Seni düşünüyorum umarsızca, hayallerim suya düşüyor su kalıyor kuyuda. Hepsi bir
kenara hayalleri kurtarayım diyorum. “Bırak oda kalsın” diyorlar. Bırakıyorum
oda kalıyor. “Yak” diyorlar, yakıyorum. Bir kibrit çakıyorum her şeye. Aya,
yıldıza, buluta… Sonra kendime…! Ay sönüyor toprağa düşüyor, yıldız kül kül
olmuş savruluyor, bulut duman duman dağılıyor. Bense köz köz çırpınıyor. Hepsini
geçtim bari ben diyorum. “Yak oda bitsin” diyorlar. Yakıyorum, ben de bitiyorum.
Aslında çok şey yapıyorum. Yapamadıklarımın dışında çok şey. Kendim olmadan çok
şey. Senin kadar olmasa da çok şey. Bak yine birseyler tükendi icimde..
TÜKENİYORUM ELİMDE OLMADAN, YAVAŞ YAVAŞ…
Bir sen varsın “öl” demeyen. “Günaydın” diyorsun “günaydın” diyorum. “Güneşin
ışığından aldığın ışıltıyla aç gözlerini” diyorsun, gülüyorum. “Ayın ışığından
kalan mahmurlukla başla güne” diyorsun, durgunlaşıyorum. “Önce dik dur, dik dur
ki günün de, ömrün de dik geçsin” diyorsun, güçleniyorum. Sonra ağlıyorum; “Ağla
rahatlarsın” diyorsun, susuyorum. “Şimdi anlat” diyorsun. Anlatıyorum. “Haklısın
ama alacaklı değilsin” diyorsun, kızıyorum.
“Hayat bu, ama ben varım” diyorsun. Susuyorum. “Dost” diyorsun, “dost” diyorum.
“Çalınacak kapı mı var ben zaten buradayım” diyorsun, “BİLİYORUM” diyorum.
Ve ben daha konuşmayı öğrenmeden sana duygularımı anlatmaya çalışıyorum