geçenlerde bir kadınla tanıştım barda. biraz sohbet ve alkol... ertesi gece bana geldi. biraz oturduk şarap ve müzik. yatak odama geçtik, neden nasıl sorgulamıyorum; o istiyordu benim ise belki de ihtiyacım vardı. kadın önden soyunup yatağa girmişti ardından ben odaya girdim, üzerimdekileri çıkarmış tam yatağa yönelmiştim ki;
cep telefonum çalmaya başladı, şifonyere doğru yöneldim. elime aldığımda telefon ikinci kez çalmış ve susmuştu. numara yoktu. yatağın ayak ucuna oturmuş elimde telefon gülmeye başladım, hem de sesli bir şekilde. ne olduğunu soran kadına döndüm, giyinmesini ve gitmesini istediğimi söyledim. ne söyledi evden ne zaman ayrıldı saymadım. düşündüğüm tek şey elimdeki telefon ve arayandı. ömrümün en tatlı anlarından biriydi.
aynı şekilde bir olayı da askerdeyken yaşamıştım. bahar aylarıydı, daha birkaç günlük askerlerdik. öğleden sonra dinlenme için koğuşlara çıkmıştık. biraz uzanmak istedim. yatağın üzerine attım kendimi. biraz sonra üşümeye başladım. yavaştan titreme geldi üzerime. tam o sırada üzerime battaniye örtüldü, annem yine dayanamadı üzerimi örttü diye düşündüm, tıpkı evde kanepede uzandığım zamanlarda olduğu gibi. bir güzel ısındım, o şekilde yaklaşık yarım saat sıcacık uyudum. birden uyandım. gözlerimi açtım etrafıma baktım ne evimdeydim ne de üzerimde battaniye vardı. yüzümde bir tebessüm mutlulukla gerinerek kalktım yataktan. o hissi geçen geceye kadar hatırlamamıştım. birilerinin seni düşündüğü, yanlış bir şey yapmana izin vermeyecekleri, hep yanında oldukları hissini. ama bu defa arayan annem değildi.