bir kadeh rakı, bir parça beyaz peynir, fonda bir kadın sesi acıklı arabesk söylüyor, ağlar gibi. terkedilmekten bahsediyor, ayrı kalmaktan, yalnızlıktan. vefasızlardan dert yanıyor. havadaki sigara dumanı sis misali örtüyor üzerimizi, gizlemek istercesine bizi dışarıdan göremesinler diye. garson kadın asık suratı ile masalarımızı dolaşıyor, biten içkilerimizi tazeliyor. aşırı ve ayaküstü yapılmış makyajı geçen yıllarını, üzüntülerini bize göstermiyor. tişörtünden taşacak gibi duran göğüslerini erkeklerin yüzüne yaklaştırıyor sinsi bir gülümseme ile bardakları doldururken. balık etinden öte kilolu, bunları göstermek istercesine ayağında bir kot, beli yarı açık bir tişört giymiş. birkaç kadehten fazlasını içenler gülümseyerek kadının yüzüne yaklaşıyorlar birşeyler anlatmaya çalışarak aşağı bakmalarını saklamaya çalışıyorlar.
bu kaçıncı kadeh, saat kaç, kaçtan beri buradayım, kaçıncı gelişim buraya kaçıncı gecem...? bilmiyorum. artık saymıyorum. bildiğim şey buraya, şu bardakta durana ihtiyacım olduğu. uyumak için. unutabilmek için. unutabilmek için. daha kaç gece geleceğim buraya buralara. daha kaç vücut gerekli unutabilmem için "o"nu.