<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[TRY - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.tryorum.com/</link>
		<description><![CDATA[TRY - http://www.tryorum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 07:33:04 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[mynet,te oyun oynayamıyorum]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16093</link>
			<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 02:25:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16093</guid>
			<description><![CDATA[bende yaklaşık 3 aydır falan mynete giremiyorum ve çok canım sıkılıyor lütfen acil yardım   <br />
<br />
 <br />
<br />
salon seçtiğimde oyun açılırken önce bu yazı çıkıyor  Tamam dediğimde yine açılacak gibi olup alttaki yazı çıkıyor <br />
<br />
 <br />
<br />
ve artık beklemekten umudumu kesip sayfayı kapatmaya çalıştığımda da son olarak bu yazıyı görüyorum :s <br />
<br />
<br />
 <br />
yardımcı olursanız sevinirim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bende yaklaşık 3 aydır falan mynete giremiyorum ve çok canım sıkılıyor lütfen acil yardım   <br />
<br />
 <br />
<br />
salon seçtiğimde oyun açılırken önce bu yazı çıkıyor  Tamam dediğimde yine açılacak gibi olup alttaki yazı çıkıyor <br />
<br />
 <br />
<br />
ve artık beklemekten umudumu kesip sayfayı kapatmaya çalıştığımda da son olarak bu yazıyı görüyorum :s <br />
<br />
<br />
 <br />
yardımcı olursanız sevinirim]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İTtihat ve Terakki]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16092</link>
			<pubDate>Fri, 20 Jun 2008 12:44:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16092</guid>
			<description><![CDATA[Osmanlının yıkılmasına taa baştan sebep,imzaldığı antlaşmalarla,yaptığı savaşlarla,tahttan indirmeleriyle Osmanlının sonunu hazırlamış olan sözde yeniciler... Bugün bile bu zihniyet devam ediyor ve güzel Türkiyemize aynı zararları veriyor.. İTtihat ve Terakkicilerle ilgili bildiklerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Osmanlının yıkılmasına taa baştan sebep,imzaldığı antlaşmalarla,yaptığı savaşlarla,tahttan indirmeleriyle Osmanlının sonunu hazırlamış olan sözde yeniciler... Bugün bile bu zihniyet devam ediyor ve güzel Türkiyemize aynı zararları veriyor.. İTtihat ve Terakkicilerle ilgili bildiklerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beş önemli ders...]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16033</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:27:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16033</guid>
			<description><![CDATA[Birinci Ders:<br />
<br />
<br />
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun<br />
en iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru söyleydi : "Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?" Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı.<br />
<br />
Kadını, yerleri sılerken, hemen hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki! Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuclarına dahil olup olmadığını sordu. "Tabii, dahil" dedi, Hocamız... "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile..." <br />
<br />
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da... Dorothy idi.<br />
<br />
<br />
İkinci Ders :<br />
<br />
<br />
Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım.<br />
<br />
Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda... "Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın... <br />
<br />
En İyi Dileklerimle, Bayan Nat King Cole."<br />
<br />
<br />
Üçüncü Ders :<br />
*Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...<br />
<br />
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu: "Çikolatalı pasta kaç para ?" "50 Cent."<br />
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: "Peki, dondurma ne kadar ?" "35 Cent." dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki... Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..<br />
<br />
<br />
Dördüncü Ders :<br />
*Yolumuzdaki Engeller...<br />
<br />
<br />
<br />
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir." diyordu kral. Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır."<br />
<br />
<br />
Beşinci Ders :*Önemli Olan Vermektir..<br />
<br />
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu.<br />
<br />
Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu : "Hemen mi öleceğim ?" Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip,öleceğini düşünüyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Birinci Ders:<br />
<br />
<br />
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun<br />
en iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru söyleydi : "Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?" Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı.<br />
<br />
Kadını, yerleri sılerken, hemen hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki! Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuclarına dahil olup olmadığını sordu. "Tabii, dahil" dedi, Hocamız... "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile..." <br />
<br />
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da... Dorothy idi.<br />
<br />
<br />
İkinci Ders :<br />
<br />
<br />
Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım.<br />
<br />
Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda... "Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın... <br />
<br />
En İyi Dileklerimle, Bayan Nat King Cole."<br />
<br />
<br />
Üçüncü Ders :<br />
*Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...<br />
<br />
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu: "Çikolatalı pasta kaç para ?" "50 Cent."<br />
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: "Peki, dondurma ne kadar ?" "35 Cent." dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki... Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..<br />
<br />
<br />
Dördüncü Ders :<br />
*Yolumuzdaki Engeller...<br />
<br />
<br />
<br />
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir." diyordu kral. Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır."<br />
<br />
<br />
Beşinci Ders :*Önemli Olan Vermektir..<br />
<br />
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu.<br />
<br />
Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu : "Hemen mi öleceğim ?" Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip,öleceğini düşünüyordu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Garip bilgiler]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16037</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:19:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16037</guid>
			<description><![CDATA[>-Fareler Kusamaz.<br />
>-Zürafalar yüzemez.<br />
>-Yılanlar duyamaz.<br />
>-Karıncalar uyuyamaz.<br />
>-Kirpiler suda batmaz.<br />
>-Kutup ayıları solaktır.<br />
>-Sineklerin 5 tane gözü vardır.<br />
>-Zürafanın ses telleri yoktur.<br />
>-Yunuslar bir gözlü açık uyurlar.<br />
>-Develerin 3 tane kaşı vardır.<br />
>-Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir.<br />
>-Zürafanın dili 35 cm. kadardır.<br />
>-Istakozların kanı mavi renktedir.<br />
>-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.<br />
>-Fil zıplayamayan tek memelidir.<br />
>-Sığırların 4 tane midesi vardır.<br />
>-Kangurular geri-geri yürüyemezler.<br />
>-Kediler şeker tadını ayırt edemezler.<br />
>-Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler.<br />
>-Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.<br />
>-Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.<br />
>-Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.<br />
>-Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.<br />
>-2600 kadar kurbağa cinsi var.<br />
>-Yetişkin bir ayı at kadar hızlı koşabilir.<br />
>-Sadece domuzlar güneşten yanabilir.<br />
>-Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.<br />
>-Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.<br />
>-Hayvanların en büyüğü mavi balinadır. (uzunluğu 33 m., ağırlığı 190 t.)<br />
>-Kuşlara şimşek çarpmaz. Çünkü elektrik onların tüyünden geçemez.<br />
>-Sadece dişi sivrisinekler ısırır.<br />
>-Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.<br />
>-Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir.<br />
>-Bir insanın su ve yemek olmadan yaşayabildiği en uzun süre 18 gündür.<br />
>-Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir.<br />
>-Çekirgenin kulağı dizindedir.<br />
>-Yeryüzünün en sıcak yeri Afrika'da El-Ezize bölgesidir. (Gölgede 58 <br />
>derece)<br />
>-Yeryüzünün en soğuk yeri Antarktika?da Vostok (Rusya) bölgesidir. (- 88.3 <br />
>derece)<br />
>-Uzaya ilk defa 12.04.1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.<br />
>-İlk defa aya 21.07.1969 tarihinde Neil Armstrong ayak bastı.<br />
>-Eski Roma'da şişeden hazırlanmış kaplar altın ve gümüşden daha değerli <br />
>sayılırlardı.<br />
>-Dünyada en eski üniversitesi 989 yılındaki Mısır'ın El-Ezher <br />
>üniversitesidir.<br />
>-Dünyanın en genç üniversite öğrencisi 11,5 yaşındaki Ganesh <br />
>Sittampalam'dır.<br />
>-İlk yeraltı tünel 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak'ta <br />
>Fırat nehrinin altından geçmişdir.<br />
>-Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara <br />
>vermez.<br />
>-Dünyada 2000 e yakın halk ve 3000 e yakın dil var.<br />
>-Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında <br />
>olmuştur. Bu savaş 115 sene(1338-1453) sürmüştür.<br />
>-İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. <br />
>Kıllar her gün 0.35-0.40 mm. uzar.<br />
>-İngiltereli Thomas Korne 207 sene yaşamıştır.<br />
>-Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin'de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)<br />
>-Güneş dünyadan 330,330 kat daha büyüktür.<br />
>-Bir köstebek sadece bir gecede 90 m. tünel kazabilir.<br />
>- Bir hamam böceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden 9 gün <br />
>yasayabilir.<br />
>-Eski Mısırlılar taştan yapılmış yastıklarda uyurlardı.<br />
>-Bir hipopotam ağzını açarsa 120 cm boyunda bir insan onun içine rahatça <br />
>sığabilir.<br />
>-Boğalar renk körüdür, bundan dolayı matadorun elindeki beze saldırırlar; <br />
>rengi ne olursa olsun.<br />
>-Ortalama bir buzdağı 20,000,000 ton gelir.<br />
>-Zehirli oklu kurbağada 2,200 insanı öldürebilecek kadar zehir bulunur.<br />
>-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.<br />
>-Hapşırdığımız zaman kalbimizde dahil olmak üzere bütün vücut <br />
>fonksiyonlarımız bir an için durur.<br />
>-Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.<br />
>-Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar.<br />
>-Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.<br />
>-Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.<br />
>-İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmakta,en hızlı uzayan tırnak <br />
>ise orta parmaktadır.<br />
>-İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide <br />
>kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar.<br />
>-İnsanlar beyinlerinin %10?nu kullanırlar.<br />
>-Bir insan yedi dakika içerisinde uykuya dalar.<br />
>-Sıcak su soğuk sudan daha ağırdır.<br />
>-Yetişkin bir insan günde ortalama 23.000 kez nefes alır.<br />
>- Sarışınların esmerlere göre daha fazla sacı vardır.<br />
+rep veya yorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[>-Fareler Kusamaz.<br />
>-Zürafalar yüzemez.<br />
>-Yılanlar duyamaz.<br />
>-Karıncalar uyuyamaz.<br />
>-Kirpiler suda batmaz.<br />
>-Kutup ayıları solaktır.<br />
>-Sineklerin 5 tane gözü vardır.<br />
>-Zürafanın ses telleri yoktur.<br />
>-Yunuslar bir gözlü açık uyurlar.<br />
>-Develerin 3 tane kaşı vardır.<br />
>-Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir.<br />
>-Zürafanın dili 35 cm. kadardır.<br />
>-Istakozların kanı mavi renktedir.<br />
>-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.<br />
>-Fil zıplayamayan tek memelidir.<br />
>-Sığırların 4 tane midesi vardır.<br />
>-Kangurular geri-geri yürüyemezler.<br />
>-Kediler şeker tadını ayırt edemezler.<br />
>-Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler.<br />
>-Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.<br />
>-Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.<br />
>-Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.<br />
>-Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.<br />
>-2600 kadar kurbağa cinsi var.<br />
>-Yetişkin bir ayı at kadar hızlı koşabilir.<br />
>-Sadece domuzlar güneşten yanabilir.<br />
>-Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.<br />
>-Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.<br />
>-Hayvanların en büyüğü mavi balinadır. (uzunluğu 33 m., ağırlığı 190 t.)<br />
>-Kuşlara şimşek çarpmaz. Çünkü elektrik onların tüyünden geçemez.<br />
>-Sadece dişi sivrisinekler ısırır.<br />
>-Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.<br />
>-Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir.<br />
>-Bir insanın su ve yemek olmadan yaşayabildiği en uzun süre 18 gündür.<br />
>-Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir.<br />
>-Çekirgenin kulağı dizindedir.<br />
>-Yeryüzünün en sıcak yeri Afrika'da El-Ezize bölgesidir. (Gölgede 58 <br />
>derece)<br />
>-Yeryüzünün en soğuk yeri Antarktika?da Vostok (Rusya) bölgesidir. (- 88.3 <br />
>derece)<br />
>-Uzaya ilk defa 12.04.1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.<br />
>-İlk defa aya 21.07.1969 tarihinde Neil Armstrong ayak bastı.<br />
>-Eski Roma'da şişeden hazırlanmış kaplar altın ve gümüşden daha değerli <br />
>sayılırlardı.<br />
>-Dünyada en eski üniversitesi 989 yılındaki Mısır'ın El-Ezher <br />
>üniversitesidir.<br />
>-Dünyanın en genç üniversite öğrencisi 11,5 yaşındaki Ganesh <br />
>Sittampalam'dır.<br />
>-İlk yeraltı tünel 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak'ta <br />
>Fırat nehrinin altından geçmişdir.<br />
>-Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara <br />
>vermez.<br />
>-Dünyada 2000 e yakın halk ve 3000 e yakın dil var.<br />
>-Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında <br />
>olmuştur. Bu savaş 115 sene(1338-1453) sürmüştür.<br />
>-İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. <br />
>Kıllar her gün 0.35-0.40 mm. uzar.<br />
>-İngiltereli Thomas Korne 207 sene yaşamıştır.<br />
>-Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin'de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)<br />
>-Güneş dünyadan 330,330 kat daha büyüktür.<br />
>-Bir köstebek sadece bir gecede 90 m. tünel kazabilir.<br />
>- Bir hamam böceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden 9 gün <br />
>yasayabilir.<br />
>-Eski Mısırlılar taştan yapılmış yastıklarda uyurlardı.<br />
>-Bir hipopotam ağzını açarsa 120 cm boyunda bir insan onun içine rahatça <br />
>sığabilir.<br />
>-Boğalar renk körüdür, bundan dolayı matadorun elindeki beze saldırırlar; <br />
>rengi ne olursa olsun.<br />
>-Ortalama bir buzdağı 20,000,000 ton gelir.<br />
>-Zehirli oklu kurbağada 2,200 insanı öldürebilecek kadar zehir bulunur.<br />
