Sen 150 yil yasayacaksin deseler, hem de hergun sanki otuzundaymiscasina dinc ve saglikli olacaksin deseler... Acaba simdikinden farkli ne yaparim?
Kimbilir belki daha kolay affeder, daha cok sever, yanilmaktan daha az korkarim...
Yine bosa gecen gunlere hayirlanir miyim? Can sIkIntIlarIm daha bir derin mi olur? Hedeflerim daha buyuk mu olur? Talihsizlikleri daha az mi umursarim acaba?
*
Ya peki 10 yillik omrun kaldi deyiverse birisi?... Isi gucu birakip sadece keyif yapacak kadar kisa degil ama bazi seyleri ertelemeye devam edecek kadar uzun degil.
Kimbilir belki daha kolay affeder, daha cok sever, yanilmaktan daha az korkarim...
Gunlerimi daha bir dolu ve doyurucu gecirme cabasinda mi olurum? Sorunlar onemini, korkularim tabiyatini yitirir mi?
*
Halbuki ne kadar zamanim kaldigini bilemiyorum; belki 5 gunum kaldi, belki de 50 yil. Oyleyse zamandan bagimsiz bir plan yapmaliyim. Ne yillarim varmis gibi firsatlarin bir bir kacmasina izin vermeliyim, ne de vurdumduymaz bir serseriligin sarhoslugunda dolasmaliyim.
"Bugun hayatimin geri kalaninin ilk gunu. Yeni bir sans, yeni bir heyecan..." Kulaga hos gelen optimist bir klise. Peki bugun dunden pek farkli degil, yarin da bugunun aynisi olup duruyorsa? Bu durumda boyle bir iyimserlik neye hizmet edebilir ki? Birseyleri tetikleyebilmeli, harekete gecirebilmeli ki ise yarasin.
*
Sifasi olmayan bir hastaliga tutulanlarin yaptiklarini ilginc bulmusumdur hep. O insanlar yasama daha sIkI baglaniyor, her anin tadini cikarmaya calisiyorlar. Daha tutkulu, daha hisli, daha neseli kisacasi daha hayat dolu oluyorlar. Daha az vaktin olunca daha cok yasamak... Bu hayatin trajikomik ironisi olmak zorunda midir peki?
Benzer bir tutum buyuk bir kaza atlatmis insanlarda da soz konusu. Hic degilse belli bir sureligine...
Her iki durumda da insanlari yonlendiren mentalite belli bir surelerinin kaldigini tum varliklari ile hissetmis olmalaridir diye dusunuyorum. Boyle bir gercegi bilmek onu hissetmek kadar guclu degil hicbir zaman. Belki bu yuzden, aslinda kisitli bir surem oldugunu bilmeme ragmen hayata karsi ayni tutkuyu gosteremiyorum cogu zaman.
*
Madalyonun bir de diger yuzu var elbette. Kalan sureyi dusunup aslinda olmayi hayal ettigim yerden fersah fersah uzakta oldugumu gozlemlemek hic mi onur kirici, hic mi umut parcalayici olmaz? Surekli boyle bir hayal kirikligi icindeyken hayat dolu bir tutum takinmak mumkun olur mu?
Peki buyuk hedefler koymam mumkun mu kendime eger surekli kisitli bir surem oldugunu dusunuyorsam ? Hele ki, bu hedefler azimli bir calisma, uzun sureli sIkIntIlar iceriyorsa?" Hersey fani, nasilsa toprak olacagiz" vurdumduymazliginda ne basarilabilir?
*
"3 yiliniz kalmis gibi yasamanizi oneririm" diyordu bir yazar. Ne tum sorumluluklarima bos verecek kadar kisa bir sure, ne de carcur etme luksune sahip olacak kadar uzun bir sure. Herhangi bir an "su an 3 yilim kalmis olsaydi..." ile baslayan sorular: Burada olmak ister miydim, bu isi yapar miydim, bu iliskiyi surdurmeye ugrasir miydim?.. Olumsuz yanitlar belki hemen harekete gecmek icin yeterince guclu nedenler olmayabilir, ancak analizi hakeden bir durumu ortaya cikaracagi suphesiz. Guzel bir rehber...