İnsan içinde bulunduğu durumun farkına varamıyor. Neler yaşamakta olduğunu idrak edemiyor. Ne zaman ki eldekiler gidiyor işte o an anlıyoruz. Unutma! Ne kadar güzel bir vadide olduğunu ancak çevredeki en yüksek tepeye çıktığında anlarsın. Uzun zamandır o tepedeyim, ama baktığım vadi bana öyle uzak ki... Öylesine yeşil öylesine masalsı. İnanamayacağım derecede imkansız, olursuz, geri dönüşü olmayan. Sanki az önce o vadide yaşayan ben değildim. O yeşillik sanki bir tablo, çimlere uzanmış yüzüme gülümseyen o kız sanki bir şiir. Elleri yanına açılmış sanki uzansam tutacağım yeniden. Sanki uzansam....
Ama ben hiç tutmadım ki o elleri.
İki hafta önce Çeşmeye tatile gittim. Niyetim onbeş gün boyunca ortalıktan kaybolmak, Çeşme Bodrum Antalyadaki arkadaşlarımla vakit geçirmekti. Tek başıma gittim. Ilıcalar'da tarihi bir otel buldum, zamanında Atatürk bile kalmış. Odasını gösterdiler. Birkaç yıl önce restore edilmiş. Harika bir plajı vardı. Sabahları tüm gün deniz kenarında "Budala" mı okudum. Akşamları barlarda insanlarla tanışıp içerek geçirdim. Ama tatilin dördüncü günü dönmeye karar verdim. Kitabımı bitirip döndüm evime. Avşa'dan sonra ilk kez tatile çıkmıştım , belki deniz kum bira iyi gelir diyerek atıldığım tatil heveslerimin karşılığını itina ile iç ettim.
Neyse kısaca son iki üç haftadır iş başındayım. İnsanlara gülücükler saçıyorum. Bu arada dikkatimi kendimden alıp çevreme verdiğimde fark ettim ki insanlar ne çok şeyi kendilerine dert ediniyorlar. Herkesin sıkıntıları sorunları ağlamak için sebepleri, hayata küsmek için gerekçeleri var. Onları dinlemeye başladım, dışarıdan bakınca benim için çok basit ve hemen halledilmesi gereken konuları kendilerine nasıl da sıkıntı yaptıklarını gördüm. Ve toplumsal görev aşkım beni göreve çağırdı, bir kahraman edasıyla pelerinimi giydim, ihtiyacı olanlara yani herkese yardım etmeye karar verdim.
Bu maceramın birkaç örneğini sizlerle de paylaşmak isterim:
Örneğin patronum bir işçi ile ilgili sıkıntısının olduğunu söyledi -ki bahsi geçen kişi çocuk yaşından beri bu firmada çalışıyormuş- bu kişinin hız ve performansının dikkat çekecek derecede olduğunu ve ne yapması gerektiğini sordu. Çözüm ortağı olan ben konuya çok fazla kafa yorduğunu adamın tazminatı verip göndermesinin en akıllı yol olduğunu söyledim. Sonuç; iki saaten kısa sürede belgeler tamamlandı ve işçimiz kapı önüne kondu.
Bir başka örnekte bankacı bir arkadaşım yeni nişanlandığı kızla sorunlar yaşadığını, evlenme tarihi yaklaştıkça kızın ailesinden yana ağırlığını koymaya başladığını söyledi. Aslında bunun evlenme aşamasındaki tüm kızlarda olduğunu ama yine de kendisinin sıkılmaya başladığını söyledi. Evet, doğru bildiniz çözüm yanıbaşındaydı. Kendisine bekarlın sultanlık olduğu hakkında uzun ve detaylı bir brifing verdim. Birkaç gün sonra yanına gittiğimde ayrıldıklarını, kendisine ev aradığını, ailesinin yanından ayrılıp benim gibi yaşamak için karar aldığını söyledi.
Ah! Neredeyse unutuyordum. Şunu da ekleyeyim. Dün gece saat iki suları komşum olan bekar erkek Et. geldi. Heyecanlıydı, elinde telefon kapıdan beni itip salona daldı. Sinirliydi. Şu aralar beraber olduğu kızın az önce kendisini aradığını uzun bir konuşma yaptıklarını ve ardından kızın tekrar arayıp bir kutu hap içerek intahara kalkıştığını söyledi. İnanıp İnanmamaya karar veremiyordu, sebebi şu ki kız ocak ayında da bilekelrini keserek intihara kalkışmışmış. Tabi bunlar o zaman birlikte değillerdi. Neyse; Bizimkisi bu panik halindeyken ne yapması gerektiğine dair benim fikirlerimi merak ederken kaçınılmaz öğüdümün gelmesi gecikmedi. "-Abi git yat, sabaha bi ararsın baktın ki telefonu açtı basarsın küfürü suratına "-ulan sen benimle dalga mı geçiyorsun" diye, yok telefonu açmadı, n apalım Allah taksiratını af eylesin.
Sabah aradım Et.i ne oldu diye. Gitmiş kızı evine getirmiş. Kız oldukça fazla boşaltmış. yani gerçekten yutmuş hapları anlayacağınız. Şimdi iyiymiş. Ben elbette sözüm dinlenmediği için kızgın; "-Ulan o kız evinde, senin yatağında ölse kalsa nasıl ayıtlayacaksın taşları? bırak nerede düşerse orada kalsın. Çabuk kurtul bu hastadan." dedim. İyi söylemiş miyim?