>-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.<br />
>-Hapşırdığımız zaman kalbimizde dahil olmak üzere bütün vücut <br />
>fonksiyonlarımız bir an için durur.<br />
>-Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.<br />
>-Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar.<br />
>-Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.<br />
>-Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.<br />
>-İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmakta,en hızlı uzayan tırnak <br />
>ise orta parmaktadır.<br />
>-İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide <br />
>kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar.<br />
>-İnsanlar beyinlerinin %10?nu kullanırlar.<br />
>-Bir insan yedi dakika içerisinde uykuya dalar.<br />
>-Sıcak su soğuk sudan daha ağırdır.<br />
>-Yetişkin bir insan günde ortalama 23.000 kez nefes alır.<br />
>- Sarışınların esmerlere göre daha fazla sacı vardır.<br />
+rep veya yorum]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Benim De Başıma Çok Komik Şey Geliyo 1 Tanesini Anlatıyım]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16028</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:14:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16028</guid>
			<description><![CDATA[Benim De Başıma Çok Komik Şey Geliyo 1 Tanesini Anlatıyım Desem İyi Olur Zaten<br />
<br />
Sizde Başınızdan Geçen Komik Olayları Buraya Yazın Lütfen:cool: <br />
<br />
Benim 1 Kere Başımdan Şöyle 1 OLay Geçti:cool:<br />
<br />
Arkadaşlarla Yürüyorduk Ve Önümüze Araba Çıktı:cool:<br />
<br />
Arkadaş Beni Bu Arabanın Önüne itti:D:D Ve Araba Bana Çarpıyordu:D:D Ve BeN Birden:D:D<br />
<br />
Arkadaşım Dönüp 'Gonuşma Layn' Dedim:D:D Pek Komik Gelmeyebilir Ama Bu Yüzden O Anda Hepimiz Güldük:D:D <br />
<br />
Ellerimle Yazdım<br />
<br />
Emeğe Saygı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Benim De Başıma Çok Komik Şey Geliyo 1 Tanesini Anlatıyım Desem İyi Olur Zaten<br />
<br />
Sizde Başınızdan Geçen Komik Olayları Buraya Yazın Lütfen:cool: <br />
<br />
Benim 1 Kere Başımdan Şöyle 1 OLay Geçti:cool:<br />
<br />
Arkadaşlarla Yürüyorduk Ve Önümüze Araba Çıktı:cool:<br />
<br />
Arkadaş Beni Bu Arabanın Önüne itti:D:D Ve Araba Bana Çarpıyordu:D:D Ve BeN Birden:D:D<br />
<br />
Arkadaşım Dönüp 'Gonuşma Layn' Dedim:D:D Pek Komik Gelmeyebilir Ama Bu Yüzden O Anda Hepimiz Güldük:D:D <br />
<br />
Ellerimle Yazdım<br />
<br />
Emeğe Saygı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ata Sporumuz KARETE!!!]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16040</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:11:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16040</guid>
			<description><![CDATA[Tüm dünyanın Çinliler'e ait olduğunu düşündüğü karate sanatı aslında özbeöz biz Türkler'e aitmiş. Çinliler kendilerinden daha az sayıda olan Türkler'e karşı savaş meydanlarında perişan oluyorlarmış. Onların deyimiyle; bir türlü bu bir avuç çapulcuyla baş edememişler. Sonuçta Çin Seddi'ni inşa etmişler. <br />
<br />
Ama Türkleri durdurmak mümkün mü? Hayır! Duvarı aşıp akın akın geliyorlarmış. Bunun üzerine Çin hükümdarı Türkler'in yenilmezliklerinin sırrını araştırmaları casuslar yollamış. Bunlardan aylarca haber alınamamış. Çin hükümdarı daha fazla casus yollamış. Ama giden gelmiyormuş. En sonunda bir tanesi geri dönebilmiş. Ancak ağır yaralıymış. Türklerin enfes bir dövüş sanatına sahip olduğunu, bu nedenle hiç yenilmediklerini söyleyip son nefesini vermiş. <br />
<br />
Çin hükümdarı artık ne yapacağını biliyormuş: başka casuslar yollayıp bu dövüş sanatının inceliklerini öğrenmek. Vezirine ülkedeki Türk'e benzeyen her genci toplayıp getirtmesini ve casus olarak yetiştirilmelerini buyurmuş. Bir kaç ay sonra yüzlerce genç, Türklerin arasına sızmaları için gönderilmiş. <br />
<br />
Seneler sonra bu gençlerden sadece üç tanesi birer dövüş ustası olarak geri dönebilmiş. Hemen her birine ayrı okul kurulmuş. Çin kültürüne uygun olarak bu dövüş sanatına ''karate'' adını vermişler. Karate kısa bir sürede ülkenin dört bir yanına yayılmış. <br />
<br />
Ama karate öğrenen Çin askerleri, Türklerle ilk savaşlarında yine hüsrana uğramış. Ee! tereciye tere satmaya çalışıyorlarmış. Türkler ata sporlarında çok ustalarmış. Bu savaşta bozguna uğrayan hükümdar, karatenin Çin'e gelmesini sağlayan hükümdarın oğluymuş ve ne yapacağını bilememiş. Ama babasının veziri, kurnaz bir adammış, yeni bir plan geliştirmiş. Hükümdar da bu planı çok beğenmiş. <br />
<br />
Çok iyi işleyen plan şöyleymiş: Önce Türkleri pasif hale getirmek için, "güreş" adında bir spor geliştirmişler. Güreş kelimesi eski Çince'de ''pasiflik'' anlamına geliyormuş. Güzel Çinli prensesler aracılığıyla bu sporu Türk beylerine oradan da halka benimsetmişler. Sonuçta Türkler'in karateden iyice kopmasını sağlamışlar. Birkaç kuşak sonra Türkler karateyi tamamen unuturken Çinliler karatenin ustası olmuşlar. Bu yolla Çinliler, Türkler'i yenmekle kalmamış onların Orta Asya'dan göç etmelerine neden olmuşlar. Şimdi de gerçek ata sporumuzu bize öğretiyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
Hakettiysem +rep<br />
+rep olmasada yorum yeter]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tüm dünyanın Çinliler'e ait olduğunu düşündüğü karate sanatı aslında özbeöz biz Türkler'e aitmiş. Çinliler kendilerinden daha az sayıda olan Türkler'e karşı savaş meydanlarında perişan oluyorlarmış. Onların deyimiyle; bir türlü bu bir avuç çapulcuyla baş edememişler. Sonuçta Çin Seddi'ni inşa etmişler. <br />
<br />
Ama Türkleri durdurmak mümkün mü? Hayır! Duvarı aşıp akın akın geliyorlarmış. Bunun üzerine Çin hükümdarı Türkler'in yenilmezliklerinin sırrını araştırmaları casuslar yollamış. Bunlardan aylarca haber alınamamış. Çin hükümdarı daha fazla casus yollamış. Ama giden gelmiyormuş. En sonunda bir tanesi geri dönebilmiş. Ancak ağır yaralıymış. Türklerin enfes bir dövüş sanatına sahip olduğunu, bu nedenle hiç yenilmediklerini söyleyip son nefesini vermiş. <br />
<br />
Çin hükümdarı artık ne yapacağını biliyormuş: başka casuslar yollayıp bu dövüş sanatının inceliklerini öğrenmek. Vezirine ülkedeki Türk'e benzeyen her genci toplayıp getirtmesini ve casus olarak yetiştirilmelerini buyurmuş. Bir kaç ay sonra yüzlerce genç, Türklerin arasına sızmaları için gönderilmiş. <br />
<br />
Seneler sonra bu gençlerden sadece üç tanesi birer dövüş ustası olarak geri dönebilmiş. Hemen her birine ayrı okul kurulmuş. Çin kültürüne uygun olarak bu dövüş sanatına ''karate'' adını vermişler. Karate kısa bir sürede ülkenin dört bir yanına yayılmış. <br />
<br />
Ama karate öğrenen Çin askerleri, Türklerle ilk savaşlarında yine hüsrana uğramış. Ee! tereciye tere satmaya çalışıyorlarmış. Türkler ata sporlarında çok ustalarmış. Bu savaşta bozguna uğrayan hükümdar, karatenin Çin'e gelmesini sağlayan hükümdarın oğluymuş ve ne yapacağını bilememiş. Ama babasının veziri, kurnaz bir adammış, yeni bir plan geliştirmiş. Hükümdar da bu planı çok beğenmiş. <br />
<br />
Çok iyi işleyen plan şöyleymiş: Önce Türkleri pasif hale getirmek için, "güreş" adında bir spor geliştirmişler. Güreş kelimesi eski Çince'de ''pasiflik'' anlamına geliyormuş. Güzel Çinli prensesler aracılığıyla bu sporu Türk beylerine oradan da halka benimsetmişler. Sonuçta Türkler'in karateden iyice kopmasını sağlamışlar. Birkaç kuşak sonra Türkler karateyi tamamen unuturken Çinliler karatenin ustası olmuşlar. Bu yolla Çinliler, Türkler'i yenmekle kalmamış onların Orta Asya'dan göç etmelerine neden olmuşlar. Şimdi de gerçek ata sporumuzu bize öğretiyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
Hakettiysem +rep<br />
+rep olmasada yorum yeter]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dün Gece Hiç Uyuyamadım Nedense]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16047</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:07:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16047</guid>
			<description><![CDATA[:mad::mad::mad:Nedense Dün Gece Hiç Uyuyamadım Ama Nedendir Bilmiyorum KaraBasan mı Bastı Ne:mad::mad::mad:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[:mad::mad::mad:Nedense Dün Gece Hiç Uyuyamadım Ama Nedendir Bilmiyorum KaraBasan mı Bastı Ne:mad::mad::mad:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ağabeyleri tecavüz etti]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16035</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 10:05:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16035</guid>
			<description><![CDATA[Ağabeyleri tecavüz etti<br />
<br />
Mersin´in Mut ilçesinde kız kardeşine tecavüz ettikleri iddia edilen 2 kardeş ile komşuları tutuklandı <br />
Alınan bilgiye göre, Mut´a bağlı Kayaönü köyünde H.Y. (15) adlı kızın şikayeti üzerine kendisine tecavüz ettiklerini ileri sürdüğü ağabeyleri M.Y. (18) ve R.Y. (19) ile komşuları M.D. (58) gözaltına alındı.<br />
<br />
H.Y.´ye bir süredir tecavüz ettikleri ileri sürülen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Silifke Cezaevi´ne konuldu. <br />
<br />
Bu arada, H.Y.´nin ise Mersin Çocuk Esirgeme Kurumu´na teslim edildiği bildirildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ağabeyleri tecavüz etti<br />
<br />
Mersin´in Mut ilçesinde kız kardeşine tecavüz ettikleri iddia edilen 2 kardeş ile komşuları tutuklandı <br />
Alınan bilgiye göre, Mut´a bağlı Kayaönü köyünde H.Y. (15) adlı kızın şikayeti üzerine kendisine tecavüz ettiklerini ileri sürdüğü ağabeyleri M.Y. (18) ve R.Y. (19) ile komşuları M.D. (58) gözaltına alındı.<br />
<br />
H.Y.´ye bir süredir tecavüz ettikleri ileri sürülen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Silifke Cezaevi´ne konuldu. <br />
<br />
Bu arada, H.Y.´nin ise Mersin Çocuk Esirgeme Kurumu´na teslim edildiği bildirildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1 bardak kola deyip geçmeyin!]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16058</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 00:03:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16058</guid>
			<description><![CDATA[1 bardak kola deyip geçmeyin!<br />
<br />
Prof. Dr. Ayşe Akın bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin sağlığımıza etkilerini anlattı. <br />
<br />
İlk 10 dakika: <br />
<br />
10 çay kaşığı şeker vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller. <br />
<br />
20 dakika: <br />
<br />
Kan şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insulin patlamasına neden olur. Karaciğeriniz vücudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur. <br />
<br />
40 dakika: <br />
<br />
Kafein emilimi tamamlanır. Göz Bebekleriniz büyür, kan basıncınız yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar. Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur. <br />
<br />
45 dakika: <br />
<br />
Beyninizde dopamin salgısı artar.Bu tıpkı eroinin vücuta yaptığı tepkimelere benzer. <br />
<br />
60 dakika: <br />
<br />
Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı). Bu da vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinko'nun da beraberce dışarı atılması demek. <br />
<br />
Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vücudunuzda kola ile aldığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için susuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz. Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1 bardak kola deyip geçmeyin!<br />
<br />
Prof. Dr. Ayşe Akın bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin sağlığımıza etkilerini anlattı. <br />
<br />
İlk 10 dakika: <br />
<br />
10 çay kaşığı şeker vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller. <br />
<br />
20 dakika: <br />
<br />
Kan şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insulin patlamasına neden olur. Karaciğeriniz vücudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur. <br />
<br />
40 dakika: <br />
<br />
Kafein emilimi tamamlanır. Göz Bebekleriniz büyür, kan basıncınız yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar. Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur. <br />
<br />
45 dakika: <br />
<br />
Beyninizde dopamin salgısı artar.Bu tıpkı eroinin vücuta yaptığı tepkimelere benzer. <br />
<br />
60 dakika: <br />
<br />
Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı). Bu da vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinko'nun da beraberce dışarı atılması demek. <br />
<br />
Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vücudunuzda kola ile aldığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için susuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz. Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi).]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bordo Bereli 3 Askerimizin İnanılmaz Kahramanlığı]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16034</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 20:46:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16034</guid>
			<description><![CDATA[Beyler ben bunu askere giden bir abimizden dinledim oda komutanından dinlemiş tabiki komutanı bordo bereli sanırsam ama emekli olmuş.Herneyse Konuya geçelim.<br />
Birgün bunlar 3 kişi devriyeye çıkıyorlar dağları dolaşıcaklar ve dağın tam tepesine cıkıyorlar cıkar cıkmaz ne görsünler ki terorist yığını.Bordo berelilerimizde toplam 350 adet mermi var.Gözlerini kırpmadan nokta atışlara bir başlıyorlar Son mermide son terorist etkisiz.teroristleri saydıklarında toplam 350 terorist cıkıyor ve bir tane mermi bile boşa gitmediği görülüyor.<br />
Gerisini Siz hesap edin.3' e 350 .Ona göre Herkez TSK'ya bir laf söylerken 1001 kere düşünsün.Kötü amaçlı bölücülerin sonu her zaman aynıdır...<br />
Saygılarımla.....<br />
<br />
<br />
Alıntıdır bir teşekkür yeterli.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beyler ben bunu askere giden bir abimizden dinledim oda komutanından dinlemiş tabiki komutanı bordo bereli sanırsam ama emekli olmuş.Herneyse Konuya geçelim.<br />
Birgün bunlar 3 kişi devriyeye çıkıyorlar dağları dolaşıcaklar ve dağın tam tepesine cıkıyorlar cıkar cıkmaz ne görsünler ki terorist yığını.Bordo berelilerimizde toplam 350 adet mermi var.Gözlerini kırpmadan nokta atışlara bir başlıyorlar Son mermide son terorist etkisiz.teroristleri saydıklarında toplam 350 terorist cıkıyor ve bir tane mermi bile boşa gitmediği görülüyor.<br />
Gerisini Siz hesap edin.3' e 350 .Ona göre Herkez TSK'ya bir laf söylerken 1001 kere düşünsün.Kötü amaçlı bölücülerin sonu her zaman aynıdır...<br />
Saygılarımla.....<br />
<br />
<br />
Alıntıdır bir teşekkür yeterli.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bunlar da çok ilginç bilgiler]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16045</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 19:44:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16045</guid>
			<description><![CDATA[* Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını yok ederek sizin orada olduğunuzu anlayamamalarını sağlıyor.<br />
<br />
* Taze kakao içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor.<br />
<br />
* Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazlainsanın ölmesine neden oluyor!!<br />
<br />
* Uyurken tv izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız.<br />
