| Yazar |
Mesaj |
Manyak Sena=)
Usta Yorumcu
    
| Mesajlar: 806 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Feb 2007 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Şeytan
Hz. Adem'e secde emri geldiğinde şeytanın davranışı nasıl olmuştur ? Yaratılış yönünden şeytanla melekler arasında nasıl bir münasebet vardır?
Cenab-ı Hak insanı kuru bir çamurdan, cinleri ateşten, melekleri de nurdan yaratmıştır. Yaratılışta ilk sırayı melekler, sonra cinler, ondan sonra da insanlar almıştır. İlk yaratılan insan, aynı zamanda ilk peygamber Adem Aleyhisselamdır.
Cenab-ı Hak, Hz. Adem’i yarattığında meleklerin ona secde etmelerini emretti. Bütün melekler secde ettiği halde İblis secdeden kaçındı. Bundan sonra da kıyamete kadar şeytanlığını devam ettirmek için Allah’tan izin istedi. İsteği kabul edilince de insanları hak yoldan çıkarmaya devam etti.Meleklerin Hz. Adem’e secde etmeleri gaybi bir mesele olduğu halde hadisenin seyri ve şekli hakkında tefsirlerimizde bazı izahlar bulunmaktadır. Ebu’s-Suud’un izahlarına göre, İblis meleklerle birlikte yaşıyordu, onlar gibi ibadet ediyordu. Secde emri gelince İblis meleklerden ayrıldı.İkinci bir görüşe göre, meleklerin bir cinsi vardır ki, doğup büyürler, bunlara cin denir. İblis de işte bunlardandı. Başka bir görüşe göre, secde emri bütün cinlereydi. Fakat Cenab-ı Hak melekleri zikretmekle cinlere de hitap etmiş olmaktadır. Böylece sadece melekler değil, bütün ruhani varlıklar secde ile emredilmiştir.(1)
Cin hakkında iki görüş vardır:
1. Bütün ruhani varlıklara cin denir. Bu durumda melekler ve şeytanlar cin mefhumunun içine girerler. Böylece melek ile cin arasında hem umumi, hem de hususi manada bir durum vardır. Her melek cindir; fakat her cin melek değildir.
2. Cin ruhani varlıkların bir kısmına denir. Çünkü ruhaniler üç kısımdır:
a. İyiler: Melekler.
b. Kötüler: Şeytanlar.
c. Hem iyisi, hem de kötüsü bulunanlar: Cinler.
Safvetü’t-Tefasir’de verilen bilgiye göre:
1. İblis meleklerden değildir.
2. Melekler masum varlıklardır, hiçbir zaman Allah’a asi olmamışlardır. Halbuki, İblis secde etmemekle Allah’a karşı gelmiştir.
3. Melekler nurdan, İblis ateşten yaratılmıştır.
4. Melekler doğup üremezler, halbuki İblis ürer ve çoğalır. Kehf Sûresinde
geçtiği gibi “İblis cinlerdendir.”(2)
İbni Abbas’tan gelen bir rivayete göre, bazı müfessirler, “şeytanın” insanların ve cinlerin sefih ve fitnekar kısmına dendiği görüşündedirler. Cinlerden olan şeytanlar var olduğu gibi, insanlardan olan şeytanlar da vardır.
Meleklerin Adem Aleyhisselama secde ediş şekline gelince; emredilen bu secdenin Hz. Adem’e ibadet niyetiyle yapılmadığı açıktır. Çünkü Allah’tan başkasına ibadet etmek şirktir. Hz. Adem, yeryüzünün halifesi olunca, meleklerin ona secdesi bu halifeliği kabul etme yani ona biat etme şeklinde olmuştur. Bu hal, Hz. Adem’e bir hürmet olmakla beraber, esasta Allah’a yapılan bir ibadettir.
Nitekim, eski ümmetlerde selamlaşma, ibadet kasdı olmaksızın, yere kapanarak secde etme şekilde vaki olmuştur. Mesela, Yusuf Aleyhisselamın kardeşlerinin kendisine secde etmeleri bir tazim ve saygıdan ibarettir
Bunlarla beraber, meleklerin Hz. Adem’e secde etmelerinin ibadet manasına alınması da mümkündür. Bu durumda secde edilen gerçekte Cenab-ı Haktır. Hz. Adem ise bu secdede kıble vazifesi görmüştür. Dolayısıyla secde yine doğrudan doğruya Allah’a yapılmıştır.(3)
Diğer taraftan, Cenab-ı Hak melekleri Hz. Adem’e secde ettirmek sûretiyle kainatın insana boyun eğdiğini göstermiş; İblis’in ona karşı üstünlük davasında bulunmasını zikretmekle de, insanlığın maddi ve manevi gelişmesinde şeytanların ne kadar büyük bir engel teşkil edeceklerine onların dikkatini çekmiştir.
Kaynaklar
1. Tefsir-i Ebu`s-Suûd, 1:87.
2. Safvetü`t-Tefasir, 1:52.
3. Hülasatü`l-Beyan, 1:97.
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
|
Manyak Sena=)
Usta Yorumcu
    
