Şuanki Zaman: 11-21-2008, 02:44 AM
Merhaba, Ziyaretçi! (Oturum Aç -€” Kayıt Ol)
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



Birth-Doğum
Yazar Mesaj
G.B
Ağzı var, konuşuyor
**


Mesajlar: 26
Grup: Registered
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #1
Birth-Doğum

Nicole Kidman'ın 10 yaşında bir erkek çoçuğu ile küvete girmesiyle oldukça ses getiren "Birth"ü geçenlerde TV'de izledim ama meşhur sahneyi TV kanalı kestiği için görmek fırsatı olmadı.

Film Anna'nın (Nicole Kidman) kocasının Central Park'ta koşu yaparken bir köprünün altında yere yığılıp ölmesi ile başlıyor. Tam o anda bir bebeğin doğumuna şahit oluyoruz. Ama esas olanlar bundan 10 yıl sonra gerçekleşiyor. Anna onca yıldan sonra nihayet kocası Sean'ın acısını bir kenara atabilmiş ve Joseph'le evlenmeyi kabul etmiştir. Ama, Anna'nın ailesinin Cetral Park'ın doğu yakasındaki saray yavrusu dubleks dairesinde yapılan doğum günü partisi sırasında gizlice içeriye giren 10 yaşındaki bir çocuk Anna'ya "Ben Sean" deyince işler karışır. Tabii "Ben Sean" derken çocuğun kastettiği isminin Sean olduğu değil, kendisinin Anna'nın 10 yıl önce ölen kocası Sean olduğu.

Anna'nın ve ailesinin çocuğun sözlerine olan tepkisi başta son derece kontrollü. Hatta bana biraz tuhaf geldi. Ben olsam "Ne diyorsun sen velet!!!' der, kulağından tutar kapının önüne koyardım. Gerçi Anna da yakasından tutup kapının önüne koyuyor ama onun tepkisi çok daha kontrollü. Herhalde köklü bir New York ailesinin uzun bacaklı bir kızı olunca tepkiler daha kibar oluyor.

Çocuğun gelmesinden itibaren biraz kafası karışan Anna, Sean'ın kendisi ve kocası hakkında kendilerinden başka kimsenin bilemeyeği şeyleri bilmesi karşısında ne yapacağını şaşırıyor. Durum öyle bir noktaya geliyor ki Anna Sean'a "21 yaşına geldiğinde evleniriz." diyecek kadar ileriye gidiyor.

Reenkarnasyon falan gibi safsatalara inanmayan biri olarak açıkçası Sean'ın ruhunun başka bir bedende dünyaya gelmesi fikri beni pek etkilemedi. Ayrıca filmin sonunda çocuğun Sean hakkında bildiklerini nereden öğrenmiş olabileceğine dair ortaya atılan ama aslında tam olarak boşlukları doldurmayan tez bence biraz filmin odağını değiştirmiş. Aslında belki de şunu söylemek lazım: Filmin odağı yok. Film reenkarnasyonun varlığı üzerine bir film mi; yoksa bir kadının ölen kocasının ardından duyduğu acıyla neler yapabileceğini anlatan bir film mi; yoksa zaman zaman insanın tüylerini ürperten bir gerilim filmi mi ben pek anlamadım. Açıkçası bana Nicole Kidman'ın (Others - Diğerleri) filmini hatırlatmadı değil. Zaman zaman gerilim filmi havasını vermesinin en önemli sebebi filmin müzikleri. Ayrıca çocuğun koridorda yere yığıldığı sahne ve kendisinin Sean olduğundan şüphe ettiği sahne tüylerimi bayağı ürpertti.

Ama yine de filmden etkilenmekten kendimi alamadım. Nicole Kidman'ın yüzü o kadar etkileyici, performansı öyle yürek burkucu, filmin görüntüleri o kadar güzel, ailenin Anna, annesi, kız kardeşi ve onun kocası hep birarada yaşadıkları dubleks daire o kadar güzel, yemek odasının duvarındaki yeşil duvar kağıdı o kadar etkileyici ki yine de filme kötü diyemeyeceğim. Bence seyredilebilecek bir film. Hikayeyi biraz daha değişik bağlasalarmış daha farklı olabilirmiş ama yine de izlemeye değer.

01-03-2008 01:21 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim | tryorum, | En Üste Dön | Konulara Dön | Arşiv | RSS