<br />
* Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır.<br />
<br />
* Boeing 747&#8242;nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wring Kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur.<br />
<br />
* Amerikan Havayolları 1987 yılında first-classta sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 usd kar etmiştir.<br />
<br />
* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.<br />
<br />
* Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri parçacıklarıdır.<br />
<br />
* Marilyn Monroe&#8217;nin altı adet ayak parmağı vardı!<br />
<br />
* Walt Disney&#8217;in kendisi fareden korkardı.<br />
<br />
* İnci sirkeye konulursa erir.<br />
<br />
* İnekler merdiven çıkabilir ama inemezler!!!<br />
<br />
* Ördeklerin vak sesi yankı yapmaz nedenini de kimse bilmez.<br />
<br />
alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[* Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını yok ederek sizin orada olduğunuzu anlayamamalarını sağlıyor.<br />
<br />
* Taze kakao içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor.<br />
<br />
* Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazlainsanın ölmesine neden oluyor!!<br />
<br />
* Uyurken tv izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız.<br />
<br />
* Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır.<br />
<br />
* Boeing 747&#8242;nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wring Kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur.<br />
<br />
* Amerikan Havayolları 1987 yılında first-classta sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 usd kar etmiştir.<br />
<br />
* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.<br />
<br />
* Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri parçacıklarıdır.<br />
<br />
* Marilyn Monroe&#8217;nin altı adet ayak parmağı vardı!<br />
<br />
* Walt Disney&#8217;in kendisi fareden korkardı.<br />
<br />
* İnci sirkeye konulursa erir.<br />
<br />
* İnekler merdiven çıkabilir ama inemezler!!!<br />
<br />
* Ördeklerin vak sesi yankı yapmaz nedenini de kimse bilmez.<br />
<br />
alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilmediğimiz bilgiler]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16044</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 19:40:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16044</guid>
			<description><![CDATA[Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur. <br />
Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.<br />
Kadınlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kırpar.<br />
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmaginki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. <br />
Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. <br />
Dunyadaki hayvanlarin yuzde sekseni alti ayaklidir. <br />
Bugune kadar kaydedilmiş en buyuk dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ulaşmiştir.<br />
<br />
 Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır. <br />
<br />
 İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık Kaldırabilecek Esnekliktedir. <br />
<br />
 Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir. <br />
<br />
 İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin Olduklarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor. <br />
<br />
 Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı Kaldırabilir. <br />
<br />
 Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir. <br />
<br />
 Zürafaların Ses Telleri Yoktur. <br />
<br />
 Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler. <br />
<br />
 Kangurular Geri Geri Yürüyemezler. <br />
<br />
 Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar. <br />
<br />
 İnsan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir. <br />
<br />
 Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır. <br />
<br />
 Hapşırırken Burnu yada Ağızı Kapamak, Felce Neden Oluyor. <br />
<br />
 Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. <br />
<br />
 Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. <br />
<br />
 Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır. <br />
<br />
 Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. <br />
<br />
 Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. <br />
<br />
 Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır. <br />
<br />
 Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladir. <br />
<br />
 Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. <br />
<br />
 Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. <br />
<br />
 İnek sütünün pH değeri 6'dır. <br />
<br />
 Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarinin büyüklüğüne eşittir. <br />
<br />
 Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. <br />
<br />
 Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar. <br />
<br />
 Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler. <br />
<br />
 Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. <br />
<br />
 Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. <br />
<br />
 Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir. <br />
<br />
 Kanada, Kızılderili dilinde "buyuk koy" anlamina gelmektedir. <br />
<br />
 İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur. <br />
<br />
 Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. <br />
<br />
 ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin ücte biri ya hapiste ya da gözaltinda tutulmaktadır. <br />
<br />
<br />
 Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir. <br />
<br />
 Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. <br />
<br />
 Gunumuzde, evlenenlerin yuzde ellisi boşanmaktadir. <br />
<br />
 Beethoven beste yapmadan once kafasini soguk suya sokardi. <br />
<br />
 Her 25 kişiden biri astim hastasidir. <br />
<br />
 Uranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir. <br />
<br />
 Kaptan Cook, Antarktika haric butun kitalara ayak basan ilk insandir. <br />
<br />
 Günışığından daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin Franklin başlatmıştır. <br />
<br />
 Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe cokmesi bir saatten uzun surer. <br />
<br />
 Bugune kadar olculmuş en buyuk buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil genişligindedir ve Belcika'dan daha buyuk bir yuzolcumune sahiptir. <br />
<br />
 Acik bir gecede, ciplak gozle iki bin ayri yildizi gormek mumkundur. <br />
<br />
 Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yil boyunca hic yagmur yagmamiştir. <br />
<br />
 Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dort gazete okuyabilirdi. <br />
<br />
 Mumyalarin ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmiştir. <br />
<br />
 Dunyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almişti.1878 yilinin şubat ayinda Connecticut New Haven'da yayimlanmişti. <br />
<br />
 Yataktan duşerek olme olasiligi iki milyonda birdir. <br />
<br />
 Ünlu cizgi film kahramani Temel Reis, 1919 yilinda Elzie Crisler Segar tarafindan yaratildi. <br />
<br />
 İlk camaşir makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafindan pazarlandi. <br />
<br />
 Kita isimlerinin hepsi ayni harfle başlayip ayni harfle biter. <br />
<br />
 Herhangi bir okyanusun en uzak oldugu nokta cin'dir. <br />
<br />
 Kiş aylarinda, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alani kaplar. <br />
<br />
 Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat kuşagi gecilir. <br />
<br />
 Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz guneşli gecer. <br />
<br />
 Sadece dişi sivrisinekler isirir. <br />
<br />
 Dunyada her dakika iki tane duşuk şiddette deprem olmaktadir. <br />
<br />
 Hindistan'daki yillik dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir. <br />
<br />
 Rusya'nin dortte biri ormanlarla kaplidir. <br />
<br />
 Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kat daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir. <br />
<br />
 Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir. <br />
<br />
 Yazar Rudyard Kipling sadece siyah murekkep kullanirdi. <br />
<br />
 Mickey Mouse'dan once en meşhur cizgi film kahramani Felix The Cat'di. <br />
<br />
 Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hic kimsenin sigara icmesine izin vermezdi. <br />
<br />
 Salataligin yuzde 96'si sudur. <br />
<br />
 Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla şeker vardir. <br />
<br />
 Peru'da hic umumi tuvalet yoktur. <br />
<br />
 Timsahlar renk korudur. <br />
<br />
 Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar. <br />
<br />
 Sadece dişi kanaryalar otebilir. <br />
<br />
 Tarantulalar iki bucuk yil yiyeceksiz yaşayabilirler. <br />
<br />
 Havuca rengini karoten verir. <br />
<br />
 İnciler sirkede erir. <br />
<br />
 Venus saat yonunde donen tek gezegendir. <br />
<br />
 İnternetin yillik buyume yuzdesi 314.000'dir. <br />
<br />
 Rodin'in unlu 'Duşunen Adam' heykeli aslinda İtalyan şair Dante'nin portresidir. <br />
<br />
 En fazla asfaltli yola sahip ulke Fransa'dir. <br />
<br />
 Sihirli sozcuk 'abrakadabra' ilk olarak yuksek ateşli hastalarin ateşlerini duşurmek icin soylenmişti. <br />
<br />
 Marilyn Monroe'nun alti ayak parmagi vardi. <br />
<br />
 Albert Einstein dokuz yaşina kadar duzgun konuşamamişti. <br />
<br />
 Her iki taraf da kan bagişinda bulunursa, Paraguay'da duello yapmak yasaldir. <br />
<br />
 Eiffel Kulesi'nin tepesine cikana kadar 1792 basamak vardir. <br />
<br />
 Hindistan`da oyun kagitlari yuvarlaktir. <br />
<br />
 Cocuklar baharda daha fazla buyuyor. <br />
<br />
 Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor. <br />
<br />
 Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor.Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli. <br />
<br />
 Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti. <br />
<br />
 insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor. <br />
<br />
 Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor. <br />
<br />
 Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz. <br />
<br />
 Kelebekler ayaklariyla tat alirlar. <br />
<br />
 Sarişinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir. <br />
<br />
 Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla. <br />
<br />
 Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar. <br />
<br />
 insan vucudundaki en guclu kas dildir. <br />
<br />
 Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir. <br />
<br />
 insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar. <br />
<br />
 Filler ziplayamayan tek memelidir. <br />
<br />
 Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir. <br />
<br />
 Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir. <br />
<br />
 Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltılarda hertepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir. <br />
<br />
 Yetiskin bir ayı, bir at kadar hızlı kosabilir. <br />
<br />
 Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir. <br />
<br />
 Fareler kusamaz. <br />
<br />
 Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur. <br />
<br />
 Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir. <br />
<br />
 Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir. <br />
<br />
 Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez. <br />
<br />
 Kediler ultrason seslerini duyarlar. <br />
<br />
 Zurafalarin ses telleri yoktur. <br />
<br />
 Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor. <br />
<br />
 ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir. <br />
<br />
 Kutup ayilari solaktir. <br />
<br />
Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa" albumudur. <br />
<br />
 Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir. <br />
<br />
 Timsahlar dillerini disari cikaramazlar. <br />
<br />
 Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir. <br />
<br />
 Yunuslar bir gozleri acik uyurlar. <br />
<br />
 Kangurular geri geri yuruyemezler. <br />
<br />
 Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir. <br />
<br />
 Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler. <br />
<br />
 Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg. <br />
<br />
 Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=. <br />
<br />
 18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti. <br />
<br />
 İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar. <br />
<br />
 Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir. <br />
<br />
 Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir. <br />
<br />
 En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir. <br />
<br />
 Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor. <br />
<br />
 Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor. <br />
<br />
 Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke. <br />
<br />
 Peru `da hic umumi tuvalet yoktur. <br />
<br />
 Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi. <br />
<br />
 Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon. <br />
<br />
 Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar. <br />
<br />
 Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor. <br />
<br />
 Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar. <br />
<br />
 Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir. <br />
<br />
 Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. <br />
<br />
Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi. <br />
<br />
 Suudi arabistan`da hic irmak yoktur. <br />
<br />
 Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir. <br />
<br />
 Zurafalar yuzemez. <br />
<br />
 Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir. <br />
<br />
 İnsan beyninin % 80`i sudur. <br />
<br />
 Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor. <br />
<br />
 Bir kromozom bir genden daha buyuktur. <br />
<br />
 ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir. <br />
<br />
 insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir. <br />
<br />
 Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir. <br />
<br />
 Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor. <br />
<br />
 Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton. <br />
<br />
 New york bir zamanlar amsterdam`di. <br />
<br />
 Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir. <br />
<br />
 Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi. <br />
<br />
 Sigirlarin dort tane midesi vardir. <br />
<br />
 Zurafalar yuzemez.Yuzse bile kesin bogulur <br />
<br />
 Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir. <br />
<br />
 Dollenmeden sonra cocugun boyu 5 milyon kat buyur... <br />
<br />
 Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir. <br />
<br />
 Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor. <br />
<br />
 Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar. <br />
<br />
 Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir <br />
<br />
 Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur. <br />
<br />
 Sineklerin bes gozu vardir. <br />
 Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur <br />
<br />
 Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg <br />
<br />
Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını...<br />
<br />
Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...<br />
<br />
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...<br />
<br />
Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını... <br />
<br />
Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini... <br />
<br />
Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu... <br />
<br />
Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini... <br />
<br />
Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...<br />
<br />
Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü... <br />
<br />
İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini... <br />
<br />
Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...<br />
<br />
0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...<br />
<br />
Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...<br />
<br />
Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Başkan savaşındaki malubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini... <br />
<br />
Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...<br />
<br />
Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...<br />
<br />
İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur. <br />
Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.<br />
Kadınlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kırpar.<br />
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmaginki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. <br />
Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. <br />
Dunyadaki hayvanlarin yuzde sekseni alti ayaklidir. <br />
Bugune kadar kaydedilmiş en buyuk dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ulaşmiştir.<br />
<br />
 Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır. <br />
<br />
 İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık Kaldırabilecek Esnekliktedir. <br />
<br />
 Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir. <br />
<br />
 İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin Olduklarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor. <br />
<br />
 Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı Kaldırabilir. <br />
<br />
 Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir. <br />
<br />
 Zürafaların Ses Telleri Yoktur. <br />
<br />
 Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler. <br />
<br />
 Kangurular Geri Geri Yürüyemezler. <br />
<br />
 Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar. <br />
<br />
 İnsan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir. <br />
<br />
 Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır. <br />
<br />
 Hapşırırken Burnu yada Ağızı Kapamak, Felce Neden Oluyor. <br />
<br />
 Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. <br />
<br />
 Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. <br />
<br />
 Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır. <br />
<br />
 Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. <br />
<br />
 Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. <br />
<br />
 Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır. <br />
<br />
 Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladir. <br />
<br />
 Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. <br />
<br />
 Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. <br />
<br />
 İnek sütünün pH değeri 6'dır. <br />
<br />
 Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarinin büyüklüğüne eşittir. <br />
<br />
 Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. <br />
<br />
 Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar. <br />
<br />
 Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler. <br />
<br />
 Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. <br />
<br />
 Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. <br />
<br />
 Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir. <br />
<br />
 Kanada, Kızılderili dilinde "buyuk koy" anlamina gelmektedir. <br />
<br />
 İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur. <br />
<br />
 Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. <br />
<br />
 ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin ücte biri ya hapiste ya da gözaltinda tutulmaktadır. <br />
<br />
<br />
 Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir. <br />
<br />
 Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. <br />
<br />
 Gunumuzde, evlenenlerin yuzde ellisi boşanmaktadir. <br />
<br />
 Beethoven beste yapmadan once kafasini soguk suya sokardi. <br />
<br />
 Her 25 kişiden biri astim hastasidir. <br />
<br />
 Uranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir. <br />
<br />
 Kaptan Cook, Antarktika haric butun kitalara ayak basan ilk insandir. <br />
<br />
 Günışığından daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin Franklin başlatmıştır. <br />
<br />
 Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe cokmesi bir saatten uzun surer. <br />
<br />
 Bugune kadar olculmuş en buyuk buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil genişligindedir ve Belcika'dan daha buyuk bir yuzolcumune sahiptir. <br />
<br />
 Acik bir gecede, ciplak gozle iki bin ayri yildizi gormek mumkundur. <br />
<br />
 Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yil boyunca hic yagmur yagmamiştir. <br />
<br />
 Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dort gazete okuyabilirdi. <br />
<br />
 Mumyalarin ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmiştir. <br />
<br />
 Dunyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almişti.1878 yilinin şubat ayinda Connecticut New Haven'da yayimlanmişti. <br />
<br />
 Yataktan duşerek olme olasiligi iki milyonda birdir. <br />
<br />
 Ünlu cizgi film kahramani Temel Reis, 1919 yilinda Elzie Crisler Segar tarafindan yaratildi. <br />
<br />
 İlk camaşir makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafindan pazarlandi. <br />
<br />
 Kita isimlerinin hepsi ayni harfle başlayip ayni harfle biter. <br />
<br />
 Herhangi bir okyanusun en uzak oldugu nokta cin'dir. <br />
<br />
 Kiş aylarinda, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alani kaplar. <br />
<br />
 Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat kuşagi gecilir. <br />
<br />
 Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz guneşli gecer. <br />
<br />
 Sadece dişi sivrisinekler isirir. <br />
<br />
 Dunyada her dakika iki tane duşuk şiddette deprem olmaktadir. <br />
<br />
 Hindistan'daki yillik dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir. <br />
<br />
 Rusya'nin dortte biri ormanlarla kaplidir. <br />
<br />
 Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kat daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir. <br />
<br />
 Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir. <br />
<br />
 Yazar Rudyard Kipling sadece siyah murekkep kullanirdi. <br />
<br />
 Mickey Mouse'dan once en meşhur cizgi film kahramani Felix The Cat'di. <br />
<br />
 Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hic kimsenin sigara icmesine izin vermezdi. <br />
<br />
 Salataligin yuzde 96'si sudur. <br />
<br />
 Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla şeker vardir. <br />
<br />
 Peru'da hic umumi tuvalet yoktur. <br />
<br />
 Timsahlar renk korudur. <br />
<br />
 Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar. <br />
<br />
 Sadece dişi kanaryalar otebilir. <br />
<br />
 Tarantulalar iki bucuk yil yiyeceksiz yaşayabilirler. <br />
<br />
 Havuca rengini karoten verir. <br />
<br />
 İnciler sirkede erir. <br />
<br />
 Venus saat yonunde donen tek gezegendir. <br />
<br />
 İnternetin yillik buyume yuzdesi 314.000'dir. <br />
<br />
 Rodin'in unlu 'Duşunen Adam' heykeli aslinda İtalyan şair Dante'nin portresidir. <br />
<br />
 En fazla asfaltli yola sahip ulke Fransa'dir. <br />
<br />
 Sihirli sozcuk 'abrakadabra' ilk olarak yuksek ateşli hastalarin ateşlerini duşurmek icin soylenmişti. <br />
<br />
 Marilyn Monroe'nun alti ayak parmagi vardi. <br />
<br />
 Albert Einstein dokuz yaşina kadar duzgun konuşamamişti. <br />
<br />
 Her iki taraf da kan bagişinda bulunursa, Paraguay'da duello yapmak yasaldir. <br />
<br />
 Eiffel Kulesi'nin tepesine cikana kadar 1792 basamak vardir. <br />
<br />
 Hindistan`da oyun kagitlari yuvarlaktir. <br />
<br />
 Cocuklar baharda daha fazla buyuyor. <br />
<br />
 Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor. <br />
<br />
 Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor.Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli. <br />
<br />
 Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti. <br />
<br />
 insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor. <br />
<br />
 Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor. <br />
<br />
 Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz. <br />
<br />
 Kelebekler ayaklariyla tat alirlar. <br />
<br />
 Sarişinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir. <br />
<br />
 Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla. <br />
<br />
 Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar. <br />
<br />
 insan vucudundaki en guclu kas dildir. <br />
<br />
 Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir. <br />
<br />
 insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar. <br />
<br />
 Filler ziplayamayan tek memelidir. <br />
<br />
 Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir. <br />
<br />
 Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir. <br />
<br />
 Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltılarda hertepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir. <br />
<br />
 Yetiskin bir ayı, bir at kadar hızlı kosabilir. <br />
<br />
 Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir. <br />
<br />
 Fareler kusamaz. <br />
<br />
 Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur. <br />
<br />
 Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir. <br />
<br />
 Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir. <br />
<br />
 Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez. <br />
<br />
 Kediler ultrason seslerini duyarlar. <br />
<br />
 Zurafalarin ses telleri yoktur. <br />
<br />
 Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor. <br />
<br />
 ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir. <br />
<br />
 Kutup ayilari solaktir. <br />
<br />
Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa" albumudur. <br />
<br />
 Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir. <br />
<br />
 Timsahlar dillerini disari cikaramazlar. <br />
<br />
 Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir. <br />
<br />
 Yunuslar bir gozleri acik uyurlar. <br />
<br />
 Kangurular geri geri yuruyemezler. <br />
<br />
 Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir. <br />
<br />
 Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler. <br />
<br />
 Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg. <br />
<br />
 Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=. <br />
<br />
 18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti. <br />
<br />
 İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar. <br />
<br />
 Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir. <br />
<br />
 Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir. <br />
<br />
 En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir. <br />
<br />
 Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor. <br />
<br />
 Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor. <br />
<br />
 Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke. <br />
<br />
 Peru `da hic umumi tuvalet yoktur. <br />
<br />
 Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi. <br />
<br />
 Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon. <br />
<br />
 Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar. <br />
<br />
 Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor. <br />
<br />
 Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar. <br />
<br />
 Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir. <br />
<br />
 Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. <br />
<br />
Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi. <br />
<br />
 Suudi arabistan`da hic irmak yoktur. <br />
<br />
 Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir. <br />
<br />
 Zurafalar yuzemez. <br />
<br />
 Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir. <br />
<br />
 İnsan beyninin % 80`i sudur. <br />
<br />
 Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor. <br />
<br />
 Bir kromozom bir genden daha buyuktur. <br />
<br />
 ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir. <br />
<br />
 insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir. <br />
<br />
 Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir. <br />
<br />
 Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor. <br />
<br />
 Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton. <br />
<br />
 New york bir zamanlar amsterdam`di. <br />
<br />
 Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir. <br />
<br />
 Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi. <br />
<br />
 Sigirlarin dort tane midesi vardir. <br />
<br />
 Zurafalar yuzemez.Yuzse bile kesin bogulur <br />
<br />
 Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir. <br />
<br />
 Dollenmeden sonra cocugun boyu 5 milyon kat buyur... <br />
<br />
 Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir. <br />
<br />
 Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor. <br />
<br />
 Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar. <br />
<br />
 Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir <br />
<br />
 Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur. <br />
<br />
 Sineklerin bes gozu vardir. <br />
 Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur <br />
<br />
 Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg <br />
<br />
Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını...<br />
<br />
Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...<br />
<br />
Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...<br />
<br />
Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını... <br />
<br />
Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini... <br />
<br />
Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu... <br />
<br />
Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini... <br />
<br />
Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...<br />
<br />
Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü... <br />
<br />
İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini... <br />
<br />
Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...<br />
<br />
0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...<br />
<br />
Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...<br />
<br />
Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Başkan savaşındaki malubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini... <br />
<br />
Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...<br />
<br />
Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...<br />
<br />
İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yalanı yakalamanın 10 yolu]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16048</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 19:38:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16048</guid>
			<description><![CDATA[Mesleğinizi icra ediyorsunuz yüzlerce insanla muhatapsınız kimin doğru kimin yalan söylediğini nasıl anlayacaksınız ? Ajanların boy gösterdiği filmlerde gerçeği söyletmek için farklı yollar denenir. Ajan konuşturmak istediği kişinin başına silah dayar ya da ona yakınlaşarak ağzından laf almaya çalışır. Ama günlük hayatta hepinizin bildiği gibi bunları yapmak mümkün değil. Peki mesleğinizi icra ederken, karşınızdaki kişinin doğruyu söylediğinden nasıl emin olabilirsiniz? <br />
<br />
1- Tutarsızlık <br />
Eğer birinin yalan söylediğini anlamak istiyorsan yaptıkları ile anlattıkları arasında tutarsızlık olup olmadığına bakabilirsin. <br />
<br />
2- En ummadığı soruyu sor <br />
Yalan söyleyen insanların her zaman iyi bir hikayesi vardır ve sizin ne sorabileceğinizi bilerek yanıt verirler. İnternetteki web yalanlarını yakalamak için yalan söylediğiniz kişiyi iyice izleyin. En umulmadık bir anda hazır olmadıkları bir konuda bir soru yöneltin<br />
<br />
 <br />
<br />
3- Davranışlarını değerlendir <br />
Yalanın en önemli göstergelerinden biri davranışlardaki değişiliktir. Genel olarak heyecanlı olan biri sakinse veya sakin biri heyecanlıysa dikkat edin farklı birşeyler oluyor demektir. <br />
<br />
4- Duygulardaki samimiyetsizlik <br />
Çoğu insan sahte gülümseyemez. Zamanlama hatası vardır ve normal gülümsemeden çok daha uzun sürer veya diğer davranışlarla karışır. Bazen kızgın yüzle, gülümseme iç içedir. Dudaklar doğal gülümsemeden daha küçük ve daha cansızdır. <br />
<br />
5- İçten gelen tepkilere dikkat <br />
İnsanlar genellikle yalanlarını geçiştirirken şöyle der; "İçten gelen bir tepki veya kadına, erkeğe özgü bir sezgi" ama bu doğru duyguların sapmasından başka bir şey değildir. İçgüdüler yalanların açıklamasında inandırıcı değildir. <br />
<br />
6- Çok küçük hareketleri izle <br />
Çok küçük hareketler, mimikler ifadelerin ön açıklamasıdır. Genellikle ikinci dakikanın 25. sn civarında bir gizli duyguyu anlatır. Yani bir kişi çok çok mutlu görünüyorsa, gerçekte bazı şeyler için üzülüyor olabilir. Gerçek duygusunun anlaşılmasından duyduğu korku bir an için yüzünde belirir. Gizlenen korku, mutsuzluk, kızgınlık, kıskançlık her neyse bir göz kırpması anı kadar kısa sürede yüze yansır. Bunu yakalamak büyük bir hünerdir. Yapılan araştırmalarda hemen hemen katılanların % 99'u bu mikro mimikleri, işaretleri göremedi fakat bu bir saatten daha kısa zamanda öğrenilebilir. Mikro hareketler sebebi söylemez. Sadece gizlenen bir duygu olduğunu gösterir. <br />
<br />
7- İnkar etme <br />
Yalan söyleyen kişinin hareketleri, söyledikleri, ses tonu, mimikleri birbirini tutmaz. İnkarı gösteren bazı davranışlar vardır. <br />
<br />
8- Endişe veya tedirginlik <br />
Karşınızdaki konuşurken gözlerinize bakamıyorsa ve bu onun her zaman ki hali değilse yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Uzağa bakıyor, terliyor ve tedirgin, endişeli bakıyorlarsa hiçbirşey normal değildir. <br />
<br />
9- Çok çok fazla detaycılık <br />
Eğer birisine "Nerede kaldın?" diye sorduğunuzda karşınızdaki "Markete gittim ve yumurta, süt, şeker almam gerekiyordu ve bir köpeğe çarptığım için çok yavaş gitmek zorunda kaldım" gibi detaylı olarak birşeyler anlatıyorsa yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Çok fazla detay, onları içinde bulundukları durumdan kurtulmak için düşünülen bütünlük içeren bir yalan olabilir. <br />
<br />
10- Gerçeği görmemezlikten gelme <br />
Birisine gerçeği anlatmak yalan söylemekten daha fazla kabul edilir. Herkesin bildiği bir şeyin arkasına sığınarak yalan söylenebilir. Böylece insanların kafası karışır ve söylenilenin doğru olabileceği düşünülür.<br />
<br />
<br />
ALINTIDIR]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mesleğinizi icra ediyorsunuz yüzlerce insanla muhatapsınız kimin doğru kimin yalan söylediğini nasıl anlayacaksınız ? Ajanların boy gösterdiği filmlerde gerçeği söyletmek için farklı yollar denenir. Ajan konuşturmak istediği kişinin başına silah dayar ya da ona yakınlaşarak ağzından laf almaya çalışır. Ama günlük hayatta hepinizin bildiği gibi bunları yapmak mümkün değil. Peki mesleğinizi icra ederken, karşınızdaki kişinin doğruyu söylediğinden nasıl emin olabilirsiniz? <br />
<br />
1- Tutarsızlık <br />
Eğer birinin yalan söylediğini anlamak istiyorsan yaptıkları ile anlattıkları arasında tutarsızlık olup olmadığına bakabilirsin. <br />
<br />
2- En ummadığı soruyu sor <br />
Yalan söyleyen insanların her zaman iyi bir hikayesi vardır ve sizin ne sorabileceğinizi bilerek yanıt verirler. İnternetteki web yalanlarını yakalamak için yalan söylediğiniz kişiyi iyice izleyin. En umulmadık bir anda hazır olmadıkları bir konuda bir soru yöneltin<br />
<br />
 <br />
<br />
3- Davranışlarını değerlendir <br />
Yalanın en önemli göstergelerinden biri davranışlardaki değişiliktir. Genel olarak heyecanlı olan biri sakinse veya sakin biri heyecanlıysa dikkat edin farklı birşeyler oluyor demektir. <br />
<br />
4- Duygulardaki samimiyetsizlik <br />
Çoğu insan sahte gülümseyemez. Zamanlama hatası vardır ve normal gülümsemeden çok daha uzun sürer veya diğer davranışlarla karışır. Bazen kızgın yüzle, gülümseme iç içedir. Dudaklar doğal gülümsemeden daha küçük ve daha cansızdır. <br />
<br />
5- İçten gelen tepkilere dikkat <br />
İnsanlar genellikle yalanlarını geçiştirirken şöyle der; "İçten gelen bir tepki veya kadına, erkeğe özgü bir sezgi" ama bu doğru duyguların sapmasından başka bir şey değildir. İçgüdüler yalanların açıklamasında inandırıcı değildir. <br />
<br />
6- Çok küçük hareketleri izle <br />
Çok küçük hareketler, mimikler ifadelerin ön açıklamasıdır. Genellikle ikinci dakikanın 25. sn civarında bir gizli duyguyu anlatır. Yani bir kişi çok çok mutlu görünüyorsa, gerçekte bazı şeyler için üzülüyor olabilir. Gerçek duygusunun anlaşılmasından duyduğu korku bir an için yüzünde belirir. Gizlenen korku, mutsuzluk, kızgınlık, kıskançlık her neyse bir göz kırpması anı kadar kısa sürede yüze yansır. Bunu yakalamak büyük bir hünerdir. Yapılan araştırmalarda hemen hemen katılanların % 99'u bu mikro mimikleri, işaretleri göremedi fakat bu bir saatten daha kısa zamanda öğrenilebilir. Mikro hareketler sebebi söylemez. Sadece gizlenen bir duygu olduğunu gösterir. <br />
<br />
7- İnkar etme <br />
Yalan söyleyen kişinin hareketleri, söyledikleri, ses tonu, mimikleri birbirini tutmaz. İnkarı gösteren bazı davranışlar vardır. <br />
<br />
8- Endişe veya tedirginlik <br />
Karşınızdaki konuşurken gözlerinize bakamıyorsa ve bu onun her zaman ki hali değilse yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Uzağa bakıyor, terliyor ve tedirgin, endişeli bakıyorlarsa hiçbirşey normal değildir. <br />
<br />
9- Çok çok fazla detaycılık <br />
Eğer birisine "Nerede kaldın?" diye sorduğunuzda karşınızdaki "Markete gittim ve yumurta, süt, şeker almam gerekiyordu ve bir köpeğe çarptığım için çok yavaş gitmek zorunda kaldım" gibi detaylı olarak birşeyler anlatıyorsa yalan söylediğinden şüphelenebilirsiniz. Çok fazla detay, onları içinde bulundukları durumdan kurtulmak için düşünülen bütünlük içeren bir yalan olabilir. <br />
<br />
10- Gerçeği görmemezlikten gelme <br />
Birisine gerçeği anlatmak yalan söylemekten daha fazla kabul edilir. Herkesin bildiği bir şeyin arkasına sığınarak yalan söylenebilir. Böylece insanların kafası karışır ve söylenilenin doğru olabileceği düşünülür.<br />
<br />
<br />
ALINTIDIR]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir karpuza 6 bin dolar verdiler]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16041</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 18:11:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16041</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Bir karpuza 6 bin dolar verdiler<br />
<br />
<br />
<br />
Sınırlı sayıda karpuz yetiştirebilen Japonlar, karpuza gelince çıldırıyor. Hokkaido Adası'nda yetiştirilen "siyah kabuklu karpuzlar" ise altın değerinde. Densuke cinsi dedikleri bu karpuzlar öyle değerli ki en iyileri seçilip açık artırmayla satılıyor. Dün gerçekleştirilen açık artırmada ise bir karpuz tam 6 bin dolara (yaklaşık 7 bin 500 YTL) alıcı buldu. Bu paraya bizde kamyon dolusu karpuz alınır<br />
Karpuzu almak için yarışan onca Japon fiyatı artırdıkça artıdı. Sonunda tek karpuzun fiyatı 6 bin dolara çıktı. Böylelikle bir rekor daha kırılmış oldu. İşte bu karpuz dünyanın en pahalısı oldu.<br />
Yılda sadece 9 bin tane Densuke karpuzunun yetiştiği Japonya'da bu, hasadın 65'inci karpuzuydu. Karpuzların her türlü hesabını tutan Japonlar, merketlerden karpuzu dilimle alıyorlar.<br />
Bütün karpuz ise en makbul hediyelerden biri sayılıyor. Bu nedenle Japonlar'ın, karpuz cenneti Türkiye'ye imrendikleri söyleniyor. Karpuz düşkünü Japonlar ise karpuzları dilimle değil de bütün alıp iyicekleri günü hayal ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Bir karpuza 6 bin dolar verdiler<br />
<br />
<br />
<br />
Sınırlı sayıda karpuz yetiştirebilen Japonlar, karpuza gelince çıldırıyor. Hokkaido Adası'nda yetiştirilen "siyah kabuklu karpuzlar" ise altın değerinde. Densuke cinsi dedikleri bu karpuzlar öyle değerli ki en iyileri seçilip açık artırmayla satılıyor. Dün gerçekleştirilen açık artırmada ise bir karpuz tam 6 bin dolara (yaklaşık 7 bin 500 YTL) alıcı buldu. Bu paraya bizde kamyon dolusu karpuz alınır<br />
Karpuzu almak için yarışan onca Japon fiyatı artırdıkça artıdı. Sonunda tek karpuzun fiyatı 6 bin dolara çıktı. Böylelikle bir rekor daha kırılmış oldu. İşte bu karpuz dünyanın en pahalısı oldu.<br />
Yılda sadece 9 bin tane Densuke karpuzunun yetiştiği Japonya'da bu, hasadın 65'inci karpuzuydu. Karpuzların her türlü hesabını tutan Japonlar, merketlerden karpuzu dilimle alıyorlar.<br />
Bütün karpuz ise en makbul hediyelerden biri sayılıyor. Bu nedenle Japonlar'ın, karpuz cenneti Türkiye'ye imrendikleri söyleniyor. Karpuz düşkünü Japonlar ise karpuzları dilimle değil de bütün alıp iyicekleri günü hayal ediyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[###Sadece Yaşanırken Hissedilir###]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16043</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 12:40:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16043</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün napolyon düşman askerlerinden kaçarken bir bakkala girer. Bakkala hemen kendisini saklamasını emreder. bakkalda napolyonu saklar ve gelen düşmanları savuşturur. bir süre sora napolyon muhafızları gelir. bakkal napolyona sorar<br />
"efendim af buyrun ama merak ettim ölümle bu kadar burun buruna gelmek nasıl bir duygu"<br />
napolyon birden öfkelenir<br />
"sen kim oluorsn da benmle bu şekilde dalga geçer gibi konuşuyorsun"<br />
askerlerine adamı kurşuna dizmelerini emreder.<br />
askerler bakkalın gözünü bağlayıp karşısına dizilirler. mermiler namlulara sürülür.<br />
adamcağız içinden:<br />
"ah ne yaptın sen? şimdi ölüp gideceksin" diye düşünürken<br />
arkadan bir çift el uzanıp gözündeki bağı çözer. karşısında napolyon vardır<br />
tek cümleyle cevaplar<br />
"İşte Böyle Bir Duygu"<br />
<br />
NOT:alıntıdır (kitaptan) ama ctrl+v deildir şimdi kendim yazdım<br />
+rep verirseniz memnum olrm :)<br />
arkadaşlar lütfen okuyan yorum yapsın emek veriyorum burada<br />
DİPNOT:arkaşlar cidden yorumlarınız beni teşvik ediyor bulduğum diğer ilginç ve etkileyici hikayeleri 2li 3lü [(uzun olursa tekli) yazı yazmayı pek sevmemde :D]şekilde yazacağım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün napolyon düşman askerlerinden kaçarken bir bakkala girer. Bakkala hemen kendisini saklamasını emreder. bakkalda napolyonu saklar ve gelen düşmanları savuşturur. bir süre sora napolyon muhafızları gelir. bakkal napolyona sorar<br />
"efendim af buyrun ama merak ettim ölümle bu kadar burun buruna gelmek nasıl bir duygu"<br />
napolyon birden öfkelenir<br />
"sen kim oluorsn da benmle bu şekilde dalga geçer gibi konuşuyorsun"<br />
askerlerine adamı kurşuna dizmelerini emreder.<br />
askerler bakkalın gözünü bağlayıp karşısına dizilirler. mermiler namlulara sürülür.<br />
adamcağız içinden:<br />
"ah ne yaptın sen? şimdi ölüp gideceksin" diye düşünürken<br />
arkadan bir çift el uzanıp gözündeki bağı çözer. karşısında napolyon vardır<br />
tek cümleyle cevaplar<br />
"İşte Böyle Bir Duygu"<br />
<br />
NOT:alıntıdır (kitaptan) ama ctrl+v deildir şimdi kendim yazdım<br />
+rep verirseniz memnum olrm :)<br />
arkadaşlar lütfen okuyan yorum yapsın emek veriyorum burada<br />
DİPNOT:arkaşlar cidden yorumlarınız beni teşvik ediyor bulduğum diğer ilginç ve etkileyici hikayeleri 2li 3lü [(uzun olursa tekli) yazı yazmayı pek sevmemde :D]şekilde yazacağım]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırolarının Mesajları]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16031</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 12:18:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16031</guid>
			<description><![CDATA[-geçen yaz bodrumda tanısmıs olabılırmıyız,benım teknemde.o sen değilsen şimdi de tanısabiliriz<br />
<br />
-nişantaşına ve ritz'e takılan bir gencim.yirmi iki yaşındayım.resimde gördüğün ayakkabalılar prada,gömlek armani, pantolon da calvin klein. <br />
<br />
-şimdi benim arabam da var hem de modifiye edilmiş OPEL tabi kullanırken hep ray-ban gözlük takarım. <br />
<br />
-inanır mısın günde bir kutu jöle bitiriyorum.hatta resimlerim arasında göreceksin ki; bir de sigara içen fotoğrafım var davidoff o sigara biliyor musun; captain black içiyorum genelde. en sevdiğim içki absolut vanilia, amarula ve johnnie walker. şimdi bi de yeditepe'de okuyorum.. <br />
<br />
-starbucks ta oturur caddeye karşı frappucino içip kankilerle takılırız, geçen kızlara bakarız infona baktım da; ben de senin gibi eğlenmek eğlenmek eğlenmek felsefesini benimseyenlerdenim. <br />
<br />
-resmine de baktım saçlar yapılmış falan. çok zenginim ben neler yaparız neler; bir de arkadaşlarının arasındaki havanı düşünsene. ben kadınımı kendime uydururum; ben armani giyiyorsam kadınıma da ne istiyorsa giydiririm dkny giydiririm. çılgınlığa bayılırım.hadi birlikte caddeye gidelim; arabayla seni eve bırakırım münasip bir yerde de s.... ne dersin?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[-geçen yaz bodrumda tanısmıs olabılırmıyız,benım teknemde.o sen değilsen şimdi de tanısabiliriz<br />
<br />
-nişantaşına ve ritz'e takılan bir gencim.yirmi iki yaşındayım.resimde gördüğün ayakkabalılar prada,gömlek armani, pantolon da calvin klein. <br />
<br />
-şimdi benim arabam da var hem de modifiye edilmiş OPEL tabi kullanırken hep ray-ban gözlük takarım. <br />
<br />