| Mesajlar: 806 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Feb 2007 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Kur’an’a göre İblis’in isyanı nasıl olmuştur?
Kur’an’a göre İblis’in isyanı nasıl olmuştur?
Kur’anda şeytanla ilgili kıssaların bir kısmının mealleri şöyledir:
“ Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!’ Demişti. Bunun üzerine meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.”(1)
“ Allah (c.c) buyurdu ki: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? Dedi. İblis; Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın. Balçıktan, işlenebilir kara topraktan yarattığın insana secde edemem.” diye cevap verdi. Allah şöyle buyurdu: Öyle ise çık oradan! Sen artık kovulmuş birisin! Muhakkak ki hesap gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır!”(2)
İblis: ‘Ey Rabbim! Bana hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi. Allah (c.c); ‘Sen bilinen gün gelinceye kadar mühlet verilenlerdensin.’ Buyurdu. ‘Ey Rabbim! Beni saptırdığın için, yemin olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim, halis kıldığın kulların hariç, onların hepsini saptıracağım.”(3)
Yemin ederim ki, senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım, sonra önlerinden, artlarından, sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. Çoğunu sana şükredenlerden bulmayacaksın.”(7:16-17)
“ Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Hem de tam bir ceza! Onlardan gücünün yettiği kimseleri dâvetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaatlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vaat etmez. Şurası muhakkak ki, benim (hâlis) kullarım üzerinde senin hiçbir ağırlığın olmayacaktır. (Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter.”(17:63-65)
“ Ey Adem! Doğrusu bu (İblis), senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın, orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın, dedik.” (20:117-119)
“ Şeytan ona vesvese verip, ‘Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı haber vereyim mi?’ dedi.” (20:120)
“ Şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: ‘Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir. Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim’ diye ikisine de yemin etti. Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeye koyuldular.(4) Rableri onlara: ‘Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?’ dedi. Her ikisi, ‘Ey Rabbimiz! Kendimize yazık ettik. Eğer, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz’ dediler.”(7:22-23.)
“ Şeytan, oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı.”( 2:36.)
Allah (c.c.), “Onlara: ‘Birbirinize düşman olarak inin; siz, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız’ dedi.(5)
Evet, şeytan baş kaldırdı ve kendisine Allah’a başkaldıracak yandaşlar aradı ve aramaya devam etmektedir. Ne var ki, bu konuda kendisine ilk uyanlar insanlığın anne ve babası durumunda olan Hz. Adem ve eşi Havva oldu. Ancak onlar Allah’a; “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”(7:23.) diye dua edip yana yakıla tövbe ettiler, Allah da onların tövbelerini kabul etti. Ancak kendisi yani şeytan, gurur ve kibrini yenip tövbe edemedi ve bunun da cezasını hem dünyada hem de ahirette çekecektir.
(1) – Hicr, 15:28-31; Bakara, 2:34; İsra, 17:61; Kehf, 18:50; Sâd, 38:71-74.
(2) – Hicr, 15:32-35; A’raf, 7:12-13; Sâd, 75-78.
(3) – Hicr,15:36-40; A’raf, 7:14-15; Sâd, 38:79-82.
(4) – A’raf, 7:20-22; Tâhâ, 20:121.
(5) – A’raf, 7:24-25; Bakara, 2:36; Tâhâ, 20:123.
(6) – Tâhâ, 20:124-125; Bakara, 2:38.
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
Manyak Sena=)
Usta Yorumcu
    
