Şuanki Zaman: 12-05-2008, 11:51 PM
Merhaba, Ziyaretçi! (Oturum Aç -€” Kayıt Ol)
Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



Yarım Kalan Sayfalar
Yazar Mesaj
b.girldilek
Yorumcu
****


Mesajlar: 468
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #1
Yarım Kalan Sayfalar

Yeni bir sayfa derler ama yalandır.
Çoğu zaman devam etmek için yeni bir sayfaya geçersin.
Öbür sayfa bitmiştir çünkü...
Yazacağın tek bir satır bile kalmadığında yeni bir sayfaya geçersin.
Yarım bırakarak geçtiğin çok azdır.
Yarım bıraktığın sayfalara not alırsın belki
Zaman geçtikçe,hatırladıkça,ilintili olduğunu düşündükçe...
Bu yüzden kapanmaz yarım kalan sayfalar hiç.
Hep bitmemiş olarak kalır.
Bitirmek için daha sonra devam ederim deyip bıraktığın olur.
Kıyamazsın bazen ama er ya da geç dolar o sayfa...
Yeni sayfa ise ya yarım kalan sayfalarının izlerini taşır
ya da tamamlanmamış sayfalarına sığmayanları...
Yeni olan hep şanssızdır bu yüzden.
Olanları unutmak için başlarsın
Orta satırlarda fark edersin ki yerinde saymışsın...
Son satırda ise dibe vurursun çoğu kez.
Yeni bir sayfaya geçersin "bu sefer....." diye başlayan bir cümleyle
Ümit ederek her şeyin değişeceğine...
Kendini kandırırsın oysa yalnızca...
Kimse bilmez dibe vuruşlarını...Görünmez bir kayboluştur bu...
Sadece kendin faredersin.
Kıyıya vurmamak için çırpınırsın.
Çünkü kıyıya vurduğunda her şey için,yeni bir sayfa için bile çok geç olabilir...
Kıyıya vurmamak için yaptığın çırpınışların kimsenin dikkatini çekmez
Çünkü herkes kendi hikayesini yaşamakla
Kendi hikayesine sayfa aramakla
Ve yahut var olan sayfasını bitirmekle meşguldür.
Başbaşasındır hep kendinle...
Her zaman olduğu gibi...
"Artık ben varım" , "Sana ben yeterim" diyenler de yoktur.
Zaten sen batarken gemiyi ilk onlar terk eder.
Onlar gidince bozulur geminin o hassas dengesi...
Zaten bir ucunda sen bir ucunda da o olur gitmeden önce...
Gittiğinde geminin senin olduğun tarafı ağır basar ve alabora olursun...
Yüzmeyi bilsen bile bocalarsın...
Hayal kırıklığı yüzünden hepsi...
Hayal kurmak geleceğim,ümidim, her şeyim.
Hayallerim olmasa olmaz yaşam sevincim de...
Ama kırıklarını aldırmak lazım bazen...Arada bir...Sıklıkla...
Kısacık kalsalar bile mecbur kalıyorsun bazen işte.
Seni buna mecbur eden de hayattır.
Her şeye karşı çıkar bir ona karşı çıkamazsın zaten...
Bir tek ona karşı çaresizsin her zaman...
İşte yeni bir sayfa daha...
Ümitlerimin geri kalanını sığdırmaya çalışacağım bir kaç satır daha...
Sığmayacağını bile bile başladım yine...
İşte bu yüzden her yeni sayfa devam demek hayata...

06-25-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
*angeL*
Düşünce Özgürü
***


Mesajlar: 165
Grup: Registered
Katılım: Mar 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #2
Caymak Zamanı..

insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der dostoyevski...

veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yaldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.birlikteliğin örttüğü tüm kusurları, ayrılık sergiler.bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.
"ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir.

kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden...


hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.
"ama"yla biter alelade iltifat cümleleri:
"sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "ben başka türlübir beraberlik düşlemiştim" vs.. vs...


sonra gelsin uykusuz geceler...bir türlü karar verememeler...ruhen gidip gelmeler..."hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler...
birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar...
"aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini inandırmalar...

sonrası hep aynı:
bekleyenin "hani sonbaharda buluşacaktık. hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları...
bekletenin "geliyorum az kaldı" oyalamaları...
bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar...

terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar...veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler...
üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... "...ama kaçınılmazdı" demeler...
"sözünden caydın" yakınmalarını "sen de eski sen değilsin. değişmişsin" diye göğüslemeler...
... asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler...

ve son sahne:

terk edenin o mahcup "gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı:
"uğurlar olsun! ben yoluma devam ediyorum".

ihanetler böyledir:ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir.


ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner.


artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır.

06-25-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
SERDEM
Ağzı var, konuşuyor
**


Mesajlar: 11
Grup: Registered
Katılım: Jun 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #3
Ynt:Yarım Kalan Sayfalar

Alıntı:
insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der dostoyevski...

veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yaldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.birlikteliğin örttüğü tüm kusurları, ayrılık sergiler.bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.
"ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir.

kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden...

hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.
"ama"yla biter alelade iltifat cümleleri:
"sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "ben başka türlübir beraberlik düşlemiştim" vs.. vs...


sonra gelsin uykusuz geceler...bir türlü karar verememeler...ruhen gidip gelmeler..."hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler...
birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar...
"aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini inandırmalar...

sonrası hep aynı:
bekleyenin "hani sonbaharda buluşacaktık. hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları...
bekletenin "geliyorum az kaldı" oyalamaları...
bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar...

terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar...veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler...
üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... "...ama kaçınılmazdı" demeler...
"sözünden caydın" yakınmalarını "sen de eski sen değilsin. değişmişsin" diye göğüslemeler...
... asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler...

ve son sahne:
terk edenin o mahcup "gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı:
"uğurlar olsun! ben yoluma devam ediyorum".

ihanetler böyledir:ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir.

ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner.

artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır.


yıllarca, defalarca, kişilerce, gecelerce, cümlelerce ve hecelerce anlatmaya uğraştığım ve bir türlü anlatamadığım veya anlattığım halde analaşılmayan ve yine yazının içeriğine uygun olarak kıvırma manevralarıyla karşılaştığım ülkemizdeki müzmin durumları ne kadar güzel dile getirmiş... yazanın ve aktaranın emeğine yüreğine sağlık...

06-27-2007 06:00 AM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim | tryorum, | En Üste Dön | Konulara Dön | Arşiv | RSS