-inanır mısın günde bir kutu jöle bitiriyorum.hatta resimlerim arasında göreceksin ki; bir de sigara içen fotoğrafım var davidoff o sigara biliyor musun; captain black içiyorum genelde. en sevdiğim içki absolut vanilia, amarula ve johnnie walker. şimdi bi de yeditepe'de okuyorum.. <br />
<br />
-starbucks ta oturur caddeye karşı frappucino içip kankilerle takılırız, geçen kızlara bakarız infona baktım da; ben de senin gibi eğlenmek eğlenmek eğlenmek felsefesini benimseyenlerdenim. <br />
<br />
-resmine de baktım saçlar yapılmış falan. çok zenginim ben neler yaparız neler; bir de arkadaşlarının arasındaki havanı düşünsene. ben kadınımı kendime uydururum; ben armani giyiyorsam kadınıma da ne istiyorsa giydiririm dkny giydiririm. çılgınlığa bayılırım.hadi birlikte caddeye gidelim; arabayla seni eve bırakırım münasip bir yerde de s.... ne dersin?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Birer Alkışı Hakedenler  XXXL  komik]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16029</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 12:06:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16029</guid>
			<description><![CDATA[Misafir odasinda baca deligi olmadigi halde 'Anne sobayi bu sene misafir odasina kuralim mi?' diyen abime, 'Olur, boruyu da k.çina sokariz, kafani camdan çikarirsin, sorun olmaz.' diyen anneye<br />
------------ --------- --------- --------- ----<br />
Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla kosturup '112'nin numarasi neydi?' diye bagiran sarisina,<br />
------------ --------- --------- --------- -----<br />
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kisinin arasina girip ikisine de birer tokat atan ve 'Analar kutsaldir, analara küfür etmeyin, o. çocuklari!!' diyen Karadenizli agir abiye,<br />
------------ --------- --------- --------- -------<br />
Annesine kizip,buharli ütünün içine isemeyi akil eden! Annesini buram buram çis kokulariyla isyerine yollayan! Annesi; ancak arkadaslari ''acayip kokuyorsun'' dediginde isi çözen anneye ve cocuguna,<br />
------------ --------- --------- --------- -------<br />
Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canim sikilmasin diye televizyon seyreden kisiye<br />
------------ --------- --------- --------- --------- --<br />
Ailecek televizyon izlerken üst komsu küçük oglunu göndermis. Çocuk anneme ''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsinlar da, biz de dinleyelim'' Biz de kirmadik, açtik. Ailecek çok iyi niyetli oldugumuzdan, televizyonlari bozuk sandik. Yüksek sesten dolayi bize laf soktuklarini anlamamiz çocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye,<br />
------------ --------- --------- --------- --------- --<br />
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ögretmenimiz Aids' in açilimini yapiyor: (A)llaha (I)syaneden (D)eyyuslarin (S)onu... diyen hocaya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Misafir odasinda baca deligi olmadigi halde 'Anne sobayi bu sene misafir odasina kuralim mi?' diyen abime, 'Olur, boruyu da k.çina sokariz, kafani camdan çikarirsin, sorun olmaz.' diyen anneye<br />
------------ --------- --------- --------- ----<br />
Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla kosturup '112'nin numarasi neydi?' diye bagiran sarisina,<br />
------------ --------- --------- --------- -----<br />
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kisinin arasina girip ikisine de birer tokat atan ve 'Analar kutsaldir, analara küfür etmeyin, o. çocuklari!!' diyen Karadenizli agir abiye,<br />
------------ --------- --------- --------- -------<br />
Annesine kizip,buharli ütünün içine isemeyi akil eden! Annesini buram buram çis kokulariyla isyerine yollayan! Annesi; ancak arkadaslari ''acayip kokuyorsun'' dediginde isi çözen anneye ve cocuguna,<br />
------------ --------- --------- --------- -------<br />
Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canim sikilmasin diye televizyon seyreden kisiye<br />
------------ --------- --------- --------- --------- --<br />
Ailecek televizyon izlerken üst komsu küçük oglunu göndermis. Çocuk anneme ''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsinlar da, biz de dinleyelim'' Biz de kirmadik, açtik. Ailecek çok iyi niyetli oldugumuzdan, televizyonlari bozuk sandik. Yüksek sesten dolayi bize laf soktuklarini anlamamiz çocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye,<br />
------------ --------- --------- --------- --------- --<br />
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ögretmenimiz Aids' in açilimini yapiyor: (A)llaha (I)syaneden (D)eyyuslarin (S)onu... diyen hocaya...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Delhi Türk Sultanlığı (1206-1413)]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16052</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 01:10:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16052</guid>
			<description><![CDATA[Hindistan&#8217;daki, Müslüman Gurlu Devletinin komutanlarından Kutbeddin Aybeg tarafından Delhi&#8217;de kurulan Türk devleti. Bu devlete; Mu&#8217;izzîler, Halacîler, Tuğluklar ve Seyyîdler olmak üzere dört Türk sülâlesi, birbiri arkasından hâkim oldular.İslâmiyet, Aşağı İndüs vâdisine ilk olarak Emevîler devrinde girmişti. Sonraları Hindistan içlerine, Müslüman askerî kuvvetlerini ilk getiren Gazneli hükümdarlarıydı. Gazneliler, Pencab bölgesini ele geçirerek, burayı Hindistan&#8217;daki daimî merkezleri yaptılar. İktidarlarının sonuna doğru ise, Lahor merkez olmuştu. Gaznelilerin yerini alan Gurlular için Pencab, Hindistan&#8217;ın fethi için önemli bir merkezdi. Gurlu Hânedânından, 1173 senesinden sonra Gazne&#8217;de hükümdar olan Şehâbüddîn (Mu&#8217;izzüddîn) Muhammed, Ganj Ovasında hakimiyetini genişletti. Muînüddîn Çeştî hazretlerinden aldığı işaretle, Ecmir&#8217;i fethetti. Emrindeki Türk asıllı kumandanlardan Kutbeddin Aybeg&#8217;i, bütün Hindistan&#8217;ın fethiyle vazifelendirdi. Hindistan&#8217;da İslâmiyet&#8217;in yayılmasında önemli rol oynayan Muizzüddîn, 1206 senesinde ölünce, Lahor&#8217;a giden Kutbeddin Aybeg, sultanlık teklifini kabul etti. Kuzey Hindistan&#8217;a hakim olup, Delhi Türk Devletinin temelini attı. Ölen Muizzüddîn Muhammed&#8217;in kardeşi ve Batı Gurluların Sultanı Gıyâseddîn Mahmud, bu durumu kabul edip Kutbeddin&#8217;e, Melik unvanını verdi. Bu sırada Sultan Muizzüddîn&#8217;in komutanlarından Taceddîn Yıldız, Gazne&#8217;de hüküm sürmekteydi. Aybeg, onu yenerek Gazne&#8217;ye girdiyse de, kırk gün kalabildi. Daha sonra Taceddin Yıldız&#8217;ın baskısı üzerine, Hindistan&#8217;a çekildi. Orada İslâmiyet&#8217;in yayılması için çalıştı. Fethettiği yerleri cami ve medreselerle süsleyip, mümtaz ilim sahipleriyle şenlendirdi. Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaşlar bağlattı. Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mani oldu. Hak ve adaleti hakim kıldı.<br />
 Kutbeddin Aybeg, 1210 senesinde vefat edince, yerine damadı Şemseddin İltutmuş geçti. İltutmuş, öncelikle, diğer bölgelerde bağımsızlıklarını ilan eden komutanları da hakimiyeti altına aldı ve Hindistan&#8217;da Türk İslâm hakimiyetini yeniden kurarak, sağlamlaştırdı.<br />
 Daha sonra başarılı seferler düzenleyerek, hakimiyet bölgesini genişletti. Vindhya Dağlarının kuzeyinde kalan bütün Hindistan&#8217;ı ele geçirdi. Abbasî Halîfesi Muntasır-billah tarafından tanınan, Hindistan&#8217;ın ilk Müslüman Türk sultanı oldu. Nâsır ve Emîr-ül-Mü&#8217;minîn lakabını aldı. Bir ara İsmailîler, onu öldürmeyi ve devleti ele geçirmeyi planladılarsa da, muvaffak olamadılar. Delhi sultanlarının en büyüklerinden olan İltutmuş, büyük İslâm âlimi Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî&#8217;nin talebelerindendi. İslâmiyet&#8217;in Hindistan&#8217;da yayılması için, çok gayret gösterdi. Ülkede, birlik ve düzeni sağladı.<br />
 1236 senesinde Karakarlara karşı çıktığı seferde hastalanan İltutmuş, Mayıs ayında vefat etti. Ölümünden sonra kızı Râziye Begüm Sultan başa geçtiyse de, ileri gelen devlet adamlarının muhalefeti üzerine, tahtı terk etmek zorunda kaldı. İç karışıklıklar, devleti yıkılmanın eşiğine getirdi. Nitekim Moğollar; Sind, Mültan ve Batı Pencab&#8217;a girdiler. 1241 senesinde Lahor&#8217;u yağmaladılar. Kırklar diye bilinen komutanlar arasında, kıskançlık yüzünden parçalanmalar baş gösterdi. Guwalyar ve Rantambor bölgeleri, devletin elinden çıktı. Do&#8217;ab&#8217;daki Hindli yol kesiciler yüzünden, Bengal ile haberleşme tamamen kesildi.<br />
 Bu sırada, İltutmuş&#8217;un memlûklarından (köle) biri olan ve soyca Kıpçak Türklerine dayanan Balaban, devlet içinde büyük bir nüfuz kazanmıştı. Balaban, süratle harekete geçerek, muhtelif bölgelerde isyanları bastırdı. Hind kabilelerini, racaları ve bazı emîrleri cezalandırdı. 1247 senesinde, Kâlinca ile Kemâ arasındaki bölgeyi ele geçirdi. 1255 senesinde Kutlug Hanın isyanını bastırdı. 1257 senesinde tekrar Hindistan&#8217;a giren Moğollara karşı, büyük bir ordu hazırladı. Moğolların geri çekilmelerini fırsat bilerek, birlikleri ile orduya katılmayan bazı vali ve beylerin üzerine yürüdü. Bunları sindirdi ve bir çoğunu affetti. Sultan Nâsıreddîn Mahmud Şahın 1266 yılında ölümü üzerine, iktidarın gerçek hakimi olan Balaban, Gıyâseddin lakabıyla tahta çıktı.<br />
 Tahta çıkar çıkmaz, merkez ordusunu yeniden düzenledi. Âsâyişi bozan Hinduları ve Delhi civarındaki haydutları şiddetle cezalandırdı. Balaban, idaresi altında büyük bir ordu bulunmasına rağmen, sultanlığın kaybettiği toprakları geri almak için, fazla bir gayret göstermedi. Tek düşüncesi, hudutları tehdit eden Moğollara karşı hazırlıklı olmaktı. Bu gayeyle Sind ve Batı Pencab&#8217;ın idarî durumunu yeniden düzenledi. Bölgeye önce Şir Hanı, ölümünden sonra oğlu Muhammed Hanı vali tayin etti. Diğer oğlu Mahmud Buğra Han ise, bir orduyla kuzeyde bulunuyordu. 1279 senesinde Moğollar, Pencab&#8217;a saldırdılar. Delhi Sultanlığı topraklarında epeyce ilerleyerek, Sütlüce Irmağını aştılar, fakat bozguna uğratıldılar.<br />
 Moğol saldırısını fırsat bilen Bengal Valisi Tuğrul Han, ayaklanarak bağımsızlığını ilan etti. Balaban, Moğolları yendikten sonra, kuzeyde bulunan oğlu Buğra Hanın ordusunu da yanına alarak, Bengal üzerine yürüdü. Tuğrul Han, hazinesini ve fillerini alarak, Orissa ormanlarına sığındı ise de, ele geçirilerek öldürüldü. Bengal valiliğine oğlu Mahmud Buğra Hanı tayin etti. Balaban&#8217;ın 1287 yılında vefatından sonra başa geçen Muizzüddîn Keykubâd&#8217;ın başarısız idaresi, yerine geçen oğlu Keyûmers&#8217;in de küçük yaşta olması üzerine, Halaçların Reisi Firuz Şah, rakiplerini yenerek, Celâleddin lakabı ile, Delhi Sultanlığının başına geçti. Celâleddin Firuz Şahın, 1290 senesinde Delhi Sultanlığı tahtına geçmesinden sonra, idare, Halacîler sülâlesine geçti.<br />
 Delhi Sultanlığına hakim olan Halaç ailesi, eski bir Türk kabilesi olan ve kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte Türkistan&#8217;dan göç edip, doğu Afganistan ile Hindistan&#8217;ın kuzey hudutlarına yerleşen Halaç Türklerine mensupturlar.<br />
 Firuz Şah&#8217;ın, tahta çıktıktan sonra, Hintli Prenslere karşı seferleri, müspet sonuçlar vermedi. Onun asıl isteği, Moğollardan uzak kalmaktı. 1291-92 senesinde, Moğol ordusunun büyük bir istilâ teşebbüsü, başarıyla önlendi ve Moğolların çoğu esir edildi. Bu esirlerin büyük bir kısmı, Müslüman olarak, Delhi Türk Sultanlığının hizmetine girdiler. Aynı sene içinde Mandor ve Ucceyn&#8217;e seferler düzenlendi. Bu arada, Karâ valisi ve damadı Alâeddin Muhammed, hükümdardan izin almadan Devagir üzerine sefere çıktı. 1294 senesinde, sekiz bin kişilik bir süvari birliğiyle yola çıkan Alâeddin, Vindhyalar Dağlarını geçerek zor şartlar altında iki ay süren bir yolculuktan sonra, Devagir&#8217;e vardı ve şehri kısa sürede ele geçirdi. Alâeddin, aldığı büyük ganimetlerle ülkesine döndü. Firuz Şâh, bu galibiyete çok sevindi. Yeğenini tebrik ve teftiş için Karâ&#8217;ya gitti. 1296 yılında çıktığı bu yolculuğu esnasında vefat etti. Yerine Alâeddin Muhammed Halacî geçti.<br />
 Alâeddin Muhammed, uzun seneler, Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı. 1299 senesinde Kutlug Hoca&#8217;nın kumandasında 200.000 kişilik bir Moğol ordusu, Delhi önlerine kadar geldi. Alâeddin, Moğollara karşı ordusunun az olmasına rağmen, kahramanca savaştı ve Moğolları bozguna uğrattı. İç işlerini düzelten Alâeddin Muhammed, 1302 senesinde, fetihler yapmak için sefere çıktı. Racistan&#8217;da, ünlü Çitor Kalesini kuşatarak aldı. Fakat ordu bu seferden yorgun ve çok kayıp vermiş olarak döndü. Ayrıca Telingan Devleti üzerine gönderdiği ordu da, başarı elde edemeden ve yorgun döndü.<br />
 1305 senesinde Amroha ve 1306 yılında Ravi yakınlarında, Moğollar bozguna uğratıldı. Bu mücadeleler sırasında, Dipâlpur eyaleti hudutları, Melik Gazi Tuğluk&#8217;un idaresine verildi. Melik Gazi&#8217;nin her sene düzenlediği seferlerden dolayı da, Moğol tehlikesi kalktı.<br />
 Kuzey Hindistan&#8217;ın hemen hemen tamamına hakim olan Alâeddin, 1308 senesinde Melik Kâfur&#8217;u güney seferine gönderdi. Melik Kâfur, önce Varangel&#8217;i 1310 senesinde de Madura ve Duâramudra&#8217;yı ele geçirdi. Böylece sultanlığın güney sınırları, deniz sahiline kadar dayandı.<br />
 Sultan Alâeddin, hiç tahsil görmediği halde, şahsî kabiliyet ve tecrübeleri ile devlet topraklarını genişletti. Birçok idarî yenilik yaptı. Müslümanların refah ve huzur içinde yaşamalarını sağlamaya çalıştı. Sultan Alâeddin 1316 senesinde ölünce, Melik Kâfur, Veliahd Hızır Hanın yerine henüz 5-6 yaşındaki Şihâbüddîn Ömer&#8217;i tahta çıkardı. Buna karşı çıkan Alâeddin&#8217;in üçüncü oğlu Mübârek Han, Melik Kâfur&#8217;u öldürttü. 1316 senesi Nisan ayında kardeşini de hapse attırarak, Kutbeddin lakabı ile tahta çıktı. Mübârek Han, babasının bazı kanunlarını yürürlükten kaldırdı. Gucerât ve 1318 senesinde Devagir&#8217;deki isyanları bastırdı. Ancak, bir Hindu dönmesi ve kölesi olan Hüsrev Han tarafından 1320 senesi Nisan ayında öldürüldü. Hüsrev Han, tahta geçti.<br />
 Hüsrev Han, tahta geçtiği zaman Pencap&#8217;ta hudut bölgeleri kumandanı olan Gazi Melik Tuğluk isyan etti. Oğlu Fahreddin Cavna&#8217;nın da teşvikiyle Delhi üzerine yürüdü. Delhi önlerinde yapılan savaşı, Gazi Melik Tuğluk kazandı. Hüsrev Han, yakalanarak idam edildi. Gazi Melik de, 1320 senesi Eylül ayının altısında, Delhi Sultanlığı tahtına çıktı. Bu tarihten itibaren Delhi Sultanlığında, Tuğluklar devri başladı.<br />
 Babası Türk, annesi Hindli olan Gazi Gıyâseddin Melik Tuğluk, tahta geçtikten bir hafta gibi kısa bir zaman zarfında, sükûneti sağladı. Tuğluk-âbâd adı ile yeni bir şehir kurdu ve burasını hükümet merkezi yaptı. Dekken&#8217;deki Varangel Racası isyan edince, Uluğ Han unvanı alan oğlu Cavna Hanı, o bölgeye gönderdi. Bu sefer, başarısızlıkla neticelendi. 1323 senesinde, tekrar Dekken üzerine gönderildi. O da Bidâr&#8217;ı fethettikten sonra Varangel&#8217;e doğru ilerleyerek burayı da ele geçirdi. Bu tarihten itibaren Varangel, Sultanpür olarak adlandırıldı. Cavna Han, bölgede son olarak Telingâna&#8217;yı fethetti. Burası, ilk defa doğrudan doğruya Müslümanların idaresine girdi.<br />
