baudelaire'in bir sözü. düşüncenin yaratıcı olduğu konusunda baudelaire ile aynı fikirdeyiz. şöyle açıklanabilir; dünya yalnızca fiziksel boyuttan oluşmuyor. eterik ve bir de astral boyut var. (onu nerden çıkardın demeden önce okuyunuz) eterik boyut, astral ile fiziksel boyut arasındadır. insanların çıplak gözle göremeyeceği aşikar fakat bir takım aletlerle bedenden taşan enerjilerin görülebildiği ispatlanmıştır. eterik beden, eterik boyuttan görülebilen, out of body experience (obe) yapan insanların hemen tanıyacağı enerji hattıdır. astral boyut ise, yalnızca obe yaparak görülemeyen ancak obe sonrasında bu yetenek geliştirilerek gidilebilen, bambaşka diyarları içinde barındıran yine bambaşka bir dünyadır. fiziksel dünyadaki her insanın bir de astral bedeni vardır. ruh ikizi denilen şey budur. ruh eşi kavramından farklıdır. (bkz: ruh eşi/@djnr)
astral boyutta, fiziksel dünyada kolektif ya da bireysel, belli bir süre düşünülen her şey yaratılır. idealar dünyası bu konuda şu ana kadar yapılmış en iyi ama yine de eksik bırakılmış açıklamalardandır. astralda kolektif bilinçle yaratılmış şeylerden biri şeytandır. şeytan deyince boynuzlu, kırmızılar ve ateşler içinde kuyruklu bir yaratık akla gelmektedir. halbuki şeytan (kitaplarda iblis ve şeytan karmaşası çoktur. şeytan bir başmelektir, iblisler ise bambaşka şekillerde dünyaya gelmiş meleklikle alakasız varlıklardır.) kafalardaki şeytan tasviri aslında iblis tasvirine uyar. fakat inanan inanmayan herkesin, şeytanı düşüncelerinde bu şekilde tasvir etmesinden dolayı, astral boyutta bu görüntüde ve her düşünüldüğünde enerji akan, güçlenen bir varlık oluşturulmuştur. bu en uç örneklerden biri. çok daha basite indirgersek; 15 yaşında bir hikaye yazıp her akşam o hikayenin karakterlerini imajine eden bir insan, zamanla o imajine ettiği varlıkları yaratır. ne kadar çok düşünürse onlar o kadar güçlenir ve orada yaşamaya devam ederler.
burdan yola çıkarak şunu da söyleyebiliriz. dünyada şu ana kadar gelmiş geçmiş bütün mitolojiler ve godformlar, onca insanın uzun süre düşünmeleri ve enerji göndermeleri sebebiyle, astral boyutta yerlerini almışlardır. elbette tanrı değillerdir ama bir şekilde insan düşüncesi ve imajinasyon gücüyle yaratılmışlardır. tanrı insana yaratma gücü vermiştir ve pek çok yönden kendi suretinde yaratmıştır evet. bu yeti onlardan biridir.
gelelim şu şeytan karmaşasına. şeytan ve iblis karıştırılan varlıklardır. şeytan, adı samael olan bir baş melektir. evet insana secde etmemiştir. bir diğer adı olan azazel'in kelime anlamı da zaten "tanrı'ya şikayet eden"dir. fakat samael/azazel esasen tanrıya sadık, onu seven ve yalnızca insana secde etmeyi reddeden bir baş melektir. insanlara olasılıkları fısıldar. (bkz: şeytanın fısıldadıkları/@djnr) ve bu fısıldama esnasında onları kötüye yöneltme gibi bir niyeti yoktur. (satanistlerle ilgili hiçbir şey demiyorum, tamamen saçmalıktan doğmuş, samael'le ilgisiz şeylerdir.) iblisler ise, kötülüğün feminen varlığı olan lilith ile ademoğlunun bir araya gelmesiyle oluşmuş ve adem'in insan formundaki kadını tercih etmesiyle lilith'i kızdırmış, bütün çocuklarını malkuth denilen yarı karanlık bölgede insanlara düşman şekilde yetiştirmesiyle meydana gelmişlerdir. samael; hala tanrının hizmetkarı olan çok güzel ve çok parlak bir baş melektir. asırlar önce kaleme alınmış, vahiylerin toplandığı kutsal kitaplarda (ki çok fazla deforme olmuşlardır) şeytan ve iblis ayrımı çok net değildir. bunun sebebi günümüze gelen bu metinlerdeki çeviri belki de kelime yetersizliğidir. zaten kitapları inceleyen ve satır aralarını gören insanlar buralardaki çelişkileri ve eksiklikleri göreceklerdir.
her neyse. düşünce yaratıcıdırdan kasıt; uzun süreli, periyodik düşüncelerin, astral boyutta yaratma gücüne sahip olmalarıdır. ve "düşünceyle yaratılan şey, maddeden daha canlıdır" sözüyle kastedilen budur.
(astral boyutta yerel tanrılar da mevcuttur. çünkü uzun yıllar düşünülmüş, inanılmış ve pek çok inanç ve enerji akışı gönderilmiştir. örneğin; yunan pantheonu, hint pantheonu, mısır pantheonu, afrika yerel tanrıları vs en güçlülerindendir. dolayısıyla; bugüne kadar efsane ya da mit denilen her şeyin, bambaşka açıklamalarla birlikte gerçeklik payı da vardır. yalnız bazı gerçek bilgiler semavi dinlerle birlikte kaybolmuş ve pek çok yanlış anlamayla birlikte, günümüzde birer saçmalık olarak anılmaktadır.)