| Mesajlar: 806 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Feb 2007 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Kuran’da içki, kumar ve falcılığın, şeytanın işlerinden olduğu ifade edilir. Bunların
Kuran’da içki, kumar ve falcılığın, şeytanın işlerinden olduğu ifade edilir. Bunların şeytanla ne ilgisi vardır?
Kur’an-ı Kerim’de, içki, kumar ve fal oklarıyla nasip aramak, yani şans oyunları şeytan işi pisliklerden sayılmıştır. Bu konuda şöyle buyurulmaktadır:
“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”(Maide, 5/90-91)
Hz. Aişe (r.a.)’den nakledilen bir hadisi şerifte de sarhoşluk veren her içkinin azının da çoğunun da haram olduğu bildirilmiştir(1) Ayrıca içki ile ilgili yapılan işler de haram kılınmıştır. Bu konuda, Enes (r.a.)’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Resulullah (s.a.v.) hamrla (şarapla) ilgili olarak on kişiye lanet etti: “(Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla) sıkana ve sıktırana, içene ve sâkilik yapana, (imalathâneden müstehlike kadar) taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene.”(2)
Bu işi sahabe o kadar ciddiye almış ki, içki içmeyi puta tapmakla eş değerde saymışlardır. Bu konuda, Ebu Musa (r.a.) demiştir ki: “Bana göre, ha hamr içmişim, ha Allah'ı bırakarak şu sütuna tapmışım, ikisi de birdir.”(3)
Ancak, içkinin yasak edildiği tarihin İslam’ın son zamanlarına rastlaması, Bedir ve Uhud gibi savaşlarda bile sahabeden sarhoş olan bazı kimselerin bulunması, içki konusunda zaafı bulunan kimseler hakkında ileri gitmemek ve onları dışlamamak gerektiğini gösteriyor. Nitekim, Resülullah (s.a.v.)’in huzuruna sarhoş olarak gelen bir kişiye sahabenin çıkışıp azarlamalarına karşılık Resülullah farklı bir tutumla; “Kardeşinize karşı şeytana yardımcı olmayın”(4) buyurmuş, böylece onu dinden, imandan soğutup İslam’dan ve müslümanlardan nefret ettirmenin de şeytani bir davranış olduğunu ihtar etmiştir.
(1) Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71;
(2) Tirmizî, Büyü 59).
(3) Nesâî, Eşribe 42, (8, 314).
(4) Buhari, Hudud, 4, 5;
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
Manyak Sena=)
Usta Yorumcu
    
