Istersin, istersin... Onu istersin, bunu istersin... Insansindir, doyumsuzsundur. Isteklerin, umutlarin bittigi yerde yasamin da bittiginin farkindasindir.
Gicir gicir bir araba gorursun, egzosundan guclu bir panterin atak yapmadan onceki derin nefes alislarinin sesi gelir, cantlarindan gelen isik gozlerini alir. Istersin soyle bir araban olsa, ruzgar hangi yone esse oraya gitsen. Insanlar baslarini cevirip baksalar, hayranliklarini gizlemeye gerek duymadan. Sonra arkadasina olan borcun geliverir aklina nedense, daglayiverir hayallerinin tutulmaz bulutlarini, icini bir hayal kirikligi aliverir.
Bir kadin gorursun gittigin lokantada. Endamindaki harmoni, hareketlerindeki zerafet isleyiverir yuregine ve kalbin, hizlandiriverir bitmeyen ritmik sarkisini. Gozlerine bakar baska dunyalarin isiklarini bulursun, gulumsemesi cennetin tanimini yapiverir tek bir kelime soylemeden. Tarifi zor bir sicaklik hissedersin icinde bir yerlerde, dikkatin dagilir baska birsey dusunemez olursun bir anligina. Derin bir ah cekersin, boyle bir sevgilim olmadi diye.
Televizyonu acarsin, masmavi bir deniz, piril piril bir gunes dolduruverir ekrani. Sezlonglara uzanmis insanlar, bugulu bardaklardan tropik icecek icip gunesin tadini cikariyorlardir. Bronz tenlerinde su damlaciklari inci taneleri gibi goz kirpiyorlardir. Denizin tuzlu kokusuna, gunes yagi parfumu karisir dolduruverir cigerlerini. Ic gidiklayici tatil reklami yagmurlu bir gunun griliginde yakalayivermistir seni yine. Soyle umursamaz bir tatile gidemedim ya diye dusunursun.
Gazeteyi acar genc adamin buyuk basarisini okursun. Kurdugu sirket buyumus halka sunulmustur, gelecegi parlaktir. Buyuleyici seruveninin hikayesini okur, bir daha okursun. Ancak sozlerinde bulmayi umdugun dahilik yoktur nedense, senin gibi bir adamdir dupeduz. Bu adam gibi turnayi gozunden vurmak kismet olmadi nedense, baskalarina usaklik yaparak gecip gidecek omrumuz dersin.
Bir melodi ilisir kulagina radyoda, alir seni goturur baska diyarlara, yasadisi bir sarhosluk hissedersin. Ne kadar da guzel caliyordur enstrumani virtuoz, sanki vucudundan bir uzuvmuscasina. Her kord ile baska bir guzellik ciceginin ozunu icersin doymamacasina. Keske ben de boyle calabilsem ya da yorumlayabilsem diye ic gecirirsin.
Ne kadar da guzel konusuyordur adam. O konusmaya baslayinca herkes pur dikkat dinliyordur, cevresinde mutlaka birileri oluyordur. Sosyal hayvan dedikleri bu olsa gerek diye dusunursun. Perde perde kendine guven yayiliyordur, ne yaptigini bilen bir hava vardir her hareketinde. Yerine gore espiri yapiyor, yerine gore ciddiyetini koruyordur. Cevresindekilerin saygisi, hayranligi elle tutulurcasina somuttur. Ben niye sosyal birlikteliklerde boyle olamiyorum, urkek ve siradan kaliyorum diye dert yanarsin.
Istersin, istersin... Onu istersin, bunu istersin... Ama dusunur musun ki istedigini hak etmek icin ne yapman gerektigini? Yoksa istemenin sahip olmaya yetecegini zannedecek kadar saf misin? Peki sadece isteyip de sahip olmadigina huzunlenecek kadar gaddar misin kendine karsi? Hatirlar misin Ispanyol atasozunu arada bir, ""Istedigini al ama bedelini ode" dedi Tanri" ?