Birine sonsuza kadar güvenmek... Onu sonsuza kadar sevmek... Bağlanmak, istemek, hayal etmek... Bunlar denemeniz gereken şeylerdi... Uçmak değil, konabilmek önemli...
Bir insanın içinde hiç mi samimi duygu kalmaz?.. Kalmadı işte... Bunu kabullenmek kolay değil. Ama zorundayım. Yani kirlendim. Tecavüze uğradım... Ruhumu bağlayıp sabahlara kadar ırzıma geçtiniz... Ruhumu kirlettiniz...
Son bir aydır, bir tane düzgün rüya görmedim. Hepsi kabus, hepsi rezil... Binlerce insan görüyorum ama hiçbiri kendisi değil. Bu hayat... Bu hayat, gerçekten ciddi değil... Sahtekar bir köşe yazarı olsam gazetelerde, derdim ki, mutluluk içimizdedir. Değil işte, değil... İçimizde bir bok yok... Ben buradayım işte ve içim sadece pislik dolu, mutluluk değil...
Şunu anladım ki, bir insanın başka bir insana aşık olması çok saçma ve gereksiz bir şeydir... Beni kimse yönetememeli... Eğer kendimi bir kadına teslim ediyorsam aptalımdır. Ben özgür olmalıyım... Bir kızın beni mutsuz etmesi nasıl bir olaydır?.. İpler nasıl onun eline geçmiştir?.. Kim vermiştir?.. Kim söyleyebilir?.. Ben kaybediyorum ve kazanmak için yaptığım tüm hamleler, iradesizliğime boyun eğiyor... Kopmak kolay mı? Tükürüp kaçmak kolay mı?
Elimizde hiçbir şey yok... Çünkü bizler tanrının kullarıyız... Benim mutluluğumu çalıyorlar. Tanrı buna nasıl izin verebilir?.. Bunun bir cezası var mıdır? Unutmak nedir? Umursamamak nedir? Direksiyonum bende olmalı... Ben her şeyin üstünde olmalıyım. Evrene hükmetmeliyim. Benim istediğim kişiler yaşamalı, istemediklerim de geberip gitmeli. Ben kendimin tanrısıyım... Benim kendime ait bir hayatım ve kullarım olmalı... Nerdeler?.. Ben bir hiç olduğum için onları bulamadım. Tanrı olacağım yerde, bir başkasının dünyasına kul oldum... Savruldum., yalvardım, utandım, iğrendim kendimden... Sonra yeniden ayaklarına kapandım. Emeğin karşılığı paradır, sevgidir, saygıdır. Vermezlerse çekip gitmelisin. Ama yüzsüzsen eğer, hiçbir yere gidemezsin... Ben tanrıyım... Sesini kestiklerim susar. Sen tanrısın, sesini kestiklerin susar...
Hiçbir şey, uğruna harcanmanı gerektirmez. Hiç kimse, uğrunda ağlamaya değmez. Tüm her şey sahte olsa bile, tek şey gerçek kalır... İnsanın kendisinin efendisi olması... Bir insan, diğer bir insanda sadece zafer duygusu yaratıyorsa, bitmiş demektir. Bana hükmedildiğini bilmek... Bunu bilmek iğrenç her şeyden çok... Yerlere bakıyorum... Bir şeyler arıyorum. Ne aradığımı soranlara, insanlığımı diyebiliyorum. Sonra da yüzsüzce sırıtıyorum. Tanrının bizden beklediği bu mu? Ben küçük tanrıyım... Benim benden beklediğim bu mu?
İnsanlığını kaybetmiş kaç kişi varsa bu dünyada, toplanmalı bir meydana ve içlerindeki en yalnız adamın vereceği işaretle yakılmalılar... Küllerimiz şehri pisletir, dumanımız kötü kokar kabul ediyorum... Ama uzun sürmez, geçecektir... Sizin için bir aşklık, bir yalanlık zaman kaybı...
Siz... her şeyi öyle çirkinleştiriyorsunuz ki... Yere düşmüş güller, kaldırılmaya değmeyecek varlıklardır, benim binlerce anlam yükleyebildiğim iki muhteşem göz, sizler için değersiz birer böcek... Ben ve benim gibiler, yaktığınız köleler, güllerden mezarlarımızda uyuyoruz... Alevler, gül yaprakları... Kahkahalarınız, akşam meltemi....
Ben bir hiç yaptım kendimi... Ama Tanrı yaptım... Tanrı = Hiç ??? Doğru mudur? Değildir. O zaman hiçbir şeyi eşitliği mümkün olamaz...Ben bir hiçsem ve aynı zamanda kendi evrenimin tanrısıysam bundan böyle, bir hiç olamam. Bu yüzden artık eşittir işaretine inanmıyorum. Eşitlik yok.Tanrı herkese aynı şansı vermiyor... Çünkü ben de kullarıma eşit muamele yapamıyorum... Evet, yakılmalıyız... O zaman size ve kullarınıza yaşanılası bir dünya kalacak... Buyurun!!! Dilediğiniz gibi yaşayabilirsiniz...