 1325&#8217;te Tuğluk Hanın ölümü üzerine oğlu Cavna Han, Muhammed Şah lakabı ile tahta geçti. Muhammed bin Tuğluk, bazı idarî ve askerî tedbirler aldı. Güneydeki fetihler sebebiyle, bölgede yeni bir saltanat merkezi yapılmasına ihtiyaç duyarak, 1327 senesinde Devagir&#8217;i yeniden inşa ettirdi. Devletâbâd adını verdiği bu şehri, hükümet merkezi yaptı. Hükümet memurları, âlimler ve halktan pek çok kişi buraya yerleşti. Muhammed Han, gönüllü göçün az olması yüzünden, halkı Devletâbâd&#8217;a göç etmeye zorladı. Bu duruma kızan halk, arazilerini terk ederek hırsızlığa başladı. Sultanın, bunlar üzerine bir birlik göndermesi, arazide ziraat yapılmasını zorlaştırdı ve Delhi&#8217;de kıtlık baş gösterdi.<br />
 Muhammed Han devri, bundan sonra, daimî olarak isyanlarla geçti. 1335 senesinde, Ma&#8217;ber Valisi Seyyid Celâleddin Madura, bağımsızlığını ilan etti. Sultan bu valinin üzerine yürüdü ise de, bir netice elde edemedi. Böylece Ma&#8217;ber, Delhi Sultanlığının idaresinden çıktı.<br />
 Bengal Valisi Behram Han&#8217;ın, 1338 senesinde ölümünden sonra, sultanlığa bağlı Doğu Bengal eyaleti, istiklalini ilan etti. Aradan bir sene geçmeden Ali Şah Kar adında bir kumandan, isyan etti, fakat isyan, anında bastırıldı. Arkasından Avadh Valisi Ayn-el-Mülk ayaklandı. Sultan, bütün güçlüklere rağmen bu isyanı da bastırdı. Ayn-el-Mülk yakalanarak hapsedildi ise de, bir süre sonra af edilerek tekrar Avadh valiliğine getirildi.<br />
 1343 senesinde, Pencab eyaletindeki Sunâm, Samânâ, Kaythal ve Guhrâm&#8217;da isyanlar çıktı. Ancak, bu isyanlar şiddetli bir şekilde bastırıldı. Muhammed Tuğluk, yine bir isyanı bastırmak üzere Sind Seferine çıktığı zaman Tahattha yakınlarında hastalanarak, 1351 senesi Martında öldü. Muhammed Tuğluk&#8217;un ölümü sırasında Hindistan&#8217;da, üçü ayaklanmalardan ortaya çıkma, beş tane bağımsız Müslüman Türk devleti vardı.<br />
 Başsız ve güçsüz durumda kalan ordunun ileri gelen kumandanları ve devlet adamlarının ısrarıyla, ölen sultanın yeğeni Firuz Şah, sultanlığı istememesine rağmen, tahta çıkarıldı.<br />
 Firuz Şah, tahta geçtikten sonra, devleti kuvvetlendirmek için seferlere çıktı. Bengal bölgesinin hakimi İlyas, 1345 senesinde Batı Bengal&#8217;de bağımsızlığını ilan etmiş, 1352 senesinde ise Doğu Bengal&#8217;i ele geçirmişti. Firuz Şah, önce İlyas&#8217;ın üzerine yürüdü ve onu İkdala Kalesine çekilmeye mecbur bıraktı. Firuz Şah, bu seferden sonra Orissa üzerine yürüyerek burayı ele geçirdi. Orissa Racası barış yapmak istedi. Senelik yirmi fil vergi vermek üzere barış yapıldı.<br />
 Firuz Şah, 1367 senesinde doksan bin süvarî, 480 fil ve çok sayıda piyadeden meydana gelen ordusu ile, Thattha üzerine sefer düzenledi. Çok büyük sıkıntıların çekildiği bu sefer sonunda, Sind Câmlarının hükümdarı Câm Mâli&#8217;nin, senede 400.000 Hind parası vermesi şartıyla anlaştılar.<br />
 Firuz Şah, 1388 senesi Eylül ayında, seksen üç yaşındayken öldü. Her işinde âlimlere danışan Firuz Şah, ülke topraklarını genişletmek için, büyük seferlere çıkmaktan ziyade iç işleri ile uğraşmayı tercih etti. İşlerinde en büyük desteği hocası Celâleddin Hindî&#8217;den görmekteydi. Vergileri koyup kaldırmakta, dinin hükümlerine çok dikkat ederdi. Dine uymayan her türlü vergiyi kaldırdı. Devlet geliri, azalacağı yerde daha da arttı. Devlet idaresinde yaptığı düzenlemeler, malî ve iktisadi alanlarda, büyük bir gelişmeye sebep oldu. Müslüman ve gayrimüslim, bütün halkın refah ve saadetine hizmet etti.<br />
 Firuz Şah&#8217;tan sonra şehzadeler arasındaki mücadeleler, onun yaptığı bütün iyi işlerin tahrip olmasına ve sultanlığın kötü duruma düşmesine sebep oldu. Bu mücadelelerden sonra, torunu Gıyâseddin Tuğluk tahta geçti. Bu tarihten Timur Han&#8217;ın 1398 senesindeki Hindistan Seferine kadar taht, altı defa el değiştirdi. Timur Han, 1398 senesi Eylül ayında, İndus Nehrini geçerek Hindistan&#8217;a girdi. Delhi Sultanı Mahmud Şah, elindeki yetersiz kuvvetlerle karşı koymaya çalıştı ise de Delhi önündeki muharebede yenildi. Delhi, Timur Hanın eline geçti. Timur Han, 1399 senesinde Türkistan&#8217;a geri dönünce, Mahmud Şah, yeniden hükümdar unvanını aldı. Fakat önce Mallû, sonra da Devlet Han Ludi&#8217;nin elinde bir kukla hükümdar olarak kaldı. Mahmud Şahın, 1413 senesinde ölmesiyle, Tuğluk Hânedânı sonra erdi.<br />
 1414 yılında Delhi&#8217;yi ele geçiren Mültan Valisi Hızır Han, ölünceye kadar, bölgeyi Timur ve Şahruh adına idâre etti. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Mübârek, bağımsızlığını ilan etti. Böylece Delhi Sultanlığının idaresi, peygamberimizin neslinden olduklarını iddiâ etmeleri yüzünden &#8220;Seyyidler&#8221; adını alan Hızır Han nesline geçti.<br />
 Mübârek Şahın saltanatı, ayaklanmalarla geçti. Mübârek Şah, 1434 senesinde nüfuzunu kırmak istediği veziri Server-ül-Mülk tarafından öldürüldü. Yerine kardeşinin oğlu Muhammed, ondan sonra da 1444&#8217;te onun oğlu Âlem Şah çıktı. Hepsinin saltanatı, kargaşalık, ayaklanma, iç ve dış harplerle geçti. Bu yüzden, devlet, gittikçe zayıfladı. Son yıllarda devlet işleri, Pencab&#8217;ın büyük bir kısmına hakim olan Behlül Han Ludî adında bir Afgan beyinin eline geçti. 1451 senesinde, Behlül&#8217;ün baskısına dayanamayan Âlem Şah, tahtı ona bırakarak Badaun&#8217;da yerleşti. Böylece Delhi Türk Sultanlığı sona erdi ve hükümdarlık Afgan asıllı Lûdîlerin eline geçti.<br />
 Delhi Türk Sultanlığının idarî teşkilâtı, genelde Türk İslâm devletlerinin teşkilâtına dayanmaktaydı. Saray teşkilâtının başında Vekil-i Dâr bulunurdu. Ondan sonra idaresinde hâciblerin görev yaptığı Emir Hâcib veya Bâr Bey denilen saray görevlisi gelirdi.<br />
 İdârî işlere vezir bakmaktaydı. Dinî işler ise, Sadr-üs-Sudûr denilen görevlinin idaresindeydi. Bu zat, aynı zamanda sultanlık baş kadısı Kâdı-i Memâlik görevini de yapardı.<br />
 Delhi Türk Sultanlığı, süvarî kuvvetlerinin büyük rol oynadığı, düzenli bir orduya sahipti. Askerler, önce, iktalardan faydalanırlardı. Daha sonra maaş almaya başladılar. Orduda fillerin önemli bir yeri vardı. Fillerin üzerinde okçular bulunurdu. Ayrıca, bunlardan düşman saflarını yarmak ve maneviyatlarını bozmak için faydalanılırdı. Ordunun piyade sınıfının çoğunu Hindular meydana getirirdi. Hassa askerleri dışında, piyadeler geçici olarak orduya alınırdı.<br />
 Birçok âlim, şair, yazar ve sanatkârı himayelerine alan Delhi Sultanları, kültür ve sanatın gelişmesine büyük hizmet ettiler. Balaban devri, ilim ve sanat bakımından önemlidir. Onun devrinde Ferîdeddîn Mes&#8217;ûd, Sadreddîn bin Behâeddîn Zekeriyyâ, Bedreddîn Ganevî gibi İslâm âlimleri, Hamîdeddîn, Bedreddîn Dımeşkî, Hüsâmeddîn gibi tıp âlimleri yetişti. Büyük âlim Emir Hüsrev Dehlevî, Delhi Sultanlarından himaye gördü. Hüsrev Dehlevî, Hindistan&#8217;da şiirlerini Farsça yazan şairlerin en büyüğüdür. Şairliği yanı sıra, tarihî eserler de yazmıştır. Delhi sarayında yaşayan şairlerden birisi de Hüsrev Dehlevî&#8217;nin yakın arkadaşı Necmeddîn Hasan Sencerî idi. Bu iki zatın yakın dostu tarihçi Ziyâeddîn Bernî, 1357 senesine kadar Delhi Sultanlığının tarihini anlatan Tarih-i Firuz Şah adlı eserin yazarıdır. Nizâmüddîn Evliyâ, Ferîdüddîn Genc-i Şeker ve Şeyh Nureddin, Celâleddin Hindî gibi büyük tasavvuf âlimleri, Delhi Türk Sultanlığı zamanında yaşamış, Hindistan&#8217;ın meşhur ve büyük velîleridir.<br />
 Delhi Sultanları, geniş imar faaliyetlerinde bulundular. Günümüze kadar ulaşan birçok eserler yaptılar. Ayrıca yeni şehirler inşa ettiler. Yaptıkları eserlerin büyük kısmı Delhi&#8217;dedir. Kutbeddîn Aybeg&#8217;in yaptırmaya başladığı 79 metre yüksekliğindeki Kutb Minâr ismi ile meşhur minare, daha sonra bitirilmiştir. Aybeg, ayrıca Cayna mabetleri enkazını kullanarak Kıdvet-il-İslâm adlı camiyi inşa ettirdi.<br />
 Halacî Hânedânlığı zamanında, Hindistan&#8217;daki Müslüman mimarisi, Selçuk mimârisi teknik ve üslubunun etkisinde gelişti. Alâeddin Halacî zamanında Kıdvet-il-İslâm Camiinin yanında yapılan medrese, bunlardan biridir.<br />
 Tuğluklarda Firuz Şah, birçok imar faaliyetlerinde bulundu. Ayrıca, eski eserlerin tamir ve ihyasına büyük önem verdi. Hisar ve Cavnpûr gibi birçok meşhur şehir kurdu ve tamir ettirdi. Ayrıca Firuzâbâd adıyla Delhi yakınlarında, yeni bir başkent inşa ettirdi. Buranın güneyinde Havz-ı Hassı denilen büyük havuzun kenarında bir medrese yaptırdı. Bunlardan başka; 50 sulama bendi, 40 cami, 30 medrese, 20 hânkâh, 100 kervansaray ve han, 5 dârüşşifâ, 100 türbe ve mezar, 10 hamam, 150 sulama işlerinde de kullanılabilecek kuyu ve su biriktirmeye mahsus havuz, 100 köprü yaptırmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hindistan&#8217;daki, Müslüman Gurlu Devletinin komutanlarından Kutbeddin Aybeg tarafından Delhi&#8217;de kurulan Türk devleti. Bu devlete; Mu&#8217;izzîler, Halacîler, Tuğluklar ve Seyyîdler olmak üzere dört Türk sülâlesi, birbiri arkasından hâkim oldular.İslâmiyet, Aşağı İndüs vâdisine ilk olarak Emevîler devrinde girmişti. Sonraları Hindistan içlerine, Müslüman askerî kuvvetlerini ilk getiren Gazneli hükümdarlarıydı. Gazneliler, Pencab bölgesini ele geçirerek, burayı Hindistan&#8217;daki daimî merkezleri yaptılar. İktidarlarının sonuna doğru ise, Lahor merkez olmuştu. Gaznelilerin yerini alan Gurlular için Pencab, Hindistan&#8217;ın fethi için önemli bir merkezdi. Gurlu Hânedânından, 1173 senesinden sonra Gazne&#8217;de hükümdar olan Şehâbüddîn (Mu&#8217;izzüddîn) Muhammed, Ganj Ovasında hakimiyetini genişletti. Muînüddîn Çeştî hazretlerinden aldığı işaretle, Ecmir&#8217;i fethetti. Emrindeki Türk asıllı kumandanlardan Kutbeddin Aybeg&#8217;i, bütün Hindistan&#8217;ın fethiyle vazifelendirdi. Hindistan&#8217;da İslâmiyet&#8217;in yayılmasında önemli rol oynayan Muizzüddîn, 1206 senesinde ölünce, Lahor&#8217;a giden Kutbeddin Aybeg, sultanlık teklifini kabul etti. Kuzey Hindistan&#8217;a hakim olup, Delhi Türk Devletinin temelini attı. Ölen Muizzüddîn Muhammed&#8217;in kardeşi ve Batı Gurluların Sultanı Gıyâseddîn Mahmud, bu durumu kabul edip Kutbeddin&#8217;e, Melik unvanını verdi. Bu sırada Sultan Muizzüddîn&#8217;in komutanlarından Taceddîn Yıldız, Gazne&#8217;de hüküm sürmekteydi. Aybeg, onu yenerek Gazne&#8217;ye girdiyse de, kırk gün kalabildi. Daha sonra Taceddin Yıldız&#8217;ın baskısı üzerine, Hindistan&#8217;a çekildi. Orada İslâmiyet&#8217;in yayılması için çalıştı. Fethettiği yerleri cami ve medreselerle süsleyip, mümtaz ilim sahipleriyle şenlendirdi. Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaşlar bağlattı. Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mani oldu. Hak ve adaleti hakim kıldı.<br />
 Kutbeddin Aybeg, 1210 senesinde vefat edince, yerine damadı Şemseddin İltutmuş geçti. İltutmuş, öncelikle, diğer bölgelerde bağımsızlıklarını ilan eden komutanları da hakimiyeti altına aldı ve Hindistan&#8217;da Türk İslâm hakimiyetini yeniden kurarak, sağlamlaştırdı.<br />
 Daha sonra başarılı seferler düzenleyerek, hakimiyet bölgesini genişletti. Vindhya Dağlarının kuzeyinde kalan bütün Hindistan&#8217;ı ele geçirdi. Abbasî Halîfesi Muntasır-billah tarafından tanınan, Hindistan&#8217;ın ilk Müslüman Türk sultanı oldu. Nâsır ve Emîr-ül-Mü&#8217;minîn lakabını aldı. Bir ara İsmailîler, onu öldürmeyi ve devleti ele geçirmeyi planladılarsa da, muvaffak olamadılar. Delhi sultanlarının en büyüklerinden olan İltutmuş, büyük İslâm âlimi Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî&#8217;nin talebelerindendi. İslâmiyet&#8217;in Hindistan&#8217;da yayılması için, çok gayret gösterdi. Ülkede, birlik ve düzeni sağladı.<br />
 1236 senesinde Karakarlara karşı çıktığı seferde hastalanan İltutmuş, Mayıs ayında vefat etti. Ölümünden sonra kızı Râziye Begüm Sultan başa geçtiyse de, ileri gelen devlet adamlarının muhalefeti üzerine, tahtı terk etmek zorunda kaldı. İç karışıklıklar, devleti yıkılmanın eşiğine getirdi. Nitekim Moğollar; Sind, Mültan ve Batı Pencab&#8217;a girdiler. 1241 senesinde Lahor&#8217;u yağmaladılar. Kırklar diye bilinen komutanlar arasında, kıskançlık yüzünden parçalanmalar baş gösterdi. Guwalyar ve Rantambor bölgeleri, devletin elinden çıktı. Do&#8217;ab&#8217;daki Hindli yol kesiciler yüzünden, Bengal ile haberleşme tamamen kesildi.<br />
 Bu sırada, İltutmuş&#8217;un memlûklarından (köle) biri olan ve soyca Kıpçak Türklerine dayanan Balaban, devlet içinde büyük bir nüfuz kazanmıştı. Balaban, süratle harekete geçerek, muhtelif bölgelerde isyanları bastırdı. Hind kabilelerini, racaları ve bazı emîrleri cezalandırdı. 1247 senesinde, Kâlinca ile Kemâ arasındaki bölgeyi ele geçirdi. 1255 senesinde Kutlug Hanın isyanını bastırdı. 1257 senesinde tekrar Hindistan&#8217;a giren Moğollara karşı, büyük bir ordu hazırladı. Moğolların geri çekilmelerini fırsat bilerek, birlikleri ile orduya katılmayan bazı vali ve beylerin üzerine yürüdü. Bunları sindirdi ve bir çoğunu affetti. Sultan Nâsıreddîn Mahmud Şahın 1266 yılında ölümü üzerine, iktidarın gerçek hakimi olan Balaban, Gıyâseddin lakabıyla tahta çıktı.<br />
 Tahta çıkar çıkmaz, merkez ordusunu yeniden düzenledi. Âsâyişi bozan Hinduları ve Delhi civarındaki haydutları şiddetle cezalandırdı. Balaban, idaresi altında büyük bir ordu bulunmasına rağmen, sultanlığın kaybettiği toprakları geri almak için, fazla bir gayret göstermedi. Tek düşüncesi, hudutları tehdit eden Moğollara karşı hazırlıklı olmaktı. Bu gayeyle Sind ve Batı Pencab&#8217;ın idarî durumunu yeniden düzenledi. Bölgeye önce Şir Hanı, ölümünden sonra oğlu Muhammed Hanı vali tayin etti. Diğer oğlu Mahmud Buğra Han ise, bir orduyla kuzeyde bulunuyordu. 1279 senesinde Moğollar, Pencab&#8217;a saldırdılar. Delhi Sultanlığı topraklarında epeyce ilerleyerek, Sütlüce Irmağını aştılar, fakat bozguna uğratıldılar.<br />
 Moğol saldırısını fırsat bilen Bengal Valisi Tuğrul Han, ayaklanarak bağımsızlığını ilan etti. Balaban, Moğolları yendikten sonra, kuzeyde bulunan oğlu Buğra Hanın ordusunu da yanına alarak, Bengal üzerine yürüdü. Tuğrul Han, hazinesini ve fillerini alarak, Orissa ormanlarına sığındı ise de, ele geçirilerek öldürüldü. Bengal valiliğine oğlu Mahmud Buğra Hanı tayin etti. Balaban&#8217;ın 1287 yılında vefatından sonra başa geçen Muizzüddîn Keykubâd&#8217;ın başarısız idaresi, yerine geçen oğlu Keyûmers&#8217;in de küçük yaşta olması üzerine, Halaçların Reisi Firuz Şah, rakiplerini yenerek, Celâleddin lakabı ile, Delhi Sultanlığının başına geçti. Celâleddin Firuz Şahın, 1290 senesinde Delhi Sultanlığı tahtına geçmesinden sonra, idare, Halacîler sülâlesine geçti.<br />
 Delhi Sultanlığına hakim olan Halaç ailesi, eski bir Türk kabilesi olan ve kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte Türkistan&#8217;dan göç edip, doğu Afganistan ile Hindistan&#8217;ın kuzey hudutlarına yerleşen Halaç Türklerine mensupturlar.<br />
 Firuz Şah&#8217;ın, tahta çıktıktan sonra, Hintli Prenslere karşı seferleri, müspet sonuçlar vermedi. Onun asıl isteği, Moğollardan uzak kalmaktı. 1291-92 senesinde, Moğol ordusunun büyük bir istilâ teşebbüsü, başarıyla önlendi ve Moğolların çoğu esir edildi. Bu esirlerin büyük bir kısmı, Müslüman olarak, Delhi Türk Sultanlığının hizmetine girdiler. Aynı sene içinde Mandor ve Ucceyn&#8217;e seferler düzenlendi. Bu arada, Karâ valisi ve damadı Alâeddin Muhammed, hükümdardan izin almadan Devagir üzerine sefere çıktı. 1294 senesinde, sekiz bin kişilik bir süvari birliğiyle yola çıkan Alâeddin, Vindhyalar Dağlarını geçerek zor şartlar altında iki ay süren bir yolculuktan sonra, Devagir&#8217;e vardı ve şehri kısa sürede ele geçirdi. Alâeddin, aldığı büyük ganimetlerle ülkesine döndü. Firuz Şâh, bu galibiyete çok sevindi. Yeğenini tebrik ve teftiş için Karâ&#8217;ya gitti. 1296 yılında çıktığı bu yolculuğu esnasında vefat etti. Yerine Alâeddin Muhammed Halacî geçti.<br />
 Alâeddin Muhammed, uzun seneler, Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı. 1299 senesinde Kutlug Hoca&#8217;nın kumandasında 200.000 kişilik bir Moğol ordusu, Delhi önlerine kadar geldi. Alâeddin, Moğollara karşı ordusunun az olmasına rağmen, kahramanca savaştı ve Moğolları bozguna uğrattı. İç işlerini düzelten Alâeddin Muhammed, 1302 senesinde, fetihler yapmak için sefere çıktı. Racistan&#8217;da, ünlü Çitor Kalesini kuşatarak aldı. Fakat ordu bu seferden yorgun ve çok kayıp vermiş olarak döndü. Ayrıca Telingan Devleti üzerine gönderdiği ordu da, başarı elde edemeden ve yorgun döndü.<br />
 1305 senesinde Amroha ve 1306 yılında Ravi yakınlarında, Moğollar bozguna uğratıldı. Bu mücadeleler sırasında, Dipâlpur eyaleti hudutları, Melik Gazi Tuğluk&#8217;un idaresine verildi. Melik Gazi&#8217;nin her sene düzenlediği seferlerden dolayı da, Moğol tehlikesi kalktı.<br />
 Kuzey Hindistan&#8217;ın hemen hemen tamamına hakim olan Alâeddin, 1308 senesinde Melik Kâfur&#8217;u güney seferine gönderdi. Melik Kâfur, önce Varangel&#8217;i 1310 senesinde de Madura ve Duâramudra&#8217;yı ele geçirdi. Böylece sultanlığın güney sınırları, deniz sahiline kadar dayandı.<br />
 Sultan Alâeddin, hiç tahsil görmediği halde, şahsî kabiliyet ve tecrübeleri ile devlet topraklarını genişletti. Birçok idarî yenilik yaptı. Müslümanların refah ve huzur içinde yaşamalarını sağlamaya çalıştı. Sultan Alâeddin 1316 senesinde ölünce, Melik Kâfur, Veliahd Hızır Hanın yerine henüz 5-6 yaşındaki Şihâbüddîn Ömer&#8217;i tahta çıkardı. Buna karşı çıkan Alâeddin&#8217;in üçüncü oğlu Mübârek Han, Melik Kâfur&#8217;u öldürttü. 1316 senesi Nisan ayında kardeşini de hapse attırarak, Kutbeddin lakabı ile tahta çıktı. Mübârek Han, babasının bazı kanunlarını yürürlükten kaldırdı. Gucerât ve 1318 senesinde Devagir&#8217;deki isyanları bastırdı. Ancak, bir Hindu dönmesi ve kölesi olan Hüsrev Han tarafından 1320 senesi Nisan ayında öldürüldü. Hüsrev Han, tahta geçti.<br />
 Hüsrev Han, tahta geçtiği zaman Pencap&#8217;ta hudut bölgeleri kumandanı olan Gazi Melik Tuğluk isyan etti. Oğlu Fahreddin Cavna&#8217;nın da teşvikiyle Delhi üzerine yürüdü. Delhi önlerinde yapılan savaşı, Gazi Melik Tuğluk kazandı. Hüsrev Han, yakalanarak idam edildi. Gazi Melik de, 1320 senesi Eylül ayının altısında, Delhi Sultanlığı tahtına çıktı. Bu tarihten itibaren Delhi Sultanlığında, Tuğluklar devri başladı.<br />
 Babası Türk, annesi Hindli olan Gazi Gıyâseddin Melik Tuğluk, tahta geçtikten bir hafta gibi kısa bir zaman zarfında, sükûneti sağladı. Tuğluk-âbâd adı ile yeni bir şehir kurdu ve burasını hükümet merkezi yaptı. Dekken&#8217;deki Varangel Racası isyan edince, Uluğ Han unvanı alan oğlu Cavna Hanı, o bölgeye gönderdi. Bu sefer, başarısızlıkla neticelendi. 1323 senesinde, tekrar Dekken üzerine gönderildi. O da Bidâr&#8217;ı fethettikten sonra Varangel&#8217;e doğru ilerleyerek burayı da ele geçirdi. Bu tarihten itibaren Varangel, Sultanpür olarak adlandırıldı. Cavna Han, bölgede son olarak Telingâna&#8217;yı fethetti. Burası, ilk defa doğrudan doğruya Müslümanların idaresine girdi.<br />
 1325&#8217;te Tuğluk Hanın ölümü üzerine oğlu Cavna Han, Muhammed Şah lakabı ile tahta geçti. Muhammed bin Tuğluk, bazı idarî ve askerî tedbirler aldı. Güneydeki fetihler sebebiyle, bölgede yeni bir saltanat merkezi yapılmasına ihtiyaç duyarak, 1327 senesinde Devagir&#8217;i yeniden inşa ettirdi. Devletâbâd adını verdiği bu şehri, hükümet merkezi yaptı. Hükümet memurları, âlimler ve halktan pek çok kişi buraya yerleşti. Muhammed Han, gönüllü göçün az olması yüzünden, halkı Devletâbâd&#8217;a göç etmeye zorladı. Bu duruma kızan halk, arazilerini terk ederek hırsızlığa başladı. Sultanın, bunlar üzerine bir birlik göndermesi, arazide ziraat yapılmasını zorlaştırdı ve Delhi&#8217;de kıtlık baş gösterdi.<br />
 Muhammed Han devri, bundan sonra, daimî olarak isyanlarla geçti. 1335 senesinde, Ma&#8217;ber Valisi Seyyid Celâleddin Madura, bağımsızlığını ilan etti. Sultan bu valinin üzerine yürüdü ise de, bir netice elde edemedi. Böylece Ma&#8217;ber, Delhi Sultanlığının idaresinden çıktı.<br />
 Bengal Valisi Behram Han&#8217;ın, 1338 senesinde ölümünden sonra, sultanlığa bağlı Doğu Bengal eyaleti, istiklalini ilan etti. Aradan bir sene geçmeden Ali Şah Kar adında bir kumandan, isyan etti, fakat isyan, anında bastırıldı. Arkasından Avadh Valisi Ayn-el-Mülk ayaklandı. Sultan, bütün güçlüklere rağmen bu isyanı da bastırdı. Ayn-el-Mülk yakalanarak hapsedildi ise de, bir süre sonra af edilerek tekrar Avadh valiliğine getirildi.<br />
 1343 senesinde, Pencab eyaletindeki Sunâm, Samânâ, Kaythal ve Guhrâm&#8217;da isyanlar çıktı. Ancak, bu isyanlar şiddetli bir şekilde bastırıldı. Muhammed Tuğluk, yine bir isyanı bastırmak üzere Sind Seferine çıktığı zaman Tahattha yakınlarında hastalanarak, 1351 senesi Martında öldü. Muhammed Tuğluk&#8217;un ölümü sırasında Hindistan&#8217;da, üçü ayaklanmalardan ortaya çıkma, beş tane bağımsız Müslüman Türk devleti vardı.<br />
 Başsız ve güçsüz durumda kalan ordunun ileri gelen kumandanları ve devlet adamlarının ısrarıyla, ölen sultanın yeğeni Firuz Şah, sultanlığı istememesine rağmen, tahta çıkarıldı.<br />
 Firuz Şah, tahta geçtikten sonra, devleti kuvvetlendirmek için seferlere çıktı. Bengal bölgesinin hakimi İlyas, 1345 senesinde Batı Bengal&#8217;de bağımsızlığını ilan etmiş, 1352 senesinde ise Doğu Bengal&#8217;i ele geçirmişti. Firuz Şah, önce İlyas&#8217;ın üzerine yürüdü ve onu İkdala Kalesine çekilmeye mecbur bıraktı. Firuz Şah, bu seferden sonra Orissa üzerine yürüyerek burayı ele geçirdi. Orissa Racası barış yapmak istedi. Senelik yirmi fil vergi vermek üzere barış yapıldı.<br />
 Firuz Şah, 1367 senesinde doksan bin süvarî, 480 fil ve çok sayıda piyadeden meydana gelen ordusu ile, Thattha üzerine sefer düzenledi. Çok büyük sıkıntıların çekildiği bu sefer sonunda, Sind Câmlarının hükümdarı Câm Mâli&#8217;nin, senede 400.000 Hind parası vermesi şartıyla anlaştılar.<br />
 Firuz Şah, 1388 senesi Eylül ayında, seksen üç yaşındayken öldü. Her işinde âlimlere danışan Firuz Şah, ülke topraklarını genişletmek için, büyük seferlere çıkmaktan ziyade iç işleri ile uğraşmayı tercih etti. İşlerinde en büyük desteği hocası Celâleddin Hindî&#8217;den görmekteydi. Vergileri koyup kaldırmakta, dinin hükümlerine çok dikkat ederdi. Dine uymayan her türlü vergiyi kaldırdı. Devlet geliri, azalacağı yerde daha da arttı. Devlet idaresinde yaptığı düzenlemeler, malî ve iktisadi alanlarda, büyük bir gelişmeye sebep oldu. Müslüman ve gayrimüslim, bütün halkın refah ve saadetine hizmet etti.<br />
 Firuz Şah&#8217;tan sonra şehzadeler arasındaki mücadeleler, onun yaptığı bütün iyi işlerin tahrip olmasına ve sultanlığın kötü duruma düşmesine sebep oldu. Bu mücadelelerden sonra, torunu Gıyâseddin Tuğluk tahta geçti. Bu tarihten Timur Han&#8217;ın 1398 senesindeki Hindistan Seferine kadar taht, altı defa el değiştirdi. Timur Han, 1398 senesi Eylül ayında, İndus Nehrini geçerek Hindistan&#8217;a girdi. Delhi Sultanı Mahmud Şah, elindeki yetersiz kuvvetlerle karşı koymaya çalıştı ise de Delhi önündeki muharebede yenildi. Delhi, Timur Hanın eline geçti. Timur Han, 1399 senesinde Türkistan&#8217;a geri dönünce, Mahmud Şah, yeniden hükümdar unvanını aldı. Fakat önce Mallû, sonra da Devlet Han Ludi&#8217;nin elinde bir kukla hükümdar olarak kaldı. Mahmud Şahın, 1413 senesinde ölmesiyle, Tuğluk Hânedânı sonra erdi.<br />
 1414 yılında Delhi&#8217;yi ele geçiren Mültan Valisi Hızır Han, ölünceye kadar, bölgeyi Timur ve Şahruh adına idâre etti. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Mübârek, bağımsızlığını ilan etti. Böylece Delhi Sultanlığının idaresi, peygamberimizin neslinden olduklarını iddiâ etmeleri yüzünden &#8220;Seyyidler&#8221; adını alan Hızır Han nesline geçti.<br />
 Mübârek Şahın saltanatı, ayaklanmalarla geçti. Mübârek Şah, 1434 senesinde nüfuzunu kırmak istediği veziri Server-ül-Mülk tarafından öldürüldü. Yerine kardeşinin oğlu Muhammed, ondan sonra da 1444&#8217;te onun oğlu Âlem Şah çıktı. Hepsinin saltanatı, kargaşalık, ayaklanma, iç ve dış harplerle geçti. Bu yüzden, devlet, gittikçe zayıfladı. Son yıllarda devlet işleri, Pencab&#8217;ın büyük bir kısmına hakim olan Behlül Han Ludî adında bir Afgan beyinin eline geçti. 1451 senesinde, Behlül&#8217;ün baskısına dayanamayan Âlem Şah, tahtı ona bırakarak Badaun&#8217;da yerleşti. Böylece Delhi Türk Sultanlığı sona erdi ve hükümdarlık Afgan asıllı Lûdîlerin eline geçti.<br />
 Delhi Türk Sultanlığının idarî teşkilâtı, genelde Türk İslâm devletlerinin teşkilâtına dayanmaktaydı. Saray teşkilâtının başında Vekil-i Dâr bulunurdu. Ondan sonra idaresinde hâciblerin görev yaptığı Emir Hâcib veya Bâr Bey denilen saray görevlisi gelirdi.<br />
 İdârî işlere vezir bakmaktaydı. Dinî işler ise, Sadr-üs-Sudûr denilen görevlinin idaresindeydi. Bu zat, aynı zamanda sultanlık baş kadısı Kâdı-i Memâlik görevini de yapardı.<br />
 Delhi Türk Sultanlığı, süvarî kuvvetlerinin büyük rol oynadığı, düzenli bir orduya sahipti. Askerler, önce, iktalardan faydalanırlardı. Daha sonra maaş almaya başladılar. Orduda fillerin önemli bir yeri vardı. Fillerin üzerinde okçular bulunurdu. Ayrıca, bunlardan düşman saflarını yarmak ve maneviyatlarını bozmak için faydalanılırdı. Ordunun piyade sınıfının çoğunu Hindular meydana getirirdi. Hassa askerleri dışında, piyadeler geçici olarak orduya alınırdı.<br />
 Birçok âlim, şair, yazar ve sanatkârı himayelerine alan Delhi Sultanları, kültür ve sanatın gelişmesine büyük hizmet ettiler. Balaban devri, ilim ve sanat bakımından önemlidir. Onun devrinde Ferîdeddîn Mes&#8217;ûd, Sadreddîn bin Behâeddîn Zekeriyyâ, Bedreddîn Ganevî gibi İslâm âlimleri, Hamîdeddîn, Bedreddîn Dımeşkî, Hüsâmeddîn gibi tıp âlimleri yetişti. Büyük âlim Emir Hüsrev Dehlevî, Delhi Sultanlarından himaye gördü. Hüsrev Dehlevî, Hindistan&#8217;da şiirlerini Farsça yazan şairlerin en büyüğüdür. Şairliği yanı sıra, tarihî eserler de yazmıştır. Delhi sarayında yaşayan şairlerden birisi de Hüsrev Dehlevî&#8217;nin yakın arkadaşı Necmeddîn Hasan Sencerî idi. Bu iki zatın yakın dostu tarihçi Ziyâeddîn Bernî, 1357 senesine kadar Delhi Sultanlığının tarihini anlatan Tarih-i Firuz Şah adlı eserin yazarıdır. Nizâmüddîn Evliyâ, Ferîdüddîn Genc-i Şeker ve Şeyh Nureddin, Celâleddin Hindî gibi büyük tasavvuf âlimleri, Delhi Türk Sultanlığı zamanında yaşamış, Hindistan&#8217;ın meşhur ve büyük velîleridir.<br />
 Delhi Sultanları, geniş imar faaliyetlerinde bulundular. Günümüze kadar ulaşan birçok eserler yaptılar. Ayrıca yeni şehirler inşa ettiler. Yaptıkları eserlerin büyük kısmı Delhi&#8217;dedir. Kutbeddîn Aybeg&#8217;in yaptırmaya başladığı 79 metre yüksekliğindeki Kutb Minâr ismi ile meşhur minare, daha sonra bitirilmiştir. Aybeg, ayrıca Cayna mabetleri enkazını kullanarak Kıdvet-il-İslâm adlı camiyi inşa ettirdi.<br />
 Halacî Hânedânlığı zamanında, Hindistan&#8217;daki Müslüman mimarisi, Selçuk mimârisi teknik ve üslubunun etkisinde gelişti. Alâeddin Halacî zamanında Kıdvet-il-İslâm Camiinin yanında yapılan medrese, bunlardan biridir.<br />
 Tuğluklarda Firuz Şah, birçok imar faaliyetlerinde bulundu. Ayrıca, eski eserlerin tamir ve ihyasına büyük önem verdi. Hisar ve Cavnpûr gibi birçok meşhur şehir kurdu ve tamir ettirdi. Ayrıca Firuzâbâd adıyla Delhi yakınlarında, yeni bir başkent inşa ettirdi. Buranın güneyinde Havz-ı Hassı denilen büyük havuzun kenarında bir medrese yaptırdı. Bunlardan başka; 50 sulama bendi, 40 cami, 30 medrese, 20 hânkâh, 100 kervansaray ve han, 5 dârüşşifâ, 100 türbe ve mezar, 10 hamam, 150 sulama işlerinde de kullanılabilecek kuyu ve su biriktirmeye mahsus havuz, 100 köprü yaptırmıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Memluk Devleti]]></title>
			<link>http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16053</link>
			<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 01:09:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.tryorum.com/showthread.php?tid=16053</guid>
			<description><![CDATA[1250-1517 yılları arasında, Mısır ve Suriye dolaylarında hüküm süren devlet.Memlûk, Arapça&#8217;da &#8220;köle&#8221; demektir. Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, meziyetleri sayesinde, zamanla hizmetinde bulundukları devletlerde idarî kadroyu ele geçirmişlerdir. Kendi nüfuzlarını kuvvetlendirmek maksadıyla, İslâm tarihinde ilk defa memlûk (beyaz köle) kullananlar, Abbasî halîfeleri olmuştur. Abbasî ordusundaki Türk memlûkların sayısı, kısa bir süre içerisinde 35 bine ulaştı. Bu Türk askerleri sayesinde Abbasîler, dış tehlikelere başarıyla karşı koydular. Tolunoğulları ve İhşidîler devletlerinde de önemli bir yer tutan memlûk kuvvetlerinin sayısı, bilhassa Eyyûbîler döneminde fevkalade arttı. Bu devrede memlûkların eğitimi için, iki kışla tesis edildi. Kışlalardan biri Melik Sâlih Necmeddîn tarafından Kahire&#8217;de, Nil Nehri üzerinde bulunan Ravda Adasında kurulmuştu. Burada Kıpçak Türkü olan memlûklar, eğitim görürler ve kışlaları su ortasında olduğu için &#8220;Memâlik-i Bahriye&#8221; (Deniz Köleleri) veya &#8220;Memâlik-i Türkiye&#8221; adı ile anılırlardı. İkinci kışla ise, daha sonra, bizzat Memlûk Sultânı Melik Mansur Kalavun tarafından, yine Kahire&#8217;de, Kal&#8217;atü&#8217;l-Cebel denilen kalenin burçlarında kuruldu. Burada eğitim görenler, &#8220;Memâlik-i Burciyye&#8221; adıyla anılırlardı. Bunlar, daha çok, Kafkaslardan getirilen Çerkes köleler oldukları için, &#8220;Memâlik-i Çerâkise&#8221; diye de anıldılar. Memlûk Devletini, Bahrî Memlûkları kurduğu halde, daha sonra Burcî Memlûkları, idareyi ele geçirmişlerdir.<br />
 Bahrî Memlûkları: Devlet idaresinde kademe kademe yükselen Bahrî Memlûkları, kendi aralarında anlaşıp güçlenerek, Eyyûbî Hânedânının zayıf bir anını kollamaya başladılar. Son Eyyûbî Sultanı Turan Şah, Bahrî Memlûklarına karşı tavır alınca, 1249 yılında öldürüldü. Yerine eski sultan Melik Necmeddîn Sâlih&#8217;in dul karısı Şecer-üd-Dürr Sultan ve Memlûklardan Muizzüddîn Aybek, ordu komutanı tayin edildi. Bir kaç ay sonra da Şecer-üd- Dürr, Muizzüddîn Aybek&#8217;le evlenip sultanlığı ona devretti.<br />
 Böylece, müstakil ilk Memlûk Sultanı olarak tahta geçen Aybek, Memlûklar arasında, dindarlığı, cömertliği ve görüşlerinin isabetliliği ile tanınmaktaydı. Aybek&#8217;in tahta çıktığı sırada, Irak&#8217;ta, Moğol tehlikesi baş gösterdi. Halîfe, Aybek&#8217;ten yardım istedi. Ancak bu sırada Aybek, iç isyanlarla meşguldü. Bilhassa Bahrî Memlûkları liderlerinden Aktay&#8217;ın nüfuzunu gittikçe arttırması, Aybek&#8217;i korkuttu. Bu sebeple Aybek, bir fırsatını kollayıp, Aktay&#8217;ı öldürttü. Bunun üzerine Bahrî Memlûklarının büyük kısmı, Suriye&#8217;ye kaçtı.<br />
 Aybek, iç ve dış tehlikelerin hepsini ortadan kaldırıp, düşmanlarına başarı ile karşı koyarak, bütün zorlukları yenmişken, Musul Hakimi Bedreddin Lü&#8217;lü&#8217;ün kızı ile nişanlanınca, karısı Şecer-üd-Dürr tarafından öldürtüldü. Birkaç gün sonra da Şecer-üd-Dür