Şuanki Zaman: 11-22-2008, 08:11 AM
Merhaba, Ziyaretçi! (Oturum Aç -€” Kayıt Ol)
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



Dünyanın en ünlü kalp cerrahlarından Doktor Mehmet Öz'e göre sağlıklı ve uzun yaşamın sırları
Yazar Mesaj
turkishlanguage
Ağzı var, konuşuyor
**


Mesajlar: 27
Grup: Registered
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #1
Dünyanın en ünlü kalp cerrahlarından Doktor Mehmet Öz'e göre sağlıklı ve uzun yaşamın sırları

sağlık İÇİN

Dünyanın en ünlü kalp cerrahlarından Doktor Mehmet Öz, sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını anlattı... Mehmet Öz...

Türkiye artık onu çok yakından tanıyor... Yüzlerce basarili kalp ameliyatının yani sıra son olarak "yapay kalp mucizesi"ne de imza attı... Geçen gün Dr. Öz'ün de içinde bulunduğu ekip, Amerika'da 59 yaşında bir hastaya yapay kalp nakletti. İşte Doktor Öz'ün hastalarına tavsiye ettiği ilkeler: Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki, şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım. Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen, beddua ve küfür eden insanin kalp krizi riski ve ölüm oranı çok daha yüksek. Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim... Bence duanın, meditasyon gibi, şifa gibi, iyileştirici özelliği var... Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var. Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de " klasik " tip adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tip yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100 inanıyorum... Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu tür tamamlayıcı tedavilerde insanin istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade ön planda. Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz... Çünkü hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için problem devam ediyor... O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor. Her gün aspirin içmeli. Hayatımda pek ilaç kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin kani sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin, vücuttaki birçok doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor. Sağlıklı beslenme dikkat edilecek önemli konular.

- Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için... - Sarımsak müthiş bir bitki... Vücudu koruyan hücreleri destekliyor, tansiyonu düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye kullandığımızda, tansiyonu hemen düşürüyor. Her gün birkaç diş sarımsak yenmeli...(özellikle Kastamonu Taşköprü sarmısağı olmasına dikkat ediniz. mtsn) - Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye. Türkiye'de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir bitki...

- Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz. - Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli antioksidan, etteki zararlı Omega 6'lari yararlı hale dönüştürüyor. - Kayısı çok yararlı ancak 1 günde 1 avuçtan fazla yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli. Üzüm ve muz, çok yüksek dozda seker içerdiği için daha az tüketilmeli. - Her sabah aç karnına içilen bir bardak ilik suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum. - Artık sütün de '"Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor... Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve saflığını yok ediyor. Çocuklara soya sütü içirilmeli...

35 yasin üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli. - Balık hariç, kırmızı etle beyaz et ayni. Çünkü hem danaya, hem de tavuğa yüksek dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi yenebilir. Fark etmez! - Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca sekere dönüşüyor. Yani ha avuç avuç toz seker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan ekmek... Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin. - Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük. - Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok... İdeal kilodan daha düşük kilolu olan insanlar uzun ömürlü oluyor... -İdeal rejimler 1 haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur dikkat! (Herşey iyi de, böylesine güzel tavsiyeleri içeren bir yazının kaynağıda olmalıydı...)
EĞER,ÇÜNKÜ,RAĞMEN...
Bir japon inanışına göre dünyada üç tür sevgi varmış.Birincinin adı ''EĞER''imiş.Belli beklentileri karşıladığımızda bize verilecek sevginin adı buymuş.Örneğin eğer iyi olursan baban,annen seni sever.Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim gibi..Dünyada en çok rastlanan sevgi türü sanırım bu..Yani bir şarta bağlı,karşılık bekleyen,bencil sevgi...Gençlerin o anki gerçek hallerine değil,hayallerindeki abartılmış romantik görüntülerine aşık olmaları,beklenti düzeylerini yüksek tutmaları da bu tür sevgiye giriyor! İkinci tür sevgi ise ''ÇÜNKÜ''imiş.Kişinin bir kariyer sahibi olması,bir şeye sahip olması yada birşey yapması nedeniyle duyulan sevgiymiş buda..Sevginin koşullu olanı:Seni seviyorum;çünkü güzelsin...Çünkü bana güven veriyorsun,popülersin,ünlüsün,o kadar güzel yerlere götürüyorsun ki..gibi!!!Bu tür sevgi 'eğer'le başlayan sevgiye daima tercih ediliyormuş.Oysa temelde bu sevginin 'eğer'türü sevgiden çok fazla farkı yok..Kaldı ki bu sevgi de yükler getirir insana..İnsanlar,sevenlerinin artık ötekini seveceğinden korkarlar.Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler.Evli kadın,kocasının genç ve güzel sekreterini kıskanır.Çünkü bu tür sevgide güvensizlik dizboyudur.İnsanların iki yönü vardır.Bir dışa gösterdikleri yönleri;iki yalnızca kendilerinin bildiği...Ya herkes bizim,sandıkları kişi olmadığımızı anlarsa ve terk edilirsek diye korkarlar! Üçüncü tür sevgi ise ''RAĞMEN''miş.Bu tür sevgide insan,birşey olduğu için değil,birşey olmasına rağmen sevilirmiş.Sözgelimi masallarda asil,yakışıklı bir delikanlının çirkin bir kıza aşık olması gibi..Kusurlara, kötü huylara,çirkinliğe 'rağmen',en değersiz diye bilinen kişinin,en değerli diye düşünülerek sevilmesi diye tanımlayabiliriz bu tür sevgiyi..İşte yüreklerin en çok susadığı sevgi türü 'rağmen'sevgisi...Bugün yaşamı sürdürmenin tek nedeni,günün birinde 'rağmen'sevgiyi bulma inancı olsa gerek...Oysa toplumda herkesi doyuracak,'rağmen'sevgiye açlığı giderecek kadar sevgi yok!Bazılarımız bunu birazcık tadıyor.Bu minnacık bir tat bizi daha büyük bir sevgi açlığına itiyor.Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.Ama nerde???

Köşe yazarı Oğuzhan Akay

01-03-2008 01:39 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim | tryorum, | En Üste Dön | Konulara Dön | Arşiv | RSS