| Mesajlar: 806 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Feb 2007 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Şeytan ve şerler niçin yaratıldı?
Şeytan ve şerler niçin yaratıldı?
Aslında yaptıklarından ve yarattıklarından dolayı “kimse Allah’a hesap soramaz” (Enbiya, 21:23) Ancak bizler, insan olmanın gereği olarak her konuda olduğu gibi, bu konuda da Hz. İbrahim (as) gibi, “kalbimizin tatmin olmasını istiyoruz” (Bakara, 2:260) istiyoruz. İşte bu yüzden de aklımıza ister istemez şu soru geliyor:
Öyleyse neden, Allah şeytanı ve kötülükleri yaratmış da bize musallat etmiş? Kötülüğü yaratmak kötü, şerri yaratmak da şer değil mi?
Hemen ifade edelim ki, şerrin yaratılması şer değildir; şerri işlemek şerdir. Çünkü Allah bir şeyi şer olsun diye yaratmıyor. Hayır olsun diye yaratıyor. Allahın hayır olarak yarattığı şeyleri de bizler hakkımızda şerre çeviririz. Mesela, Şeytan ateşten yatılmıştır ve bu konuda en güzel örnek de ateştir. Ateşin yaratılması şer değildir, ancak ona dokunmak şerdir. İnsan ateşi muhafaza altına alırsa ondan faydalanır; aksi halde zarar görür.
Buna bir başka örnek de yağmurdur. Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Tedbirsizliği yüzünden bazıları yağmurdan zarar görseler, “Yağmurun yaratılması rahmet değildir” diyemezler ve “şerdir” diye hükmedemezler.
Allah’u teâla günah işleme kabiliyeti olmayan meleklerle, hiç sorumlu olmayan hayvanları yaratmıştır. Bu iki varlıktan başka, hem melekleri geçecek kadar mükemmel, hem de aklı olmayan hayvanlardan daha aşağı olacak kadar kötü olma özelliğindeki insanı yaratmıştır. Bu noktada insanın terakkisine yol açmak üzere şeytana fırsat tanınmış ve insana kötülüğü emreden bir nefis verilmiştir.
Dünya ahiretin tarlasıdır. Ahiretin iki menzili olan cennet de cehennem de insanların iminçlarından ve amellerinin meyvesi olacaktır. Bunun için insan nevi bir imtihana tabi tutulmuştur. Hayatını iman ve sahil amel üzere geçirip bütün işlerini istikamet üzere gören insanlar cennete layık bir kıymet alırlar. Aksi yolda gidenler ise cehennem ehli olurlar.
İnsan, nefsine uymaz ve şeytanı dinlemezse manen terakki eder ve meleklerden daha yüce bir makama erebilir. Aksini yaptığı taktirde de hayvanlardan daha aşağılara düşebilir.
Bilindiği gibi, elmasla kömürün aslı karbondur. Ancak diziliş farklılığından dolayı biri elmas diğeri kömür olmuştur. Aynı şekilde insanların da aslı birdir. Bütün insanlar aynı maddi ve manevi cihazlarla donatılmışlardır. Ancak, bunların doğru yahut yanlış kullanılmalarıyla insanlar arasındaki farklılık ortaya çıkmış ve toplumda elmas ruhlular yanında kömür ruhlular da ortaya çıkmıştır.
Meselenin bir başka boyutu da şudur. İnsan, şeytana uymakla kendini zarara soktuğu gibi, “Sebep olan işleyen gibidir.” kaidesine göre bu işte şeytan da büyük bir sorumluk altına girer ve cehennemdeki azabını artırmış olur. İnsanları yoldan çıkarmak üzere kendisine tanınmasını istediği fırsat, başına bela olacak ve istikametten saptırdığı kişilerin azaplarının bir katı da ona tattırılacaktır.
Cenab-ı Hak dileseydi şeytana bu fırsatı vermeyebilirdi. O zaman onun görevini de insan nefsi üstlenmiş olurdu. Sonuç değişmezdi. Kendisine insanları yoldan çıkarmak için çalışma fırsatının verilmesiyle şeytan büyük bir zarara uğramış, tabiri caizse, küstahlığının cezasını böylece görmüştür.
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
|
Manyak Sena=)
Usta Yorumcu
    
| Mesajlar: 806 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Feb 2007 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
şeytan aşkından dolayı cenneten kovulmuş bir melektir.kıyamete kadar da bekleyecektir.Allah ile Şeytanın bahsi vardır.Bu yüzden yani sevgisi yüzünden kovulmuş bir meleği de asla yadırgamıyorum.
Bak hatta laf nereye geliyor.Yaratılanı sev Yaratandan ötürü
Serkan konuyu açarken aklımda sen vardın??
Hani sen bana demiştin ya göremediğin şeyin varlığına nasıl inanıyosun diye talihsizmi talihsiz bi cümle kurmuştun..
Sen şeytanın kovuluş nedeninin ''aşk'' değilde ''kibir'' olduğunu öğrenesin diye koydum...
Şöyle bi öneridede bulunabilirim.. Seni hataya sürükleyen yaratığı değilde Önce insanları sevebilirsin yaratandan ötürü..
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
Kaan
Y
      
| Mesajlar: 5,539 |
| Grup: Administrators |
| Katılım: Jan 1970 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
Bende şöyle biliyorum.
Allah insanı yaratır.Adem çok güzeldir bütün melekler secde eder Cinlerde secde eder şeytan ozaman adı iblis olan bir cindir.Ben kimseye secde etmem diyerek karşı çıkar ozaman Allah onu Ateşe atar ve onu İnsanları ölçmek için kullanır.Yaptığımız her kötülüğün ardında şeytan vardı bize düşen Mümkün olduğunca uymamaktır
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
bleem! CNT (CB)
Ağzı var, konuşuyor
 
| Mesajlar: 48 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Nov 2005 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
Bizleri kötülüğe iten şeytan falan değildir... Bizler onu uydururuz.
Bir okuyun bakalım onaylıyor musunuz?
Tanrı var mı ? Ya şeytan ?
Bakın bir profesör ile bir öğrenci tanrı ile şeytanın varlığını nasıl tartışmış ? Okuyun karar verin; tanrı ve şeytan var mı ?
Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar;
-`Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?`
Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.
-`Evet her şeyi Tanrı yarattı!`
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine
`evet efendim ` diye yanıtlar.
Profesör devam eder;
-`Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytani da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız `Kesinleştirme` prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karsısında şaşırır ve yerine oturur.Profesör ise
öğrencilerine bir kez daha
Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur. Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve
-Bir soru sorabilir miyim profesör? der. Profesör de sorabileceğini söyler.
Öğrenci `Soğuk var mıdır? Diye sorar.
Profesör;
-`Nasıl bir soru bu böyle,tabii ki vardır diye yanıtlar. `Sen hiç soğuktan üşümedin mi?`
Öğrenci ;
-`Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yasamda/realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz.Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler.Örneğin,Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir).Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir.Soğuk yoktur,o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir` der ve devam eder,
Profesör, karanlık var mıdır?
Profesör yanıtlar : `Tabii ki vardır`.
Öğrenci :
-`Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim.Çünkü,Karanlık ta yoktur. Yasamda/realitede karanlık ışığın yokluğudur.Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız.Gerçekte,biz Newton`un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz.Bir basit ışık isini karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kirmiş olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın uzayın ne kadar karanlık
olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu
doğrudur degil mi? Karanlık insanlık tarafından , ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir kelimedir.Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;
-`Efendim şeytan var mıdır?
Bukez profesör pek emin olmamakla birlikte yanıtlar;
-`Tabii ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün ,her yerde onu görürüz. Şeytan/kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin bir örneğidir.O , dünyadaki islenmiş tüm suçlarda, şiddette yer
alır.Bunların tümü şeytanin kendisinden başka bir şey de değildir.` der.
Öğrenci devam eder;
-`Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrının yokluğudur.O aynen karanlık ve soğuk ta olduğu gibi insanin tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir.Tanrı şeytani yaratmadı. Şeytan/kötülük insanin tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.
Profesör yerine oturur.
Genç öğrencinin adı
Albert EINSTEIN'dır.
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
|
fatma8580
Düşünce Özgürü
  
| Mesajlar: 191 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Jan 1970 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
hayat bir sınavdır
sınavda dogru şıkkı şaşırtmak için yanlış şıklarda vardır.
dersine ne kadar iyi çalışırsan dogru şıkkı bulursun.Sınavı geçersin.
Herkes kendi dogrularıyla yargılanır. Herkes Kendi ders kitabı ile çalışır.
Allah vardır. Şeytan,cin,melek,nazar bence hepsi vardır.Soguk yoktur sıcak vardır,karanlık yoktur ışık vardır.bu dünya yoktur.öbür dünya vardır.
Buda benim düşüncem.
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
bleem! CNT (CB)
Ağzı var, konuşuyor
 
| Mesajlar: 48 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Nov 2005 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
Bu dünya yok ise herşeyini bana bağışlar mısın?
Emin ol feci sevap kazanacaksın...
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
 |
bleem! CNT (CB)
Ağzı var, konuşuyor
 
| Mesajlar: 48 |
| Grup: Registered |
| Katılım: Nov 2005 |
| Statü:
Çevrimdışı
|
|
Karma Puanı: 0
|
|
Ynt:Şeytan
-herşey-
|
|
| 05-26-2007 06:00 AM |
|